Kasım, 2009 arşivi

Galatasaray’ın Sorunu Budur!

Gökhan Zan
Hakan Balta
Emre Asik
Serkan Kurtulus
Semih Kaya
Sabri Sarioglu
Alparslan Erdem
Murat Akca
Servet Cetin
Caner Erkin
Baris Özbek
Mehmet Topal
Mustafa Sarp
Ayhan Akman

Bu isimlerin ortak özelliği nedir? Galatasaray kadrosunda bulunan defansif isimler bunlar (5-6 maç oynamadan Linderoth’u saymam ben daha). Defans ve orta saha kurgusunda daha çok defans yükünü çeken isimler yani. Aynı zamanda ilerideki yıldızlara topu götürmesi gereken, orta sahada hem defans hem pas yapması gereken isimler değil mi? Peki bu isimlerin bir diğer ortak özelliği nedir? Hepsi Türk bu isimlerin.

Bunlar Milli Takım’ın oyuncuları, daha ne olsun” demenin doğru bir yaklaşım olmadığını görmüş olmak gerekiyor artık. Milli Takım’ın en büyük zaafiyeti zaten defansta. Forvette Semih mi, Sercan mı, Halil mi, Nihat mı, Fatih Tekke mi, Gökhan Ünal mı, Batuhan mı oynasın diye tartışabilirsin. Orta sahada ofansif olarak Gökdeniz mi, Arda mı, Mehmet Topuz mu, Tuncay mı, Kazım mı, Hamit mi, Ceyhun mu oynasın diye de tartışabilirsin. Ama yaz bakalım defansif orta sahaları, Emre’den başka içine sinerek yazabilecek misin kimseyi. Yaz bakalım defansları. Kendimizi kandırmayalım arkadaşlar Milli Takım diyerek…

Sen ön tarafa Elano’ları, Kewell’ları, Baros’ları, Keita’ları doldururken, arkada Sabri’ye, Beşiktaş’ın illallah ettiği Gökhan’a, Servet’e, Barış’a, Sarp’a, Ayhan’a güvenirsen, Fenerbahçe’nin 2, Beşiktaş’ın 3 katı kadar gol yersin!

Bu Fenerbahçe ile Beşiktaş salak mi 4′er yabancı haklarını defansif futbolculardan kullanıyorlar? Boşuna mı Lugano’ya, Ernst’e, Ferrari’ye servet ödüyorlar?

Şimdi dooğru ara transfere…

2 Yorum

Bayramda Futbol Ekranı

27 Kasım Cuma
20:00 Bursaspor Galatasaray Lig TV
21:30 Bochum Köln TRT 3
28 Kasım Cumartesi
16:30 W.Bremen Wolfsburg TRT 3
17:00 Portsmouth M.United Spormax
19:30 Aston Villa Tottenham Spormax
20:00 Fenerbahçe Kasımpaşa Lig TV
20:00 Paris SG Auxerre Kanal A
21:00 Genoa Sampdoria NTV Spor
22:00 Lens Marsilya Kanal A
23:00 Sevilla Malaga NTV
29 Kasım Pazar
15:30 Everton Liverpool Spormax
16:00 İnter Fiorentina NTV Spor
16:00 Trabzonspor Eskişehirspor Lig TV
16:30 Leverkusen Stuttgart TRT 3
18:00 Nancy Bordeaux Kanal A
18:00 Arsenal Chelsea Spormax
18:30 Hannover Bayern Münih TRT 3
20:00 Barcelona Real Madrid NTV
20:00 Sivasspor Beşiktaş Lig TV
21:00 Corinthians Flamengo Spormax
21:45 Catania Milan NTV Spor
22:00 Lyon Rennes Kanal A

Yorum yok

Rüştünün Öpülecek Yerleri

Bu işi ilk Arif Erdem başlattı, bütün Schmeichel’lar gelse çıkaramazdı. Sonra Boliç 40 yıllık hatrı bozdu. Hatta 3 tane de Tuncay attı. En son Tello “Ben de varım ulan” dedi. Geriye bir tek Trabzon kaldı. Ben Alex Ferguson’un yerinde olsam, bir daha B takımla karşımıza hayatta çıkmam.

Şimdi hemen ilk doneyi verelim.

Neyiniz varsa, ama neyiniz varsa; arabanız, eviniz, yatınız, katınız satın ve bu hafta Sivas – Beşiktaş maçında Sivas’a basın.
Sebebi hem fiziksel, hem ruhsal.

Maça gelince, %61-%39 topla oynama oranı var fakat hissedilen oran %99-%1.
Zira kör birini getirip maç japon kale oynanıyor desen, adam inanır. Zaten maça çıkarken de 50 tane japon çocuk vardı, oradan da kanabilir.

Fakat derseniz ki, Manchester United’in tonlarca gol pozisyonu var, ben buna da katılmam. Son dakikada Rüştü’nün kurtardığı 2 pozisyon var, başka da birşey yok. Yani, bir Manchester’i yenecek isen, bu takımı yeneceksin ve yendin. Maçtan önce eminim bütün Fenerbahçeli ve Galatasaraylı arkadaşlar 9-0 olur demiştir. Fakat MU, golden bir önceki pozisyonu beceremedi. Kartal’ın gagasına kadar geldi, geldi, fakat son vuruşlar sıfır.

Tabi burada MU’dan önce İbrahim (Kaş+Toraman), Ferrari, Fink ve Ernst’i alıp başka bir yere koyacaksın. İnanılmaz kapadılar, inanılmaz açık vermediler. Bu arkadaşları bir yere koyarken de, Obertan’ın İbrahim Üzülmez’i başka bir yere koyduğunu belirtmek gerekir. Futbol camiasında bir Henry daha eksikti. Alın size yenisi.

Grup, çok kaotik oldu.
Eğer, Beşiktaş CSKA’yı yener, Manchester da Wolsburg’u yenerse, üç tane 7 puanlı takım oluyor.
Eğer, Wolsburg, evinde Manchester’i yenerse, ki yenebilir, CSKA da Beşiktaş’ı yenerse üç tane 10 puan oluyor.

Mustafa Denizli, MU’a karşı CSKA taktiği ile çarpıştı. Ve bundan da çok başarılı oldu. Fakat Mustafa Denizli genelde neden başarılı oldu, söyleyelim.

Geçen sene bu zamana kadar Beşiktaş 18 maç yapmış, 19 gol yemiş. Kalede Rüştü, sol bek İbrahim Üzülmez, defansta Sivok.
Bu sene bu zamana kadar Beşiktaş 18 maç yapmış, 9 gol yemiş. Kalede Rüştü, sol bek İbrahim Üzülmez, defansta Sivok.

Demek ki başka bir şey var.
Böyle keltoşlar, fink atanlar, Lamborghiniler gibi…

, ,

Yorum yok

Rıdvan’dan Çelişkili Açıklamalar

Rıdvan Dilmen’in kendisini de, yorumlarını da severim. Türk futboluna yorumcu olarak yepyeni bir yüz ve yepyeni bir tavır getirdiğini düşünürüm. Bizi Osman Tamburacı’lardan, Ömer Çavuşoğlu’lardan kurtaran anlayışın yerleşmesindeki temel adımlardan biridir bana göre Rıdvan Dilmen.

Ancak, bugün Milliyet’te Rıdvan Dilmen’in yazısını okurken bir şey fark ettim. Bana birkaç ay önce Rıdvan’ın söylediği bir cümleyi hatırlattı. Hemen araştırdım ve hafızamın beni yanıltmadığını gördüm. 2 ayda Türkiye’nin en iyi santrforu değişir mi? İşte Rıdvan’ın 2 ay arayla söylediği birbiriyle çelişen 2 açıklama:

1. “Ancak Nonda diye bir oyuncu var, altını çizerek söylüyorum; Türkiye’deki bir numaralı santrfor. Fenerbahçeli Güiza’dan, Beşiktaş’taki bütün forvetlerden ve Baros’tan da iyi bir santrfor. Yetenekli oyuncu, oyun bilgisi üst düzeyde ve tam bir takım oyuncusu.” (22.09.2009)

http://www.ntvmsnbc.com/id/25002524/

(Son paragraf)

2. Bobo benim düşünceme göre bu ligin en iyi santrforu. Sürekli oynarsa gol krallığını zorlar”. (24.11.2009)

http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetayArsiv&ArticleID=1165707&AuthorID=72&b=Bobo%20surekli%20oynarsa%20gol%20kralligini%20zorlar%20&a=Ridvan%20Dilmen

(“Tello Hamlesi Sönemliydi” başlıklı bölümdeki 2. paragraf):

, ,

2 Yorum

Genetiği Değiştirilmiş Odun

Mustafa Denizli, 2000 senesinde 6.yabancıyı oyuna alarak Beşiktaş’a 3-0 hükmen mağlup olmuştu. Bu, Beşiktaş’ın en son 3 farkla yendiği maçtı. Fenerbahçe, bu sefer de Mustafa Denizli’ye 3-0 hükmen mağlup oldu. Çünkü takımın başında Dahi Daum vardı.

Allah, kimseye 1 hafta ara verdirmesin.

1 hafta yoktuk; Galatasaray küme düştü, yönetici “Herşeye razıyız” dedi, cezadan sonra “Biraz fazla olmuş” dedi, koskoca lider 3 yedi, Yıldırım Demirören en büyük başkan, Mustafa Denizli en büyük teknik direktör oldu, Broos kaptı-kaçtı, Ankaragücü yine karıştı, bahis skandalı Türkiye’ye tabi ki uzadı, Arda domuz gibi oldu, pardon domuz gribi oldu, De Nigris vefat etti, Henry koskoca bir ülkeyi elledi.

Size yemin ediyorum, Amerika’da bu olayların % 0,1’i olsun, vatandaş korkudan yatamaz. Fakat Türkiye’de gündem salisede değişir.

Neyse uzatmayalım, Beşiktaş maçından bazı notlar verelim.

Şimdi, Daum zannetmiş ki, Kadıköy’deki Galatasaray derbileri bir referanstır. Yani orada iyi oynayan bir Kazım, gelir her yerde iyi oynar. Halbuki, bilmesi gerekir ki, Kadıköy’de Galatasaray’a belki bir tek ben iyi oynayıp, gol atmamışımdır.

Kaldı ki, Kazım çırpınır, basar, yer, ısırır, fakat bitirici özelliği yoktur. Fenerbahçe’nin, özellikle kontratak oynadığı şu 15 yılda, Beşiktaş gibi hırs dolu bir deplasmana, muhakkak bitirici özelliği olan bir golcü ile gidilmesi en sağlıklı çözümdür. Bu çözümün de ismi genç Semih veya diğer ismi ile sakallı Semih’tir. Zaten hep bu çözümlerle kazanılmıştır. (Örnek; Anelka, Kezman, Moldovan, Aykut vs.)

Daum, hem inatçıdır hem de dahidir. Çünkü, Dos Santos’u kazanmak adına çocuğu bir tek ön liberoda denememiştir, bir de oturma odasında. Malesef  ilki daha imkansız gözükse de, onu da başarmıştır.

Tabi bunu başarırken Selçuk, Deniz, Semih, Wederson, Özer gibi adamları da küstürmüştür. Hatta Semih’in sıkıntıdan yüzünde tüy bitmiştir.

Geçen sene Beşiktaş’ı Gökhan Gönül-Yasin stoper çifti ile yenerken, bu sene Önder “the Dambıl” ile 3 gol yemişlerdir. Bu sene Fenerbahçe toplam 10 gol, fakat Önder’in oynadığı maçlarda toplam 7 gol yemiştir. Önder bunu sadece 6 maçta becermiştir.

Sonuç olarak;
Alex, Roberto Carlos, Dos Santos, Önder, ½ Emre (maçların 50.dakikasından sonraki Emre), Güiza, Deivid, Baroni, Ali Bilgin ile Fenerbahçe’nin bir takımın saçını çekmeye bile mecali yoktur, kaldı ki Fenerbahçe ısıracaktır, koparacaktır. Zaten kalan 4 maç Fenerbahçe’nin neyi ısırıp koparacağını bize gösterecektir.

Fakat bu analizlerin de hiçbir önemi yoktur. Çünkü bunları ilk önce bir Fenerbahçeli’nin idrak etmesi gerekir.

Eğer yurdum insanı, Galatasaray maçında heykelini diktiği futbolcunun, Beşiktaş maçında “Bu da futbolcu mu” diye tartışıyorsa, o zaman Alex’in de yapacağı hiç bir şey yoktur. Kaldı ki, Alex her iki maçta da aynı km’i koşmuş, aynı performansı göstermiştir. Sadece son maçta bir frikik atamamıştır. Ve yıllardır da aynı performansı göstermektedir.

Sorun, Kazım değildir.
Sorun, Daum değildir.
Sorun, Alex’in performansı da değildir.
Zira, Kazım’ın beyni, Daum’un dahiliği, Alex’in performansı sabittir.

Sorun, bu transferleri havalimanında karşılayan, 2010’a girerken hala Alex diyen, herşey güllük gülistanlıkmış gibi maça giden, hiçbir şeyi eleştirmeyen, hiç bir aksiyon almayan, bana hala Gökhan’ın pozisyonunu ve Alex’in direğini anlatmaya çalışan zihniyettedir.

Related Posts with Thumbnails

,

Yorum yok