Haziran, 2009 arşivi
Bir Transfer de Hexagoal.com’dan
Murat tarafından, Emrah Öner, Transfer Piyasası kategorisi altında, Haziran 30th, 2009 tarihinde gönderildi

Evet sezon hazırlıklarımız tüm hızıyla sürüyor, yeni sezona bomba gibi girmek için Hexagoal.com yönetimi olarak boş durmadık. Ve sessiz transfer sezonunda bombayı patlattık; Emrah Öner’i renklerimize bağladık…
Hürriyet.com Spor yazarlarından Emrah Öner artık Hexagoal.com için de yazacak. Önümüzdeki günlerde resmi sözleşmeye imza atacak olan usta kaleme Hexagoal.com ailesine hoşgeldin diyoruz…
Biri Bize Anlatsın ?
Murat tarafından, Trabzonspor kategorisi altında, Haziran 28th, 2009 tarihinde gönderildi

Yıllardır hep şampiyonluğun büyük adayıdır Trabzonspor, ama kime göre, neye göre ? 25 yıl önce yaşadığı şampiyonluğu referans alıyor sanırım medya ve Trabzonsporlular. Hatırladığım futbol tarihine bakınca hep yukarıyı zorlayıp, ama ligin sonu geldikçe oyundan düşen bir Trabzon var benim bildiğim. Bu kadar açık bir tabloyu sadece biz mi görüyoruz acaba ? Tabi ki hayır diyorum, ama emin olmadan…
Trabzonspor’un büyüklüğüne kendi insanı inanmıyor, kendi taraftarı bunu sorgulamıyor, kendi yönetimi uzaydan gelmiş gibi yönetiyor sanki. Eldeki kadroya göre inanılmazı başaran milli hoca Ersun Yanal’ı yolluyorsun, her iki senede bir yaptığın gibi altyapı hocasıyla son haftaları geçiştiriyosun. Ama sonra gidip daha kötüsünü bulup getiriyosun takımın başına. İşte şöyle;
| 2008/09 Ahmet Özen | Teknik Direktör (5 maç) |
| 2008/09 Ersun Yanal | Teknik Direktör (29 maç) |
| 2007/08 Ersun Yanal | Teknik Direktör (25 maç) |
| 2007/08 Ziya Doğan | Teknik Direktör (9 maç |
| 2006/07 Ziya Doğan | Teknik Direktör (30 maç) |
| 2006/07 Sebastião Lazaroni | Teknik Direktör (4 maç) |
| 2005/06 Vahid Halilhodžić | Teknik Direktör (26 maç) |
| 2005/06 Orhan Çıkrıkçı | Teknik Direktör (1 maç) |
| 2005/06 Şenol Güneş | Teknik Direktör (7 maç) |
| 2004/05 Şenol Güneş | Teknik Direktör (17 maç) |
| 2004/05 İhsan Derelioğlu | Teknik Direktör (3 maç) |
| 2004/05 Ziya Doğan | Teknik Direktör (14 maç) |
| 2003/04 Ziya Doğan | Teknik Direktör (15 maç) |
| 2003/04 Turgay Semercioğlu | Teknik Direktör (5 maç) |
| 2003/04 Samet Aybaba | Teknik Direktör (14 maç) |
| 2002/03 Samet Aybaba | Teknik Direktör (34 maç) |
| 2001/02 Hans-Peter Briegel | Teknik Direktör (17 maç) |
| 2001/02 Sadi Tekelioğlu | Teknik Direktör (17 maç) |
| 2000/01 Sadi Tekelioğlu | Teknik Direktör (16 maç) |
| 2000/01 Giray Bulak | Teknik Direktör (18 maç) |
| 1999/00 Giray Bulak | Teknik Direktör (20 maç) |
| 1999/00 Ahmet Suat Özyazıcı | Teknik Direktör (14 maç) |
| 1998/99 Gordon Milne | Teknik Direktör (34 maç) |
| 1997/98 Ali Kemal Denizci | Teknik Direktör (10 maç) |
| 1997/98 Özkan Sümer | Teknik Direktör (15 maç) |
| 1996/98 Yılmaz Vural | Teknik Direktör |
| 1993/97 Şenol Güneş | Teknik Direktör |
Tablo içler acısı. Muhtemel rakiplerin, Aragones, Mustafa Denizli, Daum, Rijkaard gibi isimlerle çalışırken Trabzonspor bu seneki durumu da bomba gibi; önce Samet Aybaba denildi, çok farklıymış gibi . Gelen tepkiler (?) üzerine Başkan olağanüstü kurul kararı aldığını açıkladı. Samet hocadan da vazgeçtiğini ekleyerek. Ama gitti sonra Belçika’lı Hugo Broos ile bir yılı opsiyonlu 2 yıllık anlaşma imzaladı. Hani derler ya “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu ” aynen bu hesap. 3 hafta konuşulan hoca isimlerini yazmaya utanıyorum buraya; Şenol Güneş, S.Goran Ericsson, Santini, Ertuğrul Sağlam vs. Bizi utandırır inşallah yeni teknik direktör demek istiyorum ama çok inanamadan bu yazdığıma. Broos’un kariyerine bakınca Belçika liginde başarıları mevcut şampiyonluklar, kupalar ; fakat ülke dışı deneyimi geçen sezonun ikinci yarısında Yunan ekibi Panserraikos ile küme düşmek sadece. Tabi takımın düşmesi hocayla belki çok alakalı değildir ama yine de ilk Belçika dışı teknik direktörlük deneyimi olarak yazıyoruz.

Bu arada başkan Sabri Şener’in Belçikalı tercihi de dikkat çekici bir durum ; 89-90 sezonunda Asbaşkan iken Urbain Braems ile çalışmış, sonra 90-91 de Başkan olunca Braems’i tekrar göreve getirmiş ve Trabzonspor tarihinde kupa kazanan tek yabancı isim olmuş. Ardından, Başkanlığının ikinci döneminde Georges Leekens’i takımın başına getirmiş. Şimdi yeniden Başkan ve 15 yıl aradan sonra yeniden bir Belçikalı ; Broos. Başkan Belçikalı seviyor diyeceğim ama çok klişe olacak, tarihi tekerrür ettirmeye çalıştığı da bir gerçek…
Bizde Transfer Var ZANdık.
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Haziran 25th, 2009 tarihinde gönderildi
Eski bir futbolcu geçen bir sohbette şöyle demiş; “Biz eskiden transfer paramızla Bakırköy’de 2 ev alırdık, 1 dükkan alırdık, bir de araba alırdık. Şimdi futbolcular çok şanssız, sadece bir rezidansa paraları yetiyor.” Mahsun Kırmızıgül de bir şarkısında şöyle der; “Ben böyle şansın, ben böyle kaderin, ben böyle hayatın….”
Zanlı, Gökhan Zan.
Herhalde arkadaşın istatistiklerini tekrar tekrar vermeye gerek yok.Zaten sabah sabah 1000 tane abuk sabuk rakamla uğraşmazsınız.
Ayrıca Uğur Meleke şu anda, Gökhan’ın 6 aylıkken evinin salonunda plastik topla yapamadığı ofsayt taktiklerini, lisede metacarpus kemiği çıktığı için oynayamadığı halı saha maçlarına oranlıyordur.
Kabaca, senede 50 maç varsa 25’inde yok bu adam.Zaten geçen sene bile, ki şampiyonlukta büyük payı var diyorlar, 50 maçın 26’sında oynamış.
Ernst bile 20 maç oynamış, kelim benim, sezonun yarısında geldi zaten.
Kaldı ki, Gökhan bir senede en çok 29 maç yapmış, o da Gaziantep’te kiralıkken.
Bakın, aslında sorun Gökhan Zan’ın sakatlıkları değil.Sorun, Beşiktaşlı birinin Galatasaray’a transfer olması da değil.Sorun, bonservis olayı da değil. Sorun, bir futbolcunun çok karaktersiz oluşu, çocukken öbür takımı tutması, profesyonel sahtekar olup 2 dakikada 2 forma giymesi de değil.
Sorun şu….
Gökhan Zan kaç para almalı?
Ya da genel olarak, bir Türk futbolcusu kaç para almalı? Yani bir Türk kaç para eder?
Bardağın dolu tarafından bakıyorsun, Emreciksin, Uğur Boral, Sabri rahat 2 trilyon alıyor.
Bu arada Gökhan Gönül, 1 trilyon alıyor. Mehmet Topal, belki almıyor bile.
Güiza, Semih’in en az 3 katı, Mehmet Yıldız’ın 5 katı, Taner’in 10 katını alıyor, fakat Güiza-Torres belki aynı parayı kazanıyor. Memleket memleket değil, menajerlik oyunu.
O zaman şöyle yap. Misal;
Gel arkadaşım Lugano de.
Senede 50 maç var. Güzel. Sen geçen sene 30 maç oynamışsın. O da güzel.
20 maç ense ısırmışsın, kafa atmışsın, dirsek atmışsın, Noel’e eve gitmişsin. O daha da güzel.
Sen 4 milyon Euro istiyorsun.
30 bölü 50, çarpı senelik senin istediğin rakam eşittir 2.4 milyon.
Yoksa güle güle anam.
Aslında bunu yabancıya bile yaparsın, Türk’e de.
Ama bunun arkasında Federasyon gibi bir kurumun olması gerekir.
Peki, boş tarafından bakalım bardağın.
5 tane Türk stoper say desem, sayamazsın.
Önder Turacı, İbrahim Toraman, Gökhan Zan, Emre Aşık + Kewell.
Başka yok. O zaman Gökhan Zan’ın istediği çok para değil.
Fakat bir futbolcunun bonservisi yok diye, Türkiye’nin ilk 5 stoperinden biri diye, camdan vazoya 2.8 trilyon verilir mi? Eğer senin as ikilin Gökhan Zan ve Emre Aşık ise Rijkaard’i niye aldın? Cevat hoca ile de en az 2’ncilik garanti. Gerçi Rijkaard olayı abartılıyor, onu ayrıyeten yorumlayacağım, fakat bu transferlere kim evet diyor?
Adnan Polat, bomba transfer var diyor, taraftar rahat olsun diyor, yoksa Gullit mi geliyor?
Şimdi, Beşiktaş Gökhan Zan’ın opsiyonunu uzatsaydı, Galatasaray bonservis ödeyecekti diyorlar.Yahu tamam, Carrusca’yı alan şapşal, Gökhan Zan’a bonservis parası verir mi? Artık Aziz Yıldırım bile vermez.
Vermez di mi?
Fenerbahçe Aurelio’dan, Tuncay’dan, Rüştü’den hiç birinden para kazanamazken, Emreciksin, Sercan, Emre Belezoğlu gibi elinde patlayacağı kesin olan futbolcuları transfer edip trilyonlar harcarken, Galatasaray Meira’dan bile para kazandı. Sivas’tan bedavaya aldığı Servet’ten servet elde etti. Futbolcu ticaretinde iyi giden Galatasaray burada bir hata yaptı. Çünkü Gökhan Zan’ı bir daha satamayabilir. Çünkü sakat diye ismi çıkmış. Bugün Avrupa’nın belki de en çok dikkat ettiği özellik, devamlılık. Ipswich Town bile Gökhan Zan’ı isterken bir bakacak, adam hayatı boyunca 1000 maçın 500’ünde oynamamış.
Burada bir başka hata da tabi ki şu;
Eğer Beşiktaş, Gökhan’ın opsiyonunu 1 yıl daha uzatsaydı, Gökhan 700 bin Euro’dan oynayacaktı.
Ya atladılar, ya da başka bir şey var. Eğer Galatasaray 2 milyon 800 bin Euro vereceği var ise, seneye de verebilirdi. Beşiktaş, Gökhan’dan 1 sene daha yararlanır, ve sonra kapının önüne koyardı.
Fakat, zannetmiyorum ki; Mustafa Denizli’nin onayı olmadan bu iş bu şekilde sonuçlansın.
Denizli, Alaçatı’dan “Gökhan Zan kalsın Lan” diye bağırsa, Gökhan Zan Beşiktaş’ta 10 sene kalır.
Fakat Yıldırım Demirören bu olayı güzel bir dille açıklayamazsa veya kendine çeviremezse, Mehmet Topuz olayından dolu olan taraftar iyice içini dökecektir.
Aslında sağlıklı Beşiktaşlı hem Topuz’un, hem de Porselen Zan’ın peşinden bir gram bile gözyaşı dökmeyecektir.
Sağlıklı olanlar belki şu an, ilk Fenerbahçe maçında “Bilmem kaç numaraaaa, Mehmettttttttt” anonsuna 50000 kişinin aynı anda “Topuzzzzzzz” diye bağırmasını, ilk Galatasaray antrenmanında kulüp doktorunun “Gökhan Zan dişini fırçalarken humerus kemiğini kırmıştır.” açıklamasını beklemektedir.
Uyanmadılar… İspanya 0-2 ABD
Murat tarafından, Konfederasyon Kupası kategorisi altında, Haziran 25th, 2009 tarihinde gönderildi
Amerikan Rüyası demiştik 3 gün önce. Gerçekten de rüya gibi grup çıkışı yapmıştı ABD, ama herkes bu rüyanın dün akşam son bulmasını beklerken onlar öyle derin uyumuşlar ki, İspanya bile uyandıramadı.

Maçta sürpriz yoktu aslında, İspanya her zamanki gibi oynuyor pozisyona giriyor, ABD savunma yapmaya çalışıyordu. Fakat dün gecenin farkı bence İspanya savunmasıydı, çok fazla bireysel hata vardı Casillas’ın önünde. Belli ki İspanya savuma oyuncuları biraz hafife almışlardı rakiplerini. Tabi sadece savunmacılar değil golcüler de ABD kalesinde girdikleri pozisyonlarıda basitçe harcıyorlardı. Konsantrasyon problemi çok açıkca gözüküyordu. Hal böyle olunca ABD’nin atletik futbolcuları teknikleri zayıf da olsa kontra ataklarla sonuca gittiler. Bireysel hatalar dedik ama ilk gol Puyol’un, ikincisi Ramos’un hatasından diyemeyeceğim, resmen ikramıından. İspanya takımı rekor havasına falan mı girdi diye düşünmedi değilim, dün akşam kazansalar üst üste 16. galibiyetlerini alıp Brezilya’yı tarihe gömeceklerdi. Ama rüya devam ediyor, bakalım bu akşam rakipleri kim olacak; Brezilya mı, Güney Afrika mı ?
Fener Bu, Hem Sever Hep Döver.
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Haziran 23rd, 2009 tarihinde gönderildi
Efes Pilsen son maçta Fenerbahçe’ye 79 sayı attı, şampiyon oldu ve dayak yedi. fy372ih8uv
Herkes farkındaydı ki, maç bitince sahaya koşup tekme atan o fıçı görünümlü arkadaş, 79 tane fıçı efes devirip maça gelmişti. Malesef, Allah’ın sopası yok fakat tribünün sopası var.
Geçen haftaki o Adana Adliyesi görüntülerine benzeyen final maçından bahsetmeyeceğim, merak etmeyin.
Kill For You, Roberto Carlos, “6 Kasım’da 6-0” formalı basketbol seyircisinden de bahsetmeyeceğim, yine merak etmeyin. “Kendini bilmez birkaç taraftarın yaptığını koskoca Fenerbahçe’ye mal etmemek lazım” klişesinden bahsetmeyeceğim, hiç hiç merak etmeyin.
Çünkü kendini bilmez taraftar sayısı Türkiye’de 6-7’dir. Bizim sokakta bir amca var, onla beraber 8. Kaynımın kayınçosu, 9. Bir de Rambo var, 10. Bunlar topu topu 10 kişi.
Bu arkadaşlar şansa o maça hep beraber gitmişler ise olay çıkar. Biri eksik olsun, başkanlar fair-play ödülü alır.
Fakat bir gerçek var ki;
Her ne kadar Fenerbahçeli taraftar 4-0’lık Samsun maçından sonra antreman basıp Müjdat’ı, Arap İsmail’i sopa ile kovaladıysa da, Rüştü’yü cipinde tekmelediyse de, kesinlikle bu tür olaylar sadece Fenerbahçe’ye has birşeydir diyemiyorum. Çünkü daha bir kaç sene önce Beşiktaş tribününde gencecik çocuk öldürülmüştü, Trabzon’da taş yağmıştı, Sami Yen’de tribün çökecekti vs…
Zira, bu sorun sosyoloji temaları içerdiğinden iddia ediyorum, Türkiye’de F1 takımı kurulduğu anda, birkaç kendini bilmez piste girer Button’a balata saplar, Kovalainen’i kovalar, Alonso’yu da rüzgar tüneline sokar. Allahtan adamlar final maçını görmüşler de, F1’i kapatıyorlar.
Burada tek suçlu Efes’tir. Efes’in en büyük suçu Fenerbahçe’yi yenmektir.
En suçsuz da o tekme atan arkadaştır.
Çünkü yöneticiler geçen sene onu ve onun gibileri doldurmuş, yarı final demiş, kupa sözü vermiş, 3 sene şampiyonluk demiştir.
O arkadaş süper kadro diye kombine almış, fakat karşısında Emreciksin’i, Belezoğlu’nu, Ali Bilgin’i, Burak’ı, Güiza’yı bulmuştur. Taraftar sinirlidir, çünkü kandırılmıştır. Taraftar sinirlenince o an karşısına ilk çıkana, zenci de olsa, beyaz da olsa girer.
Kandırılmak ve Efes deyince aklıma bir şey geldi.
Geçenlerde ETS ile Bodrum Voyage Charm’daydık.
Manzara süper. Deniz süper. Kaleye karşı eşini al, rakını al, buzunu al.
Otel ultra herşey dahil, limitsiz yerli yabancı içki.
Ama yalan da limitsiz.
Bira istiyorsun, Efes ücretsiz, diğerleri ücretli.
Nasıl olur? Limitsiz yerli yabancı içkideki olaya bak.
Efes de Efes değil zaten.
Sahildeki barda fıçı bira var, şişe bira yok.
Gittim sordum, şişe bira yok mu dedim?
Yok dediler.
Sonra öğrendim ki, resepsiyondaki barda varmış.
Her yarım saatte bir 5 kat yukarı çıktım. Garson resepsiyondan getirmiyor çünkü. Anam ağladı.
Sabah açık büfeye girdim. Taze portakal suyu alayım dedim.
2.5 TL dediler. Ne parası dedim? Taze portakal suyu paralı dediler.
Yahu, mayomun içide bozuk para mı taşıyacağım ultra herşey dahilde?
Tamam, mayoma da bazı şeyler dahil fakat sınırsız bir yere gelmişim parayı nereden bulayım sabah sabah? Ayrıca niye para getireyim?
Votka istiyorsun, sadece bir marka var. Viski istiyorsun, bir marka var. Onunda ismini ilk defa duydum. Diğer bildiğin bütün markalar ekstra.
Alakart restoranına gittik. Tatsız tuzsuz bir kavun geldi. Biraz daha istedik. Menüde kavun bu kadar dediler. Yahu yukarıda sınırsız kavun var, git getirsene. Getirmiyorlar. Ben rakıya kızarmış ekmek mi banayım? Öyle kaldık.
Sabah bir peynir yedik. İnanılmaz lezzetli.
Bir baktım, akşam o peynirden yok.
Dedim, “Sabah bir peynir vardı, rakı ile iyi gider, o peynirden kalmadı mı?”
Dediler, “Ağabey, o peyniri akşam çıkartamıyoruz. Yasak.”
Zannedersin, Tümen Komutanı emretmiş.
İşte aynı Fenerbahçe.
Dışardan müthiş transferler, paralar, pullar, altın karmalar, imza şovlar.
İçine bir giriyorsun, Uğur Boral, Maldonado, Deniz Barış.
Soruyorsun, yıldız transfer yok mu?
Var işte, 30 milyonluk Mehmet Topuz diyorlar.
Başka yok mu, diyorsun.
Yok ekstraya girer, diyorlar.



Son Yorumlar