Mayıs, 2009 arşivi
Djibril Cisse
Mert tarafından, Premier League kategorisi altında, Mayıs 11th, 2009 tarihinde gönderildi

Bir ara Galatasaray ve Beşiktaş’la bile adı geçmişti. Sonra hakikaten bir tane Cisse geldi ama o değil. Şimdilerde Tottenham’a transferi gündemde. Haftasonu oynanan Bolton maçında ilk onbirde yer bulamayınca hocasına sinirlenmiş ve “Tottenham’a transfer olmak ve Redknapp ile çalışmak istiyorum” demiş. 4-5-1 sisteminde formasını Kenwyne Jones’a kaptırmaktan şikayetçi kendisi. Transferinde durum biraz karışık. Cisse Marsilya’nın futbolcusu, Sunderland’de kiralık oynuyor. Daha önce Marsilya-Sunderland arasında 10 milyon euro’luk bir ön anlaşma mevcut, ama bağlayıcı değil. Tottenham’ın devreye girmesi durumunda Cisse’ye Londra yolu gözükeceği, Tottenham’dan bu yaz ayrılması beklenen Darren Bent’in de Sunderland’e transfer olacağı konuşuluyor.
Mehmet Yıldız – İTİCİ GÜÇ MÜ, FREN Mİ?
Sivas’ı Sivas yapan adam mı, yoksa Sivas’ı yavaşlatan bir ayak bağı mı? Takımı toparlayan itici güç mü, takımı çirkin ve çağ dışı futbol oynamaya iten bir fren mi? Takımın ağabeyi mi, yoksa takım arkadaşlarını fırçalayarak ahengi bozan negatif bir güç mü?
Bu sorular 2008-2009 sezonu ile birlikte tartışılmaya başlandı. Sivas’ın beklenmedik çıkışını yaptığı 2007-2008 sezonunda kahramandı Mehmet Yıldız. Tüm büyük takımların dikkatini çekmeyi başardı performansıyla. Takımının %60′ı olarak nitelendirenler bile oldu. Sivasın taktiği de onun üzerine kuruluydu. Daha çok defansif ve rakibi bozan futbol oynayan Sivas, ileride Mehmet Yıldız’a uzun topla ulaşıyor, onun topu saklama özelliğinden faydalanarak hücuma çıkıyordu. Yani evet; Mehmet Yıldız Sivas’ı Sivas yapan adamdı.
Ancak bu sene ise durum daha farklı. Sivas daha derli toplu bir takım görüntüsünde. Başka bir deyişle; geçen sene kemik gibi bir takım olan Sivasspor bu sene kaliteli bir takım. Kamanan, Bilica, Murat Erdoğan(beğenmesem de) gibi yerinde transferler, birbiriyle uzun süredir oynayan takımın artan uyumu ve kendine güveni artık Sivas’ın göz ardı edilemez bir güç haline getirdi.
Bu tabloda geçen senenin kahramanı Mehmet Yıldız, bu sene artık takımına ayak bağı olmaya başladı. Sahada olduğu her maçta takımını çağ dışı futbol oynamaya itiyor. Orta sahada çok top yapan, total futbol oynayan bir takımın forveti değil Mehmet Yıldız. Hepsinden öte, kendisini takımdan üstünde gören ve zaman zaman takım arkadaşlarını azarlayan bir görüntü çiziyor.
Nasıl Alex Fenerbahçe’ye 5 senede çağ atlattıysa ve artık misyonunu tamamladıysa, Mehmet Yıldız da misyonunu tamamladı. Çünkü dünya futbolunda artık ne Mehmet gibi ne de Alex gibi futbolculara yer var. Hedefinizde Avrupa varsa tabi…
Benim önerim, en iyisi Alex Sivas’a, Mehmet Yıldız da Kayseri’ye veya Denizli’ye falan gitsin. Fenerbahçe de Milan’da forma şansı bulamayan ve Aziz başkana beni al diye haber gönderen Ronaldinho’yu getirsin. Roberto Carlos’u aramış, İstanbul harika bir şehir kesin gelmelisin cevabı almış. Karısı da sıcak bakıyormuş vs..
Chelsea-Barcelona…
Mert tarafından, Maç Yazısı kategorisi altında, Mayıs 6th, 2009 tarihinde gönderildi
Futbol konusunda bereketli başlayan 2009 senesi son meyvesini verdi. Dört dörtlük liverpool-chelsea ve liverpool-arsenal maçlarından sonra şimdi de yıllarca unutulmayacak bir başka maç daha, chelsea-barcelona.
Maçla ilgili konuşulacak, yazılacak çok şey var. Maç öncesi Henry’nin sol dizinden yaşadığı sakatlık sebebiyle oynayamayacağını öğrendik. Guardiola mecburen Iniesta’yı sol çizgiye çekmek durumunda kaldı ve Barcelona maça göz alıcı orta saha ikilisi Xavi-İniesta ikilisiyle başlayamadı.
Ancak asıl konuşulması gereken konu kesinlikle hiddink’in barcelona’yı ve Guardiola’yı bitiren taktiğidir. Hiddink ne yaptı da “uzay takımı” Barcelona maç boyunca sadece 1 tane kaleyi bulan şut ile maçı tamamladı, bunu konuşmak gerekiyor. Orta sahayı çok geride kurdu Hiddink. defans dörtlüsü(bosingwa, terry, cole, alex) ile orta saha beşlisi (malouda, ballack, lampard, essien, anelka) o kadar yakın oynadı ki, bu durum Barcelona’nın ceza sahasının yakınlarında yaptığı pas trafiğini tamamen kesti. Orta alanı tamamen Barcelona’ya bırakan Hiddink biliyordu ki orta çizgide yapılan onlarca pasın hiçbir tehlikesi yoktu takımı için. Sadece bu pasları ceza sahası yakınında yaptırmadı rakibine, ve planı tuttu. Şimdi soruyorum, Etoo’ya maç boyunca kaç kez top geldi? Ya da Messi’ye? Iniesta, Xavi, Keita orta sahada hazırlık pasları yapıp durdular. Hava hakimiyetine sahip olmayan Barça için yapılabilecek hiçbir şey yoktu. Zaten Guardiola’nın maçı çevirmek için tek hamlesi 85′te bojan’ı oyuna almak oldu.
Yine de tesadüf ve spekteküler bir gol ile öne geçen Chelsea’nin sonu yine tesadüf ve spekteküler bir son dakika golü ile geldi.
Maçtan bazı notlar:
- Chelsea’nin 2 tane çok net penaltısı hakem Tom Henning Ovrebo tarafından verilmedi.
- Aynı Tom Henning Ovrebo Abidal’i hatalı bir kırmızı kart ile oyundan atarak durumu eşitledi.
- İlker yasin maç boyunca hakem Tom Henning Ovrebo’ya çakıp durdu.
- Chelsea yıllardır Şampiyonlar Liginde aynı mantalite ile şampiyon olamayacağını anlayamadı. Tamam, bu takım belki de dünyada takım savunmasını en iyi yapan takım ama rakip 10 kişi kaldığında dahi Anelka’yı çıkartıp Belletti’yi oyuna alıyorsan orada bir sıkıntı var demektir.
- Ballack’ın Chelsea’yi terk etme zamanı geldi de çoktan geçti.
- Dani Alves Sabri’yi arat
tı.
- Futbolun ilahları(Tom Henning Ovrebo) herkesin istediği finali gerçekleştirdi; Manchester United – Barcelona.



Son Yorumlar