Ekim, 2009 arşivi

Allah Sabır Versin…

Sezonun daha 9. haftası ama izlediğimiz maçlar;  sanki hafta 32 olmuş,  düşen düşmüş, şampiyonluk havluları atılmış bile. Dün TSL’deki maçları izleyince gözüken tablo aynen buydu. Denizlispor düşmüş, Kasımpaşa Bank Asya Lig’e hazırlanıyor, Beşiktaş şampiyonluktan vazgeçmiş, bütün kupalardan elenmiş, önümüzdeki seneyi düşünüyor vs.

Öyel maçlar izliyoruz ki sabır çekerek. Allahtan diğer kanallarda Avrupa ligleri var da haftasonu “futbol” adına birşeyler izleyebiliyoruz. Dünden akılda kalanlar;

  • Mustafa Denizli 11. resmi maçında yine sistem denedi. Hoca doymuyor sisteme, bu da oyun hamuru değil futbol takımı hocam, ne yapsın adamlar. Her hafta başka mevkide, başka sistemle…
  • Milli takımın aday adayı Yılmaz hocanın takımı 89. dakika penaltı ile maça ortak oldu. Fakat sonra alışık olmadığımız bir durum izlettiler bize. Kasımpaşa kalan 5-6 dakika topu hiç ama hiç şişirmedi Beşiktaş ceza sahasına. Ayağa top yaparak rakip kaleye gitmeyi denediler. Ama hocam rakip 9 kişi, uzun stoperi Ferrari ve dönen topları toplayan adamı Ernst oyun dışı, halen sen ayağa topla pozisyon bulmaya çalışıyorsun. Ve 6 dakika gidemediler Rüştü’nün yakınına bile. Tamam doldur boşalt oynamayarak farklılık gösterdiler ama yanlış zamanlama… Hiç kusura bakma hocam işte bu yüzden Kasımpaşa Teknik Direktörü yazıyor kartvizitte.
  • Birde Beşiktaş’ın santradan yediği gol var hakemin vermediği. Ama niye vermediğini kimse anlamadı. Takım halinde kendi sahasındaydı Beşiktaş, Rüştü de kalesinde değildi. Avantajını kullanabilmesi gerekirdi Kasımpaşa’nın. Tabi burda tartışılması gereken kendi sahasında topluca  gol sevinci yaşayan Beşiktaş.
  • Gelelim diğer maça. Denizlispor’un Ankaraspordan hükmen aldıkları 3 puan dışında, 3 de beraberliği var. Ama futbol adına puan 0. Hiç ama hiç ışık yok sahada. Tabi 9. haftada ikinci Hocayla devam ettiklerini de unutmamak lazım. Klasik olarak “Enkaz” devralmıştır Nurullah Sağlam ama takım halen enkaz .

Neyse hepimize Allah sabır versin. Daha 9. haftada…

, ,

Yorum yok

Sevgili Günlük

Sevgili günlük,

Uzun zamandır sana yazamıyorum. Geçen hafta yoğun bir haftaydı, sen de biliyorsun. A Milli Takımımız’ın 2.torbadan girip altındaki 4 takımdan 8 maçta sadece 15 puan alması, Fatih Terim açılımı, Ermenistan maçının bir tek spor ile alakası olmaması, Rüştü’nün futbolu hala bırakmama ihtimali derken Lig’imize geri döndük. Yarın önemli bir maçımız var. Sanırım, bu maç ile üst üste 9.galibiyetimizi alacağız. Esas önemli olan 11.haftadaki Kayseri maçı. Bakalım 11 hafta üst üste yenebilecek miyiz? Ondan sonra 2 hafta bay geçiyoruz. Sonra çok daha önemli bir maç var. Kasımpaşa bize geliyor.
Malesef bazı sakatlıklarımız var. Lugano ve Dos Santos da yorgun gelecekler. Özellikle Lugano, play-off’lara kaldığı için mental açıdan da yorgun. Fakat, Lugano uyurken bile pres yaptığı için, ben onun yorgunluğunu yerim. Lakin, ben şunu anlamıyorum, Santos’u niye oraya kadar yoruyorlar? Çocukcağızın zaten dili dışarda. Artı ben Cristian’ı izlemeye gittiğimde görmüş, almıştım. Nereden bileyim bu kadar Milli Takım’a çağıracaklarını? Adam haftasonu Kadıköy’de, Salı günü Şili’de, Perşembe Antep’de. Adını yazacak derman kalmaz insanda.

Daum, geçen gün bir bilmece gibi birşey söyledi. Fenerbahçe’nin A’sı şu, B’si şu, F’si şu diye. Daum, çok kurt hoca. Fenerbahçe ile birlikte Milli Takımlar teknik direktörlüğüne getirilme durumu olunca, konuyu başka yere çekmeye çalıştı. Fakat Mahmut Uslu bunu yemedi. Hemen cevabını verdi. Aziz Yıldırım ve yönetim, Tanjevic konusunda tecrübeli olduğu için bu konuda tavırları net ve kesindi.

Fakat ben birşeyi anlamıyorum. Milli Takım menajerliğinde benim de ismim geçiyor, fakat yönetim benim için bir açıklama yapmadı. Acaba gidiyor muyum? Acaba Hiddink ile iyi bir ikili olur muyuz? Acaba Hiddink beni hatırlıyor mudur? Acaba sözleşmem de “Sadece Milli Takım’a gidebilir” diye mi yazıyor? Sözleşmeme tekrar bir baksam iyi olacak.

Takım iyi çalışıyor. Özer, maşallah dozer gibi. Daum biraz inatçı olmasa, belki yarın Bekir, Mehmet Topuz, Özer hepsi oynayabilir. Çünkü zaten Milli Takım’larından dönenler yorgun, bu maçta oynatmayacaksın da Avrupa Ligi finalinde mi oynatacaksın? Geçen gün antrenmandan bir çocuk kovdum. Meğer bizim Abdülkadirmiş. Ne bileyim, çocukların hepsinin yüzünü unuttuk.

Fakat Daum’un hakkını yemeyelim. Enkaz devraldığı doğru.Herşeye baştan başladı. Bence Fenerbahçe’nin A’sı derken, futbolun A’sından başlattığını ima ediyor. Başkan da bu sene beni getirerek çok akıllı bir iş yaptı. Eğer beni almasaydı, şu an Bank Asya’daydık. Adamcağızın bu sene de gıkı çıkmıyor zaten, nazar değmesin. Bir de şu Güiza ile Deivid’i doyurmaktan vazgeçse, herşey çok güzel olacak. Her ay başında hesaplarına 500’er milyar yatınca, benim gibi efendi adam bile deliriyor. Sen de biliyorsun, her gün klübe geliyorum, sabahtan akşama kadar kafa patlatıyorum. Neyse sorun değil, bizler ne de olsa pazara kadar değil, mezara kadar Fenerbahçe’liyiz.

Sevgili günlük, şimdilik bu kadar. Hafta içi Romanya’dayız. Gelince, inşallah güzel günlerimi sana not edeceğim. Sana Romanya’dan post-it, fosforlu kalem getireceğim.

Sağlıcakla kal.

Yorum yok

Messi vs Ronaldo Meselesi

Messi RonaldinhoNe hacetse 2-3 senede bir dünyanın en iyi futbolcusu muhabbetinin özneleri değişir. 2 sene önce Ronaldinho dünyanın tartışmasız 1 numarasıyken, şimdi Fotomaç onu rahat rahat Fenerbahçe’ye getirebiliyor. Ne değişti peki? Ronaldinho aslında çok iyi değil miydi yoksa? Ya da aynı klasik yorumu mu yapacağız onun için de; “Taş yerinde ağır”.

Peki 4 sene sonra da “Hafız geç Messi’yi, Cristiano Ronaldo’yu, bitti onlar. İsmail Köybaşı gelmiş geçmiş en iyi futbolcu, hatta gelmiş geçmiş en iyi ninja” mı diyor olacağız?

Şimdilerde bir “Messi vs Ronaldo” durumu var, ama bu sefer “Ronaldinho vs Kaka” gibi değil. Bir tartışma ortamı, bir kararsızlık durumu yok. Karar belli, gönüllerin prensi Messi. Ama neden?

Messi sempatik, Ronaldo apaçi değil mi? Olay bu…

İkilinin futbollarını karşılaştırırken de aynı subjektifliğe kapıldığımız oluyor. Buyrun o zaman 2 soruluk bir test hazırladım sizler için:

1. Messi’nin Espanyol’a hakemi kandırarak elle attığı gol ve sonrasındaki çılgın gibi sevinmesi (sanki 35 metreden dömi-vole ile gol atmış gibi) sizde nasıl bir duygu uyandırdı?

a) Rahatsız oldum, antipatik buldum

b) Aslanım benim Maradona’nın 2. efsane golünü de attı

2. Ronaldo Real Madrid’e giderken orada başarısız olmasını istediniz mi?

a) Yoo, hayır

b) Hem de nasıl! Başarısız olsun da şişkin egosuyla ettiği saçma sapan laflar içinde patlasın.

Testin sonucunda nereye varmaya çalıştığımı anlamışsınızdır, uzatmıyuorum.

Daha belli olmaz ama, şimdilik Ronaldo çatır çatır oynuyor topunu. Raul, Higuain, Kaka, Alonso, Benzema gibi yıldızların olduğu Real Madrid’te de en faydalı isim olmasını bildi. Yani, “Taş yerinde ağırdır” sözü bu kez işlemedi.

Ronaldo

Neden yazıyorum bütün bunları, çünkü bu durum bir futbolcu için gerçekten çok önemli bir rütbe. Dünyanın en büyük takımlarından birinde belki de dünyanın en iyi futbolcusu apoletiyle oynarken, büyük sansasyon ile diğer bir büyük kulübe gideceksin ve o kulüpte de aynı fantastik performansı göstermeye devam edeceksin. Yeni kurulmuş, herkesin antipati beslediği ve başarısız olmasını beklediği bir kulüpte hem de. Kolay mı?

Demem odur ki, bu Messi Barcelona’dan başka bir takımda da bu performansını gösterene kadar benim gözümde Ronaldo’nun bir adım önüne geçemeyecek. İlk sınavında başarısız oldu. Çok mantıklı mazeretleri var, neden kötü oynadığı ile ilgili teknik yoruma hiç girmiyorum. Maradona’nın takımında ve sisteminde Messi’nin bir şeyler üretmesi kolay değil. Ama kendisi için hiç çekinmeden futbol tarihinin en iyi futbolcusu denilen bir adamın sahada hiçbir şey üretememesi de benim gözüme batar arkadaş.

Neyse, her şey bitmiş değil. Önünde çok önemli bir sınav daha var Messi’nin. Eğer Dünya Kupası’nda da sahada aynı silik Messi olursa ben genellemeyi yaparım…

Yoksa Messi sadece Barcelona’nın o dillere destan total futbolunda açan bir çiçek mi? Yoksa Messi sadece Katalunya’da mı ağır geliyor? Acaba şimdi Ronaldinho ile Messi yer değiştirse neler olur?

, , , , ,

2 Yorum

Fenerin Yeni Forveti

Plase değil Please Adriano

Ve Fenerbahçe’nin yirmidokuzbinyediyüzüçüncü Brezilya bomba transferi açıklandı. Cruzeiro’lu Wellington Paulista, Roberto Carlos’un gitmesi ile açılacak kontenjanı doldurulması düşünülen ilk isimmiş. Tabi ki, bu haberi yayan aynı zihniyet Daum’un karakterinde 2 forvet olmayacağını umarım biliyordur. Ee bu adamı da yedek oturtabiliyorsan hiç problem değil. Çünkü sen daha Nobre’nin bile başını ezemedin. Güiza’nın yedek klübesinde oturup oturmayacağını yazmıyorum bile. Çünkü gerekirse Daum oturur, Güiza oturmaz.

Paulista olmadığı takdirde kulislerde Adriano ismi geçiyor. Ortalama 30 yaşına gelmiş herhangi bir Fenerbahçe’linin, “fizikli, kafa toplarına hakim, yıpratıcı forvet” lafı ile büyüdüğünü biliyoruz. Fenerbahçe’nin de Kennet ve Pierre gibi arkadaşları 100 senede sadece 2 kere getirebilme ihtimaline karşı, bence Adriano tam Fenerbahçe’nin aradığı adamdır. Hatta bunların atası Palermo hala Milli Takım’a seçilebiliyorsa ve hala takımı sarı-lacivert ise demek ki Fenerbahçe’nin en az iki ihtimali vardır.

Aranılan Forvet,
Gereksiz koşmayacak, salak salak bakmayacak, fiziği ile topu indirecek ve zımbalayacak.

Belki Adriano ve Palermo’nun futbolunu tartışabiliriz fakat bence Fenerbahçeli şu an başka bir şey aramıyor. Tekrar ediyorum.

“Gereksiz koşmayacak, salak salak bakmayacak, fiziği ile topu indirecek ve zımbalayacak.”

, ,

Yorum yok

Futbol Ekranı

17 Ekim Cumartesi
14.45 Aston Villa Chelsea SPORMAX
16.00 Denizlispor Bursaspor LİG TV
16.30 Stuttgart Schalke04 TRT 1
17.00 Manchester United Bolton SPORMAX
17.00 Stoke City WestHam SPORMAX
19.00 Juventus Fiorentina NTVSPOR
20.00 Beşiktaş Kasımpaşa LİG TV
20.00 Nancy Marseille KANAL A
21.00 Real Madrid Valladolid NTVSPOR
22.00 Lille Rennes KANAL A
23.00 Genoa Inter NTVSPOR
23.00 Valencia Barcelona NTV
18 Ekim Pazar
00.30 Sao Paulo AtleticoMineiro SPORMAX
13.00 Spartak Moscow LokomotivMoscow SPORMAX
15.00 Blackburn Burnley SPORMAX
16.00 Gaziantepspor Fenerbahçe LİG TV
16.00 Lazio Sampdoria NTVSPOR
16.30 Wolfsburg Mönchengladbach TRT 1
18.00 Monaco Lens KANAL A
18.00 Wigan ManchesterCity SPORMAX
20.00 Galatasaray Trabzonspor LİG TV
21.45 Milan Roma NTVSPOR
22.00 Toulouse PSG KANAL A
22.00 Palmeiras Flamengo SPORMAX
23.10 Boca Juniors AtleticoTigre NTVSPOR
19 Ekim Pazartesi
22.00 Fulham HullCity SPORMAX
Related Posts with Thumbnails

Yorum yok