“Ben Fenerbaaaze’nin Efzane Bazkanıyım…”


Ali Şen yine Fenerbahçe ve Türk futbolu hakkında garip açıklamalar yaptı. Ben röportajını baştan sona canlı dinledim. Şunu söyleyebilirim ki, hayatımda hiç bu kadar egoya maruz kalmamıştım. Öyle ki, 2 Fatih Terim, 3 Aziz Yıldırım ve 6 Hülya Avşar egosuna sahip efsane başkan. Yanlış anlaşılmasın, ben demiyorum. Ali Şen kendisini “Efsane Başkan” olarak tanımlıyor!

Şimdi, yarım saatlik bir röportajda nasıl oluyor da laf “Ben Fenerbaaaze’nin efsane bazkanı değil miyim zanım?” cümlesine geliyor benim aklım almaz. Benim dinlerken kendimi bu kadar rahatsız hissetmemin tek sebebi bu değil tabi ki. Ali Şen diyor k;

Basında Aykut Kocaman ile Fenerbahçe ilk defa sportif direktörlük sistemine geçiyor gibi haberler var. Böyle bir yalan olabilir mi? Fenerbahçe’de sportif direktörlük sistemini ilk kez ben denedim!

Ali Şen

…Zamanında ben teknik direktör Rauch’u takımın başına getirdim. Çok büyük teknik adamdı. Çarşamba UEFA kupasını kazandı, Cuma günü Fenerbahçe’nin başındaydı. O zaman Necdet Niş’i de sportif direktör yaptım. Yani Türkiye’de ilk! Sistem şöyleydi, benim başkan olarak hiçbir şeyden haberim olmayacaktı. Necdet her şeyden sorumluydu. Gerekirse Rauch’u kovacak, isterse futbolcu gönderecek, futbolcu getirecek, basına konuşacak vs.. Teknik direktör kovulursa ben ertesi sabah gazeteden öğreneceğim. Her şey yani, tam yetkiyle donatılmış. Ama olmadı, Necdet beceremedi…

Bu Topuz transferindeki Beşiktaş’ın becerisizliğidir. Bu olayın benzerini biz yaşadık. 1980 senesinde Beşiktaş İsa Ertürk’ün kulübü Zonguldakspor ile bonservis için anlaşmış, ben de gittim İsa’nın kendisiyle anlaştım. O zaman da başkan değilim, benden başkan rica etmiş transfer için. Tüm maddi giderleri de karşılayarak transferi yaptım. O zaman İsa Fenerbahçe’de oynamak istiyorum dedi, ben aldım getirdim. Beşiktaş alamadı. Becerikli insan ile beceriksiz insan arasındaki fark budur.

Ali ŞenBu sportif direktörlük sistemini ilk ben getirdim cümlesini en az 8-9 kez söyledi Ali Şen. Ne kadar büyük yetkilerle donattığını da 4-5 kez açıkladı. Avrupa’daki menajerlik sistemlerine de genel olarak değinerek engin Avrupa futbolu bilgisini bizlerle paylaştı. Ama dünyada böylesine dengesiz yetkilerle donatılmış bir sportif direktörün var olmadığı ve var olmasının saçmalığı konusuna hiç değinmedi. Necdet Niş’in bir mağlübiyetten sonra baskıyı kaldıramayıp dağ evine kaçtığını sadece bir kez söyledi. Ama asıl suçlunun, onun üzerine bu denli baskı yaratacak kadar dengesiz yetkiyi veren Ali Şen olduğunu hiç belirtmedi. Övünerek anlattığı bu sportif direktörlük macerasının birkaç ay sürdükten sonra hezimetle sonlanmasındaki suçun, bu sistemi getiren kişi olarak kendisinde olması ise, Ali Şen’den beklediğimiz bir tespit değil tabi ki. Zira Ali Şen için önemli olan, altına imzasını attığı icraatın başarısı ve savunulabilirliği değil, medyada yer alacak “İLK BEN YAPTIM” cümlesidir!

Ben aldım, ben getirdim, parasını da ben verdim, ilk sportif direktörü ben atadım, Topuz’u alamayanlar beceriksiz, ben becerikliydim, ben efsane başkanım, ben Ali Şen’im, ben ben ben… Keşke elimde kaydı olsa da, röportaj boyunca toplam kaç kez “ben” kelimesini kullandığını sayıp buraya yazabilsem.

Türk futbolunda bugün antipatik görünenler Aziz Yıldırım, Yıldırım Demirören, Adnan Polat vs.. Belli ki hepsi zamanında egoyu ve yöneticiliği Ali Şen’den öğrenmiş.

Related Posts with Thumbnails

,

  1. Henüz hiç yorum yok.
(yayınlanmayacak)

  1. No trackbacks yet.