Ağustos, 2009 arşivi
Gökhan Git ve Gelme
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Ağustos 26th, 2009 tarihinde gönderildi
Geçenlerde bir 3.sayfa haberi: Delikanlının biri trafikte kavgaya tutuşmuş. Delikanlının kanı deli ya, sinirlenmiş, gitmiş torpidodan silahını almış, diğer şöföre silahını doğrultmuş, “Seni vururum ulan” demiş. Karşıdaki şöför bakmış, bakmış, belinden silahını çıkarmış, delikanlıyı çat diye vurmuş. Ve eklemiş, “Silahını çıkartıyorsan, vuracaksın.”
Biliyorum, hemen tepki vereceksiniz.
Biliyorum çocuklara kötü örnek oluyorum, biliyorum böyle bir giriş olmaz, biliyorum spor yazarlarının yüz karasıyım, hatta Tarantino’suyum falan filan…
Fakat Fenerbahçe’yi anlatmak için bu örnekten daha iyi bir örnek olamaz.
Çünkü Fenerbahçe’nin bu seneki modu bu.
Fenerbahçe bakıyor, bekliyor, çıkıyor, vuruyor, geri geliyor.
İlk önce muhakkak ortada bir pres varsa onu yiyor, fakat bakıyor ki karşıdan birşey olmayacak, hemen sahneye çıkıyor.
Ve Fenerbahçe bunu çok iyi yapmaya devam ediyor.
Fenerbahçe bu şekilde sinir de bozuyor, çünkü bir de az gol yiyor ve maç başına 2.6 gol ortalaması ile oynuyor.
(Fenerbahçe en son 88-89 senesinde 3.haftaya kadar bu kadar az gol yemişti, ve ilk 2 maçı 5-0 ve 4-0 bitmişti. Hatırlarsanız, maçların ilk yarılarında gol atamayan Fenerbahçe, ikinci yarılarda 5 ve 4 gol atıyordu.)
Fakat bence Fenerbahçe’nin bu sene az gol yemesi kesinlikle Bilica veya Lugano yüzünden değil.
Onun altını çizmek ve bu tartışmayı sonraki bir yazıya bırakmak isterim..
Şunu da söylemek lazım, Galatasaray’ın Fenerbahçe’den muhakkak bir farkı var.
Farkı aynı zamanda fiyatı ve tabi ki Galatasaray’ın en az 75 dakika saldırıyor, basıyor, ısırıyor olması.
İkisi de sonuca ulaşıyor fakat tekrarlıyorum, Fenerbahçe sadece vuruyor ve geliyor.
Bir örnek daha mı?
Yıllarca Avrupa takımları İstanbul’a geldi. Hep dediler ki iyi oynadık, bastık, koştuk, ettik, eyledik…
Adamlar bir kere gelirlerdi, 1-0.
Yahu beyler, bunlarda birşey yok, yüreğimizi koyarsak alırız, 2-0.
Daha vakit var, pes etme…, 3-0.
Aslında Fenerbahçe, ki bu Daum ile başladı, son 5 yıldır kontra oynuyordu, fakat bu seferkinin ismi “sağlıklı fast-break”.
Çünkü bu sezon 88-89, 95-96 ve 00-01 sezonu gibi, takımda mongol sayısı daha az.
Baroni, Dos Santos, Daum, Koch, Emre, Gökhan, Semih, Carlos ve önceki seneye göre Kazım ve Güiza.
Bunların hepsi akıllı oynamaya ve sonuca ulaşmaya çalışıyor.Ve ulaşıyorlar da.
Tabi ki Galatasaray’ın son 6 maçta attığı 26 golü ve hızlı futbolu, Anadolu klüplerinin bu seneki zayıf başlangıcına bağlıyor isek, bunu aynı şekilde Fenerbahçe’nin bulunduğu durumuna uyarlamamız gerekiyor.
Fakat çok ufak tefek güncellemeler yapmak da gerekiyor.
Örneğin, dün Fenerbahçe 2.bölgeyi müthiş paslı ve hızlı geçti. Belki en geriden Lugano ve Bilica oyun kuramıyor, belki Güiza hala son top için yetersiz, lakin Emre-Dos Santos-Baroni-Semih müthiş paslaştılar ve bu şekilde Gökhan Gönül olağanüstü bir gol attı. Yani gol noktalarında biraz toptan anlayan adam olunca o iş güzel sonlanıyor. Çünkü Fenerbahçe golden bir önceki pozisyonları çok iyi organize ediyor.
Gökhan Gönül demişken son sözümüz Gökhan’a.
31 yaşındayım.
Ben Fenerbahçe’de ne gençler gördüm.
Selahattinler, Aygünler, Tarıklar, kaleci Oğuzlar, Recepler, Serhatlar, Ali Güneşler, Yasinler, Can Aratlar…
Ben bu gençleri seyrederken gençliğim çürüdü…
Fakat Gökhan Gönül benim Fenerbahçe’de hayatım boyunca gördüğüm en terbiyeli, en yararlı, en kafalı, en Türk, en yakışıklı, en efendi, en hırslı, en teknik, en saçı bozulmayan, en karakterli, ilk ve tek genç futbolcu.
Gökhan Gönül, Fenerbahçe’nin nasıl transfer edildiğini ve Fenerbahçe gibi bir öğütücünün içinde nasıl hala durabildiğini anlayamadığım tek oyuncu.
Sana tek sözüm olacak Gökhan Gönül.
Bu sene sonunda Avrupa’ya, Liverpool’a, Ipswich Town’a, Huddersfield Town’a git ve bir daha gelme.
Tugay mı olursun, K.Hakan mı olursun, Şenol Güneş mi olursun, Arif Erdem mi olursun ben bilmem.
Fakat ne kiralık, ne satılık.
Git ve sakın geri gelme.
Biz seni seyredecek bir uydu buluruz.
Gece Gezmesi
Murat tarafından, Gece Gezmesi kategorisi altında, Ağustos 25th, 2009 tarihinde gönderildi
Bu sefer konuğumuz bir takım, Arsenal.
Sanırım takımdaşlık denilen şey bu. Karşınızda Arshawin,Bentler ve Fabregas.
11 Jarque…
Girona ile oynanan hazırlık maçında Espanyol’lu futbolcuların hepsi sırtında Jarque yazan 21 No’lu forma ile çıktı. Gol sonrasında maçı çook yukarılardan seyreden Jarque’ye selam gönderdiler.
Kocaelispor’un İşi Zor
Nurhat Abi tarafından, Bank Aysa 1. Lig kategorisi altında, Ağustos 22nd, 2009 tarihinde gönderildi
Kocaelispor deprem yılları dahil böyle bir kaosa sürüklenmemişti. Bugünkü yerel gazete manşetlerini okuyan taraftar ve şehirde yaşayanlar için ürkütücü, incitici, utandırıcı Bank Asya 1.Lig’inin ilk maçının haberleri var. Bu şehir kulübü federasyona eski borçlarını ödeyemediğinden, takım yeni sözleşme yaptığı oyuncular için lisans çıkaramadı. Bugün ligin açılış maçına alt yapıdan 12 takviye ve sözleşmesi devam eden 3-5 oyuncu ile çıkacaklar .Yolun sonu karanlık.
Kulübün senelerdir borçları olduğu ve bunun hakikaten abartılı rakamlar olduğunu bilmeyen yok zaten. Ekonomik zorluklar yaşayan ve borç batağında yüzmeyen kulüp yok ki diyeceksiniz. Bu kulübün başına gelenler ötekiler gibi değil. Bir başkanı var ve bu tabloyu bilerek 1 ay evvel kendi özgür iradesiyle çıktı ve seçildi. Şimdi hastalığını öne sürerek çekildim diyor. Yönetici arkadaşlarının ise ne yapmak istediklerini, basın toplantılarında anlattıkları kadarıyla anlamak ve analiz etmek mümkün değil. Bir de belediye yönetimi var. Hani o şampiyonluklar alındığında en önden gidip kupaları göğe yükselten. Onlardan da çıt yok.

Hatırası kaldı bizlere (1996-97 ve 2001-02 Türkiye Kupası Şampiyonu)
Belediyelerin çepten para vermesine ben de karşıyım. Fakat destek demek kulübe gelir kaynakları yaratmak demektir. Bir şehir kulübünün ihtiyacı olanda yerel yöneticilerin kaynak bulma zorunluluğudur diye düşünüyorum. Sayın yöneticiler, valisinden belediye başkanına milletvekillerine kadar maalesef Kocaelispor tarihinde bu kadar ilgisiz, kayıtsız olmamışlardı. Kendileri bir araştırsınlar Kocaeli tarihinde kimler ne katkılar yapmış, o forma aşkına neler çekmiş. Düşüncem parayı güvenmedikleri insanlara teslim etmek istemedikleriydi ama kendileride birini işaret etmediler seçimlerde.
Bu kulübün geçen sene Super Lig’te forma reklamı yoktu. Bilmeyen seyretse kasaba, köy takımı zannederdi. Bir sponsorluk anlaşması yapılamaz mı? Türkiye’nin gözbebeği, vergi rekotmeni, sanayi devlerinin yuvası bu şehirden bir sponsor değil bir milyon sponsor çıkar. Ama Sayın Beyefendiler den çıt yok. Yapılabilecekleri sıralarsak çok uzar, zaten bunları onlarda biliyor, benden daha akıllılardır muhakkak. Camia bunları onlara hatırlatıyor her dakika, ama çıt yok.
Türkiye’deki kulüpleri bir inceleyin sayın efendiler, bir tane şehir kulübü gösteriniz bakalım kendi kaynaklarından beslenen. Kendi şehrinin takımının dışında adamlar belediye kulüpleri kurdu, kaynak yaratıldı ve milyon euro’lar tranferler yapıyorlar. Biz hazır markamız, canımızı kuruttuk.
Bugün Buca’da 100-200 cefakar taraftardan başkası olmaz.
Beyefendiler seyretmesin zaten, onlar kurdukları fabrikaları, yaptıkları bahçeleri, yolları seyretsin gurur duysun, Kocaelispor’un gururu da biz taraftara kalsın.
Gün olur, devran döner. Bir gün bizde renklerimizi kucaklayan Beyefendiler’e sahip oluruz.
Bugünkü maçta, 2 gün önce profesyonel yapılan altyapıdaki gençlerimize başarılar dilemekten başka yapılacak bir şey yok.








Son Yorumlar