Temmuz, 2009 arşivi

Sabri Taşı Çatladı…

Ronaldo’nun imza törenine 80 bin kişi katıldı. Ronaldo, hepsine sempati ve imza gönderdi. Michael Jackson’un cenaze namazına 20 bin kişi katıldı. Michael, herkese hüzün dağıttı. Sabri’nin Almanya’da yanına 1 kişi yanaştı. Sabri, gurbetçinin kafasına ayakkabısını fırlattı.

Hayatımda en sevmediğim 3 şey.
Yalan, yılan ve Manchester United.
Fakat yalandan ve yılandan korkmam, Manchester’dan korktuğum kadar.
O yüzden, kura çekilirken torbada Manchester varsa televizyonu kapatırım.
O kadar ki, gece, ışıksız bir sahada, 11 tane Appiah-Yeboah-Allah rahmet eylesin Musisi’ye karşı oynarım, fakat Manchester’a karşı oynamam.
1999’daki final maçından sonra, Bayern Münich’li bir taraftar olsam ölene kadar bir daha yes bile demem.
Benim Manchester’i görünce cinlerim tepeme çıkar.

Alex Ferguson, Scholes, Schmeichel, Irwin, Beckham falan filan ve en son tabi ki Ronaldo ile bu cinler tavan yapmıştır.
Ve bu adamlar en uyuzunu, en artistini, en şımarığını, kısacası Ronaldo’yu 90 küsür milyon Avro’ya Real’e sattılar.
Buna pazarlama diyoruz.
Bizde Gökhan Zan’ın sözleşmesi bitse de alsak diye bekleyen adam var.
Biz de buna flaş transfer diyoruz.

Barcelona veya Liverpool varken Real Madrid’e de pek sempati duymam fakat Hugo Sanchezlerin, Zidaneların, Raulların, Hierroların, Morienteslerin giydiği o bembeyaz Royal (kraliyet) kıyafetin içine artık Ronaldo da girecek.
Hala aklım hayalim almıyor.
94 milyon Avro.
Sırf Barcelona’ya karşı ben de 4-3-3 oynamalıyım diye Kaka ve Ronaldo aynı anda transfer edilir mi?
Yahu Türkiye’de bütün halı sahalar orjinal Real Madrid forması giyse bu parayı kimse çıkartamaz.
Peki 2014’de Messi’nin sözleşmesi bitince, Platini de o gün orada olmaz ise, Messi kaça gidecek?
2014 milyon Avro’ya mı?
Bütün bunlar nereye kadar gidecek?

Ben size söyleyeyim nerede bitecek.
Galatasaray’ın ilk ön eleme maçında.
Rijkaard, ilk ciddi maçta Sabri’yi oynatacak.
Dönecek, bu arkadaş kaç para alıyor diye soracak.
Cevabı alınca “Ronaldo az almış ulan” diyecek.

Bütün bu grubun en suçsuzu tabi ki Sabri.
Sabır taşları çatlıyor, fakat hala onu orada tutuyorlar, onu orada oynatıyorlar, hala ona maaş veriyorlar.
Aslında sadece dolu bir akbile oynaması gereken Türkiye’de o kadar çok oyuncu var ki.

Hangi birini sayacaksın?
Uğur Boral mı, Gökhan Zan mı, Selçuk mu, Serkan Balcı mı, Deniz mi, hangisini nasıl sayacaksın?
Ortada para yok, bankalar batıyor, ülke küçülüyor, ülkeler batıyor, fakat Real Madrid batmıyor.
Aynı şekilde Fenerbahçe de büyüyor.
İkisi de manyak Avro harcıyor, ikisi de imza törenleri yapıyor, ikisi de şovbizin kralı, ikisi de her sene kadro yeniliyor, ikisi de başarıyı hemen istiyor.
Gerçi arada bir fark var.
Biri önce takımı kuruyor, sonra flaş transfer yapıyor.
Öbürü flaş transfer yapıyor, sonra 2010’a Uğur Boral ile, Selçuk ile giriyor.

İşte en büyük fark bu.

,

2 Yorum

Acil Şifalar Vedat baba…

Türk spor medyasının duayenlerinden, abilerinden, hatta babalarından o. Birkaç aydır süregelen sağlık probeminde kötüleşme varmış, yoğun bakıma almışlar Vedat Okyar babayı. Acil şifalar diliyoruz, dualarımız seninle…

1 Yorum

Robinho Naptın?

Robinho evlendi. Evlendiği için naptın demiyorum tabi ki… Buyrun önce geline bakın, sonra da geçen sene Robinho ile sevgili oldukları iddia edilen Daniella Sarahyba’ya bakın..

Gelin:

Daniella Sarahyba:

,

Yorum yok

Fabian DELPH: Yeni Steven Gerrard!

Şimdi yeni Steven Gerrard demek iddialı oldu biraz, farkındayım. Yeni Maradona, yeni Zidane diye çıkanları biliyoruz. Bunu söyledim, çünkü özellikleri itibariyle Gerrard abisiyle oldukça benzeşiyorlar. Delph’in özelliği pasları. Çok uzun mesafeye harika uzun toplar atıyor (her başarılı İngiliz orta saha gibi). Aynı zamanda orta sahada yerden ve sert isabetli pasları da, bunu dünyada belki de en iyi yapan Gerrard’ı andırıyor.

Fabian Delph

Kim ki bu Delph? Öncelikle ben nereden tanıyorum onu anlatayım. Bu senenin başlarında yine sosyal hayatımın tamamını sıfırlayıp FM oynamaya gömüldüğüm bir dönemde, Leeds United’ı eski muhteşem günlerine döndürmeye çalışırken tanıştım bu çocukla. Ele aldığım takımın 19 yaşında ama en iyi özellikli adamıydı. Leeds altyapısında yetişmiş (Futbola Bradford’da başlamış ancak 13 yaşından beri Leeds’te), tam bir İngiliz orta saha futbolcusu, yani fm diliyle MC… 2015′leri gördüğüm oyunda 50 milyon euro üzerinde gelen birçok teklifi reddetmiştim Delph için. O, Leeds kültürünü almış, altyapıdan gelmiş takım kaptanımdı. Ve 25 yaşına geldiğinde oyunun en iyi orta sahalarından biri haline gelmişti.

Fabian DelphNeyse… Geçen seneden beri Leeds’ten Delph’i almaya çalışan bir Premier Lig takımının haberini okuyorum. Daha önce Arsenal, Chelsea ve Newcastle talip olmuştu, bugün de Telegraph gazetesinde Aston Villa’nın Gereth Barry’nin yerini doldurmak için teklifte bulunduğu ancak Leeds tarafından reddedildiği haberi çıktı.  Leeds başkanı da açıklamış zaten; “Evet, istiyorlar ama reddediyoruz“.

Fabian Delph bu sene Football League Awards – En İyi Genç Futbolcu Ödülü‘nü kazandı. Yani Premier Lig’den sonraki 3 ligin (Championship, League One ve League Two) en iyi genç oyuncusu seçildi. Geçen sene devamlılığını da gösterdi ve takımıyla tam 50 lig maçına çıktı. Aynı zamanda Delph 18 yaşından beri İngiltere U21 takımında oynuyor. Ve İngiltere ondan gelecekte çok şey bekliyor.

Fabian Delph ismi aklınızın bir yerinde dursun…

1 Yorum

Numaranın Adamı Ol… (2/5)

Oynadığı mevki ile forma numarası uyumsuz olan futbolcuları yazmaya devam ediyoruz. Serinin ikinci ismi Yunan futbolcu Pantelis Kafes…

Pantelis Kafes (1):

Yunanistan’ın son yıllarda Avrupa futboluna hediye ettiği, oyun zekası ve futbol görüşü olarak Cruyff’tan bu yana yetişmiş en büyük yetenek olarak gösterilen, Yunanistan’ın dahi çocuğu ve başarılarındaki en önemli mihenk taşı olan orta saha oyuncusu gibi laflarla taçlandırmak isterdim onu. Ama maalesef giydiği 1 numaralı forma numarasından başka hiçbir şeyle hatırlamayacağız Kafes’i. Formasını giydiği Olympiakos’ta o zamanki kalecileri ve ne tesadüftür ki halen de kalecileri olan (zaten Yunanistan’ın kalesine başkası geçtiği gün ne yaparım bilmiyorum) Antonios Nikopolidis’ten binbir ricayla bu numarayı istemiş (halen AEK’da da aynı numarayı giymekte) ve bir daha da bırakmamış, bu yazının da kahramanı olmayı başarmıştır. (Milli takımlarda 1 numara giymesi kurallara aykırı olduğu için, Kafes 16 numaralı formayı giyiyormuş) Nikopolidis’i ise erken yaşta beyazlamış saçları, George Clooney benzerliği ve iyi kaleciliği dışında giydiği forma numarasıyla ( 71 ) kimse hatırlamayacaktır sanırım. Stratejik bir hata belki de. Bir kaleci için giydiği 71 numaralı forma garip sayılabilir ama yine de bu yazıya onu konu yapmaya yetmiyor. Son bir not daha. Ne tesadüftür ki, mevkilerine uygun forma giymeyen futbolcular olarak Mohammed Kallon ve Kafes’in birlikte oynamışlığı da vardır. Yunanistan’da AEK’nın elit bir takım olduğu söylenir, buradan geliyor herhalde!

Pantelis Kafes

Related Posts with Thumbnails

2 Yorum