20 Milyon

“Galatasaray’ın 25 milyon taraftarının hemen hemen 20 milyonunun ona oy verdiğini tahmin ediyorum. O yüzden bu noktada Başbakan’ın bizimle bir sorununun olduğunu sanmam”
Fenerbahçemiz

“Maalesef Fenerbahçemiz’in adı herkesten çok geçiyor. Reyting uğruna hep Fenerbahçe’nin adı öne çıkıyor.”
İstinye hazır, hedef 2023!
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Haziran 30th 2011 11:03 tarihinde gönderildi
Bugün, Allah’ın izni-Peygamber’in kavliyle Mehmet Ali Aydınlar Türkiye Futbol Federasyon Başkanı, Göksel Gümüşdağ da onun kankütü seçilecek.
Zaten bunun bir adım sonrasında Allah hepsine sağlık-sıhhat versin, Aziz Yıldırım UEFA Başkanı olacak, Ali Yıldırım Şenes Erzik’in yerine geçecek, Ali Koç da Amazon.com’un CEO’su olacak.
Bu seçim aynı zamanda Türkiye’de belki ilk defa kavga-gürültü, hile-hurda, şifre-mifre, vekilliği düştü-düşmedi olmadan, herkesin mutabık kaldığı bir seçim olacak.
Köşemiz dolmadan hemen başkanları, pardon adayları hatırlayalım…
Mehmet Ali Aydınlar Acıbadem’in sahibi, Sarı Melekler’in babası, 2008 senesinde evlat acısı çekmiş beyefendi bir Fenerbahçeli;
Göksel Gümüşdağ, Emine Erdoğan’ın yeğeninden hallice, İ.B.B AKP Meclis üyesi, hem Galatasaray, hem Aziz Yıldırım Kongre üyesi…
Yine hatırlayalım; Aziz Yıldırım, Mehmet Ali Aydınlar için 2008 senesinde “Mehmet Ali Aydınlar’ın başkanlık koltuğuna oturacağı yer Futbol Federasyonu değil, Fenerbahçe Kulübü’dür.” demiş..
AKP, Göksel Gümüşdağ’ın eniştesinin Lig’i kaybedince yuhalandığı ve kendisinin de Nuri Albayrak’ın veliahtlığını yaptığı Trabzonspor’un bulunduğu şehirde %59 oy almıştır.
Oldum olası siyasetten nefret ettim.
Zaten siyasetin anlamı “çok yüzlülük” demek…
Futbola siyaset ne zaman karıştı, nasıl karıştı, kim karıştırdı, hiç hatırlamıyorum.
Sanırım her şey Ali Şen’in Aygün’ün kafasını sarmalaması ile başladı.
Politikadan da hiç anlamam.
Bir kere bile politik olamamışımdır, babam beni pataklarken hep “Oğlum ne kadar direktsin” derdi.
Ama şu Aziz Yıldırım’ın 1998’den beri tuğla tuğla ördüğü o binaya hayran hayran bakmaktayım.
Herkes nefret etmesine rağmen Kulüpler Birliği Başkanlığı’na gelen,
Erman Hocayı ofsayt kamerasından bile sildiren,
Lig TV’nin kablolarını toparlayan,
Artık Galatasaray ve Beşiktaş’ı paramparça ettiği için en büyük rakibi, “İkizi Real Madrid’de oynadığına göre bu da kesin iyidir” olan,
“Söz veriyorum, MHK Başkanı Beşiktaşlı olacaktır” diye açıklama yapanlarla artık muhatap bile olmayan,
Milletin basketbol şubelerini kapattığı, amatör şube paralarını ödeyemediği, transfer yasaklarının kol gezdiği, transfer yapmaya özel jetle gidilip free-shoptan sadece rakı ile dönüldüğü şu günlerde hala transfer yapan bir başkanın yeri kusura bakmayın artık futbol değil, Türkiye siyasetidir.
2023 yılında Başbakan’ı zorlayacak isim ne Kılıçdaroğlu, ne de Bahçeli’dir.
O isim, sadece Aziz Yıldırım’dır.
Fenerbahçe Spor Kulübü
Söyleyecek çok birşey yok. Türkiyenin tek “spor” kulübü Fernerbahçe’yi 5′te 5 için tebrik ederiz…
Yönetim başarısı tam bu olsa gerek. Yatırımlar, hocalar, sporcular,tesisler ve artık meyvelerini topluyor tek tek…
Her branşta kafaya oynayan takımlar yaratarak “spor” kulübü tanımının içini doldurdular.
Tebrikler…
Ağustos Böceği ve Hamsi
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Mayıs 18th 2011 13:25 tarihinde gönderildi
Kaldı sana bir maç…
Fenerbahçe’nin huyudur, taraftarını kanser etmeden, ülser etmeden sezonu bitirmez.
Yine Fenerbahçe’nin huyudur, psikologlara, boşanma avukatlarına, acil servislere, tekele para kazandırmadan sezonu kapatmaz.
Fenerbahçe bu…
Bütün sene yatar, kışın atağa kalkar, üst üste 79 puan alır, son maça gelir-dayanır.
Bütün sene yatar diyince aklıma geldi.
Günlerden yaz…
Ağustos böceği, yine hayvan gibi yiyor, içiyor, yatıyor, elinde Mojito, karılar kızlar…
Hayat hiç umurunda değil.
Fakat karınca o biçim çalışıyor, gece gündüz sırtında çekirdek, ekmek, peynir, dilli kaşarlı, ebe gümeci.
Karınca, karınca kararınca ne varsa topluyor.
Karınca iş yaparken bir bakıyor, anaa ağacın altında ağustos böceği…
Böyle bacakları yaymış oturuyor.
Diyor ki, içinden…
“Ulan sen kışın geleceksin kapıma. Ben sana nah veririm yemek-su-ekmek.”
Yaz bitiyor, kar kış bastırıyor.
Dışarıda ayaz var, tipi var.
Nasıl soğuk anlatamam.
Karıncalar evlerinde.
Bütün kış taşıdıklarını yiyorlar, içiyorlar.
O sırada kapı çalıyor.
Karınca diyor ki “Aha geldi kerkenez. Bırakın ben açarım kapıyı.”
Kapıyı açıyor.
Bir bakıyor.
Kapının önünde son model Ferrari, onun hemen önünde bir şoför, arka cam açık, ağustos böceği arkadan elini çıkarmış, elinde puro, üzerinde smokin, yanında sarışın ağustos böcekleri.
Camdan bağırıyor;
“Ya karınca kardeş, sen yıllarca bana baktın. Ben de sana bir iyilik yapayım diyorum. Fransa’ya gidiyorum. Oradan bir şey istiyor musun?
Karınca bir arabaya bakıyor, bir kendine…
“Orada bir La Fontaine vardı. Söyle ona, anasını avradını….”



Son Yorumlar