Eskişehirspor ile Etiketlenmiş Yazılar
Batuhan Karadeniz
Alper tarafından, Kategorilenmemiş, TSL kategorisi altında, Kasım 13th, 2010 tarihinde gönderildi
Eskişehirspor taraftarı olarak Batuhan sezon başında uzun vadeli hem de bedavaya alındığında sevinmiş, Beşiktaş’ın bu tavrına çok anlam verememiştim. Bir de 26 numarayı giydi ki o günkü pembe tabloyla dadından yinmez oldu.
Günler geçtikçe pembe tablonun üzerine koyu kahve renkli cisimler bulaştı. Hiç birşey düzgün gitmeyince herkese dank etti. Aslında çok konuşuldu, ne olduğu az çok belliydi ama bir ümitti. Resim daha net görülmeye başlandığında Beşiktaş’ın bu gelecek vaadeden oyuncudan neden böyle kolay vazgeçtiği de daha net anlaşıldı.
Bugüne kadar hep destek tam destek deyip sustum. Son olarak Fenerbahçe maçını canlı olarak seyrettikten sonra dayanamayıp içimi dökeyim dedim.
Aslında ibb maçında kendini durup duruken yere attığı pozisyonu görünce cin falan mı girmiş çocuğa hocaya mı üfletsek diye de düşünmedim değil. Fakat geçtiğimiz günlerde Futbol Life programında kendisiyle yapılan ropörtaj sonrası kendisine çok sabırlı, başarılı bir psikolog gerektiğini anladım. Aslında yaşı biraz küçük olsa kızılcık sopası, yaba gibi çözümler belki yarardı ama artık bu cüssede pek fayda etmez bu mübarek çözümler. Bunları söyleyebilen bir oyuncuyu takımda oyuncu olarak değil, şehirde hemşehri olarak bile görmek istemem. Röportaj hakkında Banu Yelkovan’ın yazısı:
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?
Aslında yetenekli oyuncu. Güçlü fizik, hava toplarına hakim, bitirici özelliği kötü değil vs. Fakat sporcunun zeki çevik ve ahlaklısı makbul. Tribünlere oynayıp göstermelik deparlarla anlamsız triplerle olmuyor bu iş. Fenerbahçe maçında bütün maç boyunca ofsayttan çıkmaya zahmet etmedi. Sanki veteran golcü, koşmaya mecali kalmamış. Aynı yaşlarda hakan Şükür’ün kondisyonunu hatırlayın. Ama kendini geliştirme çabası yok ki adamın. Bu yaşında doymuş.
Bu sezon oldu olan deyip ligde kaldıktan sonra önümüzdeki sezona göndermek lazım. Umarım milli takımda falan kendini gösterir de zarar etmeden birilerine gider idari ve teknik yönetimle beraber ki bu da ayrı bir yazının konusu olacak…
Anadolu Takımı Taraftarı Olmak…
Süpermarketlere inat bakkaldan alışveriş yapmaktır Anadolu takımı tutmak.
Süpermarkette her türlü ürünü değişik markalarıyla, türlü promosyonlarla bulursunuz ama mahalle bakkalınızda bulabildiğiniz ürüne sadece bakkal amcanın tanıdığı toptancının dağıttığı marka ile ulaşabilirsiniz. 3 büyükler dediğimiz takımlar her mevkiye alternatifleriyle türlü oyuncuları alırken Anadolu takımları kısıtlı bütçeleriyle teknik direktörlerinin kankası olan menajerlerin topçularını alırlar. İstanbul takımları şampiyonluk peşinde koşarken Anadolu klüpleri bu sene düşmesek korkusunu hep yaşarlar. Bakkal amcanın bu sene de dükkanı iflas ettirmesek korkusudur bu korku.
Süpermarketlerin katalogları vardır, kapınıza bırakılır; internetten, TV’den bile alışveriş yapabilirsiniz. İstanbul takımlarının maçları her hafta canlı yayınlanır, Pazar akşamları yorumcular nefesi tükenene kadar, geyikten bıkana kadar yorumlarlar, ama Anadolu takımlarının maçlarını bırakın canlı yayında izlemeyi özetlerini bile gecenin sonunda iki dakikaya sıkışmış halde görebilirsiniz. Radyodan maçları dinlemek bir alternatifti Lig Radyo önceleri -her maç netten yayınladığında-, ama şimdi TRT spikerinin “şimdi de mikrofonlarımız falan şehirde” lafının ucunda kaldı bu seçenek. Açarsınız canlı sonuç veren bir siteyi malak gibi bakarsınız ekrana bir değişiklik olacak mı diye. Bakkal amca nasıl kataloglar bastırsın, kime reklam versin ki? Evine yakınsa senin bakkalındır o, tercih edersen.
Bu benzetmeler böyle uzar gider, Büyüksehir Belediye’yi müşterisi olmayan ama arkası sağlam süpermarket yaparsın; yaşlanmış küskün oyuncuları bakkaldaki bozulmuş çikolata yaparsın; hem bakkaldan hem süpermarketten alışveriş yapan insanları gösterirsin vs. vs.
Sonuca gelelim, o zaman insanlar neden bakkaldan alışveriş yaparlar? Cevap yakın olduğu için olabilir; pijamalarınla, her istediğinde ulaşabilirsin bakkala . E o zaman sormazlar mı adama sen İstanbul’da yaşıyorsun, neden Eskişehirspor fanatiğisin diye? Gidebiliyor musun stadına her maça? İşte bu nokta mantığın bitip maneviyatın başladığı yerdir. Ayrı bir tadı vardır o bakkaldaki bozuk leblebi tozunun, o bakkal amcanın şirinliği herşeye bedeldir, belki de bir vefa borcun vardır bakkala, bakkalın hizmet ettiği mahalleye. Ya da anti emperyalistsindir, belki de mazoşist.
Bir Anadolu takımı taraftarı olarak net bir cevap bulamıyorum. Sorunun cevabı var mıdır bilinmez. Hatta “Hangi takımı tutuyorsun?” sorusuna verdiğin cevaba rağmen sorulan “3 büyüklerden hangisi” sorusu kadar saçma bir sorudur bu ama, kesin olan şey Anadolu takımları ve onların müthiş taraftarı olmadan Süper Ligin tadı olmaz ve Anadolu taraftarı olmanın da tadı tarif edilemez.
Ben gideyim bakkaldan bir ekmek alayım…





Son Yorumlar