Ekim, 2009 arşivi
Atamicaz Baba…
Bu yaşta bir çocuğu, böyle bir psikolojik baskı altına sokan babaya kocaman aferin…Ne yaptı, nasıl anlattı, nasıl inandırdı acaba ki, çocuk ne hale gelmiş…
Çekirge Bir Sıçrar, İki Sıçrar, Üçüncüde
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Ekim 6th, 2009 tarihinde gönderildi
Alain Prost, bir demecinde şöyle der; “Aracın ne kadar hızlı olursa olsun veya sen ne kadar hızlı olursan ol, eğer dikiz aynanda hala rakibini görüyorsan, geçilmeye mahkumsundur.”
Öyle bir hafta yaşadık ki, Galataray rezil oldu, Fenerbahçe vezir oldu, Beşiktaş dayak manyağı oldu, Bursa memnun oldu, Trabzon kanser oldu, Sivas’a iyi oldu, Eskişehir deli oldu, Ankara’ya ne oldu? vs.
Bu böyle sonsuza ıraksar.
Iraksar fakat bu bizim Türk Milleti olarak özelliklerimizi değiştirmez.
Çünkü;
Arda’yı geçen hafta 30 milyon Euro’ya Barcelona’ya satmadık, bu hafta çocuğu itin bir tarafına soktuk hala çıkarmadık.
Fenerbahçe dedik, kanserojen dedik, uykuda bile çekilmiyor dedik, bileti 55 TL’den 44’e düşürdük, bir hafta sonra Guinness’e geçirdik.
Alex dedik, yürüyor dedik, kışın üşür dedik, şimdi heykelini diktik.
Beşiktaş dedik, Seba dedik, efendi dedik, saygı dedik, herhalde o gün sahada bir tek Nouma’yı dövmedik.
Bir tek Trabzon’a birşey demedik, o da garibim, orada kendi başına uslu uslu oturuyor zaten.
Şimdi şunu hemen söyleyelim.
Bir kere bütün bunlar çelişki falan değil.
Türkiye’de her zaman iki tür futbolsever var.
Bunların kafası 1 ve 0 çalışıyor. Griyi bilmiyorlar.
Yani, Arda’yı seven adam hala hayvanlar gibi çok seviyor, Alex’i sevmeyen adam hala hiç sevmiyor, nefret ediyor.
Fenerbahçe’yi beğenmeyen adam hala hiç beğenmiyor veya Galatasaray’ı beğenen adam bir tane bile laf kondurtmuyor.
Bunları karıştırmayalım.
Sadece bazılarının daha sırası değil.
Onların sırası da gelecek.
Bir başka örnek;
Arda 2 gol atıyor, 20 yaşında kaptanlık pazu bandını takıyoruz, Metin Oktay forması falan giydiriyoruz, adama Messi diyoruz.
Fakat takım yenilince, sabaha kadar Play Station oynuyor diyoruz, erken yat, fazla sevişme, eğer yapacaksan 35 yaşından sonra futbolu bıraktıktan sonra seviş, gez, Ferrari al diyoruz.
Galatasaray, bu sene 150 gol atar, Avrupa Ligi’ni alır, onu alır, bunu alır diyoruz.
Lakin bir yenilgide Rijkaard’ın Z planı yok ki, adam değil oğlum bu, Surinamlı zaten, Rotterdam’ı küme düşürdü diyoruz.
Alex, Twente maçında hiç ortaya çıkmıyor, adamın futbolculuğunu siliyoruz.
Kıçıkırık bir lig maçında 2 tane topa dokunuyor, koskoca boğa heykelini siliyoruz, yerine onunkini koyuyoruz.
Zaten biz bunu hep yapıyoruz.
Çünkü, bizim elimizin ayarı hiç yoktur.
Biz limitimizi hiç bilmeyiz.
Bu yüzden ne “Eşek şakası”nın İngilizcesi vardır, ne de “Vur dedik, öldürdün”ünün Almancası…
Korkuyorum, Fenerbahçe’yi tam Galatasaray maçı öncesi göklere çıkardılar.
Korkuyorum, çünkü sırf bu stresten dolayı Galatasaray’ı, Kadıköy’de bir milat maçına çıkaracaklar.
Hatırlarsanız, Beşiktaş’ın Kadıköy’deki Japon Bayrağı esprisi öyle günlere denk gelmiştir.
Yine hatırlarsanız, 80’lerin ortalarından, 90ların başına kadar, o güne kadar Beşiktaş’tan belki her maç 3-5 yiyen Fenerbahçe, 93-94 senesinde Uche ile, Gordon Milne’li Beşiktaş’a son saniye golü atarken İnönü Stadındaki maçlar için artık yeni bir sayfa açmıştır.
Sırf bu yüzden, Fenerbahçe’nin Kadıköy’de yenilmezlik ünvanını Galatasaray’a bırakıp, şarkılara güfte olacağına, Fenerbahçe’nin Antep’te yenilmesini isterim.
Eğer Fenerbahçe hakkaten güçlü ise, eğer maç seçmiyor ise, eğer hakkaten profesyonel yönetiliyor ise, eğer istikrarlı ise en yakın rakibini Kadıköy’de ezip geçerek puan farkını 10.hafta 8 puana çıkarması gerekir.
Fakat, Türkiye Lig’i binlerce işaretlerle dolu bir Lig’dir.
O yüzden biraz ürkütücüdür.
Örneğin, Galatasaray Elano’nun ilk 11 oynamaya başladığı 3 maçın sonunda yenilmiştir.
Bu bir işarettir, fakat Rijkaard bunu anlamamıştır.
Mesela bütün insanlık Sabri’yi işaret etmiştir, fakat Yüce Rabbim sistemi değişmesine sebep olan Elano’yu göndermiştir.
İlk önce Eskişehir maçında beraberlik, ardından yine Sturm Graz beraberliği, ve en son Ankaragücü maçında hakedilen bir rezillik.
3 günde bir maç.
Toplam 3 maç, 3 puanı gören yok.
Son maç da 3-0.
İşte o yüzden Allah’ın hakkı Üç’dür.
O yüzden bir, iki, üç, tıp! diye oyun vardır.
O yüzden 3 korner bir penaltıdır.
O yüzden şöyle bir atasözümüz vardır.
Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüsünde ağzına….
Sıçrar.
Ünlü Futbolcuların Ünsüz Kardeşleri – Vol.3

17. Ryan Giggs (Man. Utd.) – Rhodri Giggs
Kardeş Giggs İngiltere’de 7. Lige denk gelen Norther Premier League takımlarından Salford City’de oynuyor. Oynamasa da olurmuş…
18. El Hadji Diouf (Blackburn) – Dame Diouf
Kardeş Diouf en son Almanya 4. Lig takımlarından SV Meppen’de oynuyormuş. Şu anda ise boşta.
19. Wayne Rooney (Man. Utd.) – John Rooney
Bizim Rooney’nin kardeşi John Rooney, İngiltere Lig 2′de (Dördüncü lig) futbol oynuyor. Peki Rooney kardeşlerin isimlerinin John Wayne’den geldiğini biliyor muydunuz?
20. Nwankwo Kanu (Portsmouth) – Chris Kanu
Chris Kanu Nijerya ligi takımlarından Eagle Cement’in futbolcusu. Şu anda aynı ligten Owerri Stampede takımında kiralık.
21 – DaMarcus Beasley (Rangers) – Jamar Beasley
Jamar Beasley, Amerika Indoor Soccer League takımlarından Rockford Rampage’da futbol oynuyor.
22 – Oguchi Onyewu (AC Milan) – Oguchi Uche
Nijerya ligi takımlarından Enyimba International FC’da futbol oynayan Oguchi Uche’nin Nijerya Milli Takımında da oynamışlığı da var.
Jermain Defoe’ye Imogen Thomas Dopingi
Mert tarafından, Magazin, Premier League, Yengeye Saygılar kategorisi altında, Ekim 5th, 2009 tarihinde gönderildi
Jermain Defo’nun bu sezoki çıkışı ve yüksek performansı tesadüf değil. Görünen o ki, Ağustos ayından beri birlikte olduğu model sevgilisi Imogen Thomas hayat vermiş Defoe’ye. Bir nevi doping yani…
Imogen Thomas zaten iç çamaşırı mankeni, bu yüzden soyunması kimseyi şaşırtmasın. Zoo dergisine taze soyunmuş, fotoğrafıyla videosuyla paylaşalım dedim. Renk olsun, neşe olsun…
Sevilla 2-1 Casillas
Bizim izlediklerimiz futbolsa bu değil, bu oynanan şey futbolsa biz hiç futbol izlemedik.
Dün gece NTV kazıkladı tüm futbol severleri (hangi akıla hizmet maçı bir saat geciklemeli yayınladılar bilemiyoruz) . Böyle bir maçı yayınlamayıp da neyi canlı yayınlayacakları konusunda da açıklama bekliyoruz. Neyse bu konuda daha fazla ağzımızı bozmayalım. Öyle bir maç vardı ki sahada skoru bilmek hiç ama hiç umurunda olmadı kimsenin. Böyle bir tempo, böyle bir oyun uzun zamandır izlenmemişti TV’ de.
Ronaldo’nun yokluğunda “Real Madrid ne yapar ? ” soruları soruluyordu son 2 gündür, ama bu kadar etkili bir Sevilla kimse beklemiyordu sanırım. Haftalardır yükselen form grafiği gösterge denebilir dün gece için. Lige Valencia mağlubiyetiyle başlamışlardı. Ama sonraki 4 maç ve Şampiyonlar ligindeki 2 grup maçınıda kazandılar. Karşılarında ise 5′te 5 yapan Real.
Ve beklenen maç başladı, sağ taraftan Navas gerçek tabiriyle parçalamaya başladı Real’i. İnanılmaz bir maç çıkardı, her ama her pozisyonda tehlike yarattı. Ve golünüde atarak geceye damga vurdu. Real’in sol beki Marcelo genç yaşında futbolu bırakırsa şaşırmam bu maçtan sonra. Skorun 2-1 olması zor maçtı havası yaratabilir izlemeyenlerde ama Sevilla, Galakticos’u madara etti desem az olmaz.
Maçın adamı Iker Casillas’tı dersek zaten durumu da anlatmış oluruz. Kendisi dünyanın en iyi kalecisi olabilir sanırım, aşağıdaki videoda da göreceksiniz zaten. Akıllara zarar kurtarışlar yaptı yine düngece. Skoru ve Sevillla’yı tutan adamdı tek başına. Neyse çok uzatmadan;
Dün geceyi futbol adına doyumsuz hale getiren Sevilla ve Casillas’a teşekkür ederiz.





Son Yorumlar