Fatih Terim ile Etiketlenmiş Yazılar

Gölge Etme Başka İhsan İstemem Senden

Son maçımızı da oynadık, işkence sona erdi. O zaman tüm sevenler ve sevilenler adına Sezen Aksu’dan ex İmparator’a gelsin…

Haydi artık çek git yoluna bıkmışım dertten. Gölge etme başka ihsan istemem senden!

,

Yorum yok

SistemSizsiniz…

Türk İnsanı, eğer A, B, C, Z, U15, U13, U5 Milli Takımları’nın kısa vadede bütün turnuvalara katıldığını, turnuvalarda gruptan çıkıp finaller oynadığını görmek istiyorsa, yarın sabah ezanı ile Mircea Lucescu’yu göreve getirmelidir. Fakat sözleşmeye bir de şart koyulmalıdır. O da, Lucescu’nun Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Tokatspor, Afyonkarahisar ve diğer bütün takımlarının da teknik direktörü olması şartıdır.

Ve en sonunda Fatih Terim’i gönderdik.

Niye böyle olduğuna dair gazetelerde onlarca madde, yüzlerce neden, binlerce olay.

Nihat varmış, Gökdeniz yokmuş, Fatih Terim Mesut’a gitmemiş, Oğuz ile Metin Tekin kılıbıkmış, Mahmut Özgener Fatih Terim’i başı boş bırakmış, Kayseri’nin çimleri kötüymüş falan filan.

Eğer Dünya Kupası’na gitseydik, ara başlıklar şöyle;

Fatih Terim, otobüste Emre ile kavga eden “iddiacı” Gökdeniz’i kadro dışarı ederek takımda huzur sağladı.
Mesut Özil yerine “Türk”leri seçti. Ruh ortaya çıktı..
Oğuz ile Metin, 40 yıllık dostluğun zaferi.
Özgener, her başarılı teknik direktörün arkasındaki Başkan.
Maçı Kayseri’ye alarak karşı takımın oynunu bozduk falan filan.

Sorunun isimler olmadığını, küçük beyinlerin isimlerle, büyük beyinlerin de sistemlerle uğraştığını anladığımız gün bu iş bitecek.

Bitecek de, bitene kadar anamız ağlayacak.
Bu kesin.

Çünkü, sorunu sadece Fatih Terim, Mustafa Denizli, Ersun Yanal zannediyoruz.
Sorun Ertuğrul Sağlam ile, Lippi ile, Hippi ile çözülecek zannediyoruz.

Aynı Recep Tayyip Erdoğan gidince herşey çözülecekmiş gibi.
Aynı Osman Durmuşlar, Atilla Koçlar gidince herşeyin pespembe olacağına inandığımız gibi.
Veya Aziz Yıldırımlar’ın, Yıldırım Demirörenler’in gitmelerini istememiz gibi…

Sorunun sistemsizlik olduğunu görmüyoruz.

Çünkü biz biliyoruz ki, bize sistem, uzun vade, sabır, makro, disiplin kelimeleri uymaz, yakışmaz.
Biz istiyoruz ki hemen Lucescu veya Daum gelsin, şampiyon yapsın, sonra ne yaparsa yapsın.

Ve bazı şeyleri görmüyoruz.
Feyyazlardan, Tanjulardan, Hakan Şükürlerden sonra 70 milyondan sadece Genç Semih’in çıktığını,
Defansta Önder diye bir dambılı oynattığımızı,
Türkiye’de yetiştirip Avrupa’ya gönderdiğimiz tek oyuncunun Stoke City’de bile oynamadığını görmüyoruz.
100 futbolcunun 80’nin niye devamlı sakatlık geçirdiğini araştırmıyoruz.

Fakat biz 6+2 yapmasını çok iyi biliyoruz.
Biz yeşil alanları, top sahalarını 100 katlı rezidans yapmayı çok iyi biliyoruz.
Biz Fatih Terim’e 150 milyar verirken car car konuşuyoruz, fakat Deivid’e, Linderoth’a, Delgado’ya ayda 500 milyar verirken susuyoruz.

Biz her zaman en iyi yaptığımızı şeyi yapıyoruz.

Biz günü kurtarmaya çalışıyoruz, sonra Allah büyük diyoruz.
O da yardım etmezse, yarın ola hayrola diyoruz.
Ulan o da olmazsa, koy dibine diyoruz.

Sonra kıçımızı dönüp uyuyoruz.

Tıpkı Dünya Kupası üçüncüsü olduktan sonra Avrupa Şampiyonası’na gidemediğimiz akşam gibi.

Tıpkı Avrupa üçüncüsü olduktan sonra Dünya Kupası’na gidemediğimiz akşam gibi.

, ,

Yorum yok

Mağlubiyet Seni Bozmasın…

Teknik Direktör olmak zor bir meslektir, nankör iştir. Şans kartlarının hep bir cebinde bulunması gerekir.  Bu meslekte uyanık olanlar, gitme zamanının geldiğini önceden sezerler ve bavulunu toplamaya başlarlar. Şöhret ve başarının elinde tutsak olup başı dönenler de, postalanacakları günü kestiremezler.

Güzel örneklerden birisi Mustafa Denizli hocamızdır. Akıllıdır, hisleri kuvvetlidir, zamanı geldiğinde, şampiyonluk yaşadığı bir sezonun sonunda bile apolatine zarar gelmeden gider. Bu işin şöhret tutsaklığı tarafı ona hiç uymaz aslında, fakat bu sezon başı birilerinin ısrarına dayanamayarak bu durumun içine çekilmiştir.

Taze bir örnek de, Sivasspor’u 2006’dan bu yana nerelere taşıdığı malum Bülent Uygun’dur. Demeçleri ve duruşu pek çok kişiye itici gelmesine rağmen, ligdeki düşük bütçeli başarıları onu Türk futbol tarihine yazmıştır. Sonunda şöhretin dayanılmaz cazibesi ve şans dediğimiz faktör ters yönde çalışınca istifa kaçınılmaz olup, zamanında bir hamle yapamamanın altında kalmıştır.

Fatih Hoca da karmaşık bir örnektir. 1996-2000 yılları arasında, 1990’dan beri emek verip  büyüttüğü, alt yapıdan taşıdığı, savaşan gençler ve Taffarel, Popescu ve Hagi’li kadro onu İmparatorluğa taşıdı.  Zamanlamayı güzel yapıp 2000 yılında, UEFA şampiyonluğunun ardından Avrupa’ya gitti. 2 sene sonra tekrar geri dönerek herşeyi alt üst etti. Çok eleştirildi, sağlam darbeler aldı basından, fakat memlekette düşlere girmemiş başarılar onu bir daha imparator’luktan indirmeye yetecek gibi görünmüyor.

Futbolda hep bugün var. Başka hiçbir şeyde olmadığı kadar bugün gerekiyor başarı. Geçmiş tarih, gelecek umut, bulunduğumuz gün ise gerçek.

Çok zor çok. Bir galibiyet göklerde, bir beraberlik yerlerde.

Kazandığınız her maç, aldığınız her kupa, her şampiyonluk sizi iyi bir takıma yaklaştırıyor. Bir mağlubiyet ise bunların hiçbirini kurtaramıyor.

Frank Rijkaard da apoleti ile geldi, imzasını attı. İyi giden maçlar kariyeri ile birleşince daha büyük, abartılı söylemler, övgüler getirdi. İşte mağlubiyet geldi sonunda, kopan yaygaranın haddi hesabı yok. İşler ters gitse de, onun kredi sıkıntısı olmayacaktır uzun bir süre için, yine de alışageldiğimiz görüntüler süsleyecek bu yolu. Abartılı alkışlar, aşırı sevgi methiyeleri, ayarı kaçmış tezahüratlar hepsi bu yolculukta var.

Unutmadık ki gelenlerin hiç birini, hepsi omuzlarda geldi.

Zeman’lar, Jean Tigana’lar, Vicente Del Bosque’ler, Nevio Scala’lar, Luis Aragones’ler hepsi davul zurna ile karşılandı. Rıza Çalımbay’lar, Ertuğrul Sağlam’lar, Bülent Korkmaz’lar, Rıdvan Dilmen’ler hepsi kulüplerimizin evlatlarıydı, daha çok sabır beklenirdi onlar için.

Hiçbiri olmadı. İsim, kariyer, renkdaşlık bu işin ancak gelişi ile alakalıydı. Giderken böyle özellikler hiç birinde aranmadı. Çoğunun ömrü kelebeğin ömrüne benzedi.

Hep zor meslekti, bundan sonrakiler için de zor olacak…

Related Posts with Thumbnails

, , ,

Yorum yok