Emrah Öner ile Etiketlenmiş Yazılar
İnsepşın
Murat tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Ağustos 12th, 2010 tarihinde gönderildi
Müthiş bir film.
Altan ağabey (Tanrıkulu) da seyretmiş.
Hemen atladım, gittim.
Ama Türk yapımına…
Kadro müthiş;
Aziz Di Caprio, Nihat Caine, Şekip Gordon-Levitt, Aykut Qcaman…
Konu daha da müthiş.
Bir adam var.
Kafanda bir rüya yaratıyor.
Orjinalinde mimar var, burada inşaat mühendisi.
Diyor ki; 3 sene üst üste şampiyon olacağız.
Sen heyecanlanıyorsun falan…
Yetmiyor, rüyanın içine bir rüya daha sokuyor.
Diyor ki; Fenerbahçe’nin artık Manchester gibi sportif direktörü var.
Ama rüyadasın ya; görev tanımı tam belli değil.
Rüyadan uyanman için dürtülmen lazım.
Trabzon hem kupada, hem ligde son maçta dürtüyor.
Seyirci bir türlü uyanmıyor.
Sonra bir rüya daha sokuyor. Diyor ki; o sportif direktörü, çok başarılı ya, teknik direktör yaptım.
Adam gidiyor, Avrupa’dan futbolcu alıyor.
Halbuki adam geçen rüyada Andre Santos ve Baroni’yi almış.
Acaba Daum’u sabote mi ettiler derken, bir rüya daha sokuyorlar.
Diyorlar ki; “Krasic Fener’de.”
Halbuki Güiza, Önder, Selçuk Fener’de.
Fakat seyirci uyanmak bilmiyor.
Ulan yetmiyor, bir rüya daha sokuyorlar.
Diyor ki, bu sene Şampiyonlar Ligi’ndeyiz.
Young Boys seni dürtüyor.
Seyirci yine uyanmıyor.
Ve en son rüyan Avrupa Ligi.
Sana PAOK çıkıyor.
Fakat filmin sonu güzel.
Son rüyada ölürsen Araf’a gönderiyorlar.
Tam anlatamadım galiba…
Burada ölürsen Araf’a gönderiyorlar, Araf’a…
Karşı tarafa değil…
Aziz Yıldıvıınnnn…
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Haziran 16th, 2009 tarihinde gönderildi
Aziz Yıldırım, Mehmet Topuz’un imza töreninde anlamlı konuştu; “Bir transferin nasıl yapılacağını bu transfer öyküsünü hep beraber yaşadığımız günlerin sonunda mutluluğa nasıl ulaşılır bunun bugünkü burda göstergesini hep beraber yaşayarak gösterecez.”
Pazar günü ÖSS’de çıkan bir sual.
Yukarıda, 3000 çoluk-çocuğun, işsiz-güçsüzün güzellikle katıldığı öğlen sıcağındaki o imza töreninde anlatılmak istenen nedir, lütfen anlatım bozukluğunu ve imla hatalarını düzeltin, cümleyi öğelerine ayırın.
Ya da durun, siz hiç zahmet etmeyin, geçen senelerden ayrılmışı var.
Hırs + intikam duygusu + başarısızlığı unutturma telaşı + amatörlük + şovbiz + aşırı kişiselleşmiş ego = 30 milyon Türk Lirası.
Bunlar her sene başında Aziz Yıldırım ile yaşadığımız şeyler.
Peki Mehmet Topuz’u ayırınca ortaya ne çıkıyor?
Ben Beşiktaş forması giymedim sadece tuttum, 1 yıl gerekirse oynamam, 50 milyon verseler gitmem, bunları bana zorla söylettiler, Beşiktaşlılar beni Antalya’da bloke ettiler, Fenerbahçe hakkaten büyük kulüpmüş, geçmişe sünger çektim, şimdi rahat uyuyacağım = Senelik 4 milyon.
Evet, Mehmet Topuz iyi bir topçudur. Sağlamdır, fiziklidir, kaptandır.
Evet, Fenerbahçe’nin en büyük eksiği de kadro darlığıdır, çünkü Fenerbahçe’nin yedek kulübesi Uçan Balon çocuk yuvası gibi olmuştur.
Evet, Türkiye’den artık alınacak futbolcu da kalmamıştır, veya Mehmet Yıldız’dan Özer Hurmacı’ya kadar topu topu 10 futbolcu vardır.
Evet, Fenerbahçe Avrupa’da başarılı olmak istiyor ise öyle bir takım kurmalıdır ki, yedek kulübesinde en az bir Mehmet Topuz, bir Mehmet Yıldız ayarında futbolcu olmalıdır.
Fakat bu kadar artist adamın bulunduğu, Emre Belözoğlu-Selçuk-Mehmet Topuz-Alex-olası bir Aurelio-olası bir yabancı orta saha transferinde kimi kesersen kes, küsmeler, eldiveni yere atmalar, su şişesi fırlatmalar, homurdanmalar, tripler anında başlayacaktır.
Ve zaten son hareketlerinden sonra Mehmet Topuz bu konuya en uygun örnek futbolcu değil midir?
Bu gibi durumlarda ya erkek gibi ilk 11e transfer yapılmalı ki gerisi yedek iken ses çıkarmamalı, örnek: Poulsen, Appiah
Ya yedek kulübesine uygun fakat ilk 11 görünümlü, karakterli bir oyuncu alınmalı, örnek: Mehmet Topal,
Ya da rahmetliyi bile oynatabilen, Zico gibi “kaypak ama sempatik” bir teknik direktör ile başlanmalıdır.
Bütün bu bilgilerin ışığında yedek kulübesine veya tribüne sessizce gidecek ilk oyuncu Deniz Barış’dır. Tabi bu arada takımda daha Uğur Boral dururken Poulsen’i, Mehmet Topuz’u almak ne kadar mantıklıdır, o da ayrı bir makale gerektirir.
Peki en yukarıda bahsedilen ve her sene karşılaştığımız bütün bu anlam bozuklukları nasıl düzelir?
Bir kişi düzeltebilir.
Bkz. Aykut Kocaman.
Aykut Kocaman, spor direktörü olarak fütursuzca transfer yapılmasına dur diyebilecek mi bilinmez ama en azından Fenerbahçe belki Atilla Kıyat Paşa’dan sonra, biraz da Ali Koç’tan sonra, ilk defa ne dediği anlaşılır bir personele sahip olacak.
Fakat Aykut Kocaman ve Aziz Yıldırım’ın yönetim tarzı birbirlerine o kadar zıt duruyor ki.
Para olmadığını anlayınca Rijkaard’ın, Yusuf’u sağbek oynatmaya başlayınca Mustafa Denizli’nin gittiği gün bir şekilde Aykut Kocaman da istifasını verecektir. Çünkü spor direktörlüğü ile spor diktatörlüğü iki yan yana gelmez yönetim şeklidir.
Yine de Aziz Yıldırım teorik olarak yapılması gerekeni çok süratli bir şekilde yaptı ve Daum+Aykut ikilisini göreve getirdi.
Daha sonra Bilica transferi geldi.
Sonra Mehmet Topuz…
Ve dün gece bu satırları yazarken Fenerbahçe’nin Özer Hurmacı’nın imzaladığı haberi geldi.
Aziz Yıldırım’ın hızına kimse yetişemiyor.
İtiraf edelim, Aziz Yıldırım rakip başkanları biraz solladı. Hem de havalı kornası ile.
Umarız bu hızla bir yere toslamaz.
Umarız araba kullanırken futbola da karışmaz.
Umarız Daum’un 3 sene önce niye gönderdiğini hatırlar ve umarız Denizli maçında yedek kulübesinde pardon Uçan Balon çocuk yuvasında Serkan Balcı’nın ağlamasını hiç unutmaz.
Emrah Öner.



Son Yorumlar