Fenerbahçe ile Etiketlenmiş Yazılar

Ne Zaman Koyacan Aykut Kocaman

Sportive Director Aykut Kocaman, Alex için, “Kendisi için söylenecek bir şey yok. Takım kaptanının zamanında burada olması gerektiğini düşünüyorum. Kulüp, yapması gerekenleri yapacaktır” dedi. Ve kulüp, yapması gerekeni yaptı. Alex’in ilk taksidini yatırdı.

Takım kaptanının zamanında burada olması gerektiğini düşünüyorum. Kulüp, yapması gerekenleri yapacaktır” dedi. Ve kulüp, yapması gerekeni yaptı. Alex’in ilk taksidini yatırdı.   

Aykut Kocaman.  
Nasıl oldu da Fenerbahçe’den son yıllarda böyle bir adam çıktı dedirten adam. Trabzon’a o golü attıktan sonra erkek gibi çıkıp “Biz şampiyon olduk fakat Trabzonsporlu arkadaşlarım için üzülüyorum, hiçbir şey çok fazla abartılmamalı…” demişti.

Çok fazla abartılmamıştı.
Sadece Ali Şen maçtan önce Aygün’ün kafasına taş geldi diye çocuğu Sultan Selim gibi sarmalamıştı.
Aynı Ali Şen yine Trabzon’da Otto Bariç’in sırtına taş geldi diye takımı da sahadan çekecekti.
O zaman 55 milyondu, 55 milyon insan gördü ki, Otto Bariç’in paltosu atılan taştan kalındı.

Aynı Ali Şen, Oğuz ve Aykut’un golleri ile şampiyon olduğu akşam bir kolunun altında Şadan Kalkavan, bir elinin altında rakı, rakının altında Vefa Küçük, “Nasıl koydu Aykut Kocaman” diye bağırdıktan 12 saat sonra ikisini de kovdu.

Ali Şen, “Galibiyet için babamı tanımam, teyzemi de hırpalarım” kelime grubunun sözlük anlamı idi.
Sözlüğü açtığınızda fenomen kelimesinin yanında Ali Şen’in resmi vardı.
Vardı.

Artık o resmin yerine Aziz Yıldırım var.
Hatta onun resmi daha büyük.
Tam sayfa.
Hırs var, kavga var, küfür var, gürültü var, uyanıklık var, dörtkağıt, hor görme var.
Var oğlu var.

Peki Aykut Kocaman’da ne değişti de Fenerbahçe’ye geldi?
Çünkü Fenerbahçe aynı Fenerbahçe.
Uğur Dündarları, Kıyat Paşaları bıktırtan, Bilal Kutlualpleri, Saranları kovan, Rüştü’yü dövdürten, Deli İbrahim gibi havuza Euro atan bir Fenerbahçe.

Veya Aykut Kocaman ne zannetti de Fenerbahçe’ye geldi?
Veya Aykut Kocaman’a ne sorumluluklar verildi?
O şu an Daum’un hemen üzerinde, Aziz Yıldırım’ın hemen altında mı?
Mijatovic gibi mi, yoksa exVolkan Ballı’nın ingilizce bilmeyen hali gibi mi?
O Türkiye’nin belki de en önemli pozisyonu için mi geldi, yoksa “sallarım başı alırım maaşımı” için mi geldi?
En önemli soru Alex veya Deivid’e kendini dinletebilecek mi?

Fenerbahçe’den gururu ile kovulduğu gün belki bir milat idi.
Bence ikinci milat Fenerbahçe ile tekrar imzaladığı gündü.
Belli ki çok sevdiği Fenerbahçe’sinde birşeyler değiştirmeye geldi.
Fakat karşısına çıkan ilk fırsatta kendini gösteremedi.
Sahada imtiyazın kralı tanınan Alex’e, geç geldiği için “tek ayak” cezası bile veremedi.
Belki de kaptanlığı bile devam edecekti.
Fenerbahçe transferde de şu ana kadar 5 büyüklerin en kötüsü oldu.
Sadece değnekli bir Özer Hurmacı, Uruguay kaptanının yerine 30 yaşında Bilica, Beşiktaş’tan Mehmet Topuz’u transfer edebildi.
Volkan Demirel’i bitiremedi, Josico’yu bile gönderemedi.

Peki ne zaman masaya yumruğunu koyacaksın Aykut Kocaman?

Fenerbahçe taraftarı senden hayat öpücüğü bekliyor.
Fenerbahçe taraftarı senden zeki, çevik ve ahlaklı transferler bekliyor Aykut Kocaman.
Fenerbahçe taraftarı ne sakallı Güiza’yı, ne kovulmuş Daum’u, ne Tuncay’ı bekliyor.
Fenerbahçe taraftarı seni bekliyor Aykut Kocaman.

Aykut Kocaman.
Kocaman adam.
Ve adam gibi adam.

,

3 Yorum

Kimin Eli Kimin Cebinde ?

Dün akşam Nihat Kahveci Türkiye’ye döndü, askerlik görevi ve Beşiktaş ile transeferini sonlandırmak için. Havaalanında yanında çok tanıdık biri vardı. Evet hatılaryanlar bilir; Murat Kuş’tu bu esmer abi. Daum’un Fenerbahçe’de önceki dönemindeki yardımcısı. Öğrendim ki Nihat’ın menajeriymiş aynı zamanda. Vallahi hani derler ya “dünya küçük” diye, gerçekten öyle. Adamı Daum’un yardımcısı olarak gönderdik, Nihat’ın menajeri olarak geri geldi.  Nasıl bir hesap, kitaptır anlamadım. Hadi hayırlısı…

, , , ,

Yorum yok

Bizde Transfer Var ZANdık.

Eski bir futbolcu geçen bir sohbette şöyle demiş; “Biz eskiden transfer paramızla Bakırköy’de 2 ev alırdık, 1 dükkan alırdık, bir de araba alırdık. Şimdi futbolcular çok şanssız, sadece bir rezidansa paraları yetiyor.” Mahsun Kırmızıgül de bir şarkısında şöyle der; “Ben böyle şansın, ben böyle kaderin, ben böyle hayatın….”

Zanlı, Gökhan Zan.
Herhalde arkadaşın istatistiklerini tekrar tekrar vermeye gerek yok.Zaten sabah sabah 1000 tane abuk sabuk rakamla uğraşmazsınız.
Ayrıca Uğur Meleke şu anda, Gökhan’ın 6 aylıkken evinin salonunda plastik topla yapamadığı ofsayt taktiklerini, lisede metacarpus kemiği çıktığı için oynayamadığı halı saha maçlarına oranlıyordur.

Kabaca, senede 50 maç varsa 25’inde yok bu adam.Zaten geçen sene bile, ki şampiyonlukta büyük payı var diyorlar, 50 maçın 26’sında oynamış.
Ernst bile 20 maç oynamış, kelim benim, sezonun yarısında geldi zaten.
Kaldı ki, Gökhan bir senede en çok 29 maç yapmış, o da Gaziantep’te kiralıkken.

Bakın, aslında sorun Gökhan Zan’ın sakatlıkları değil.Sorun, Beşiktaşlı birinin Galatasaray’a transfer olması da değil.Sorun, bonservis olayı da değil. Sorun, bir futbolcunun çok karaktersiz oluşu, çocukken öbür takımı tutması, profesyonel sahtekar olup 2 dakikada 2 forma giymesi de değil.

Sorun şu….
Gökhan Zan kaç para almalı?
Ya da genel olarak, bir Türk futbolcusu kaç para almalı? Yani bir Türk kaç para eder?

Bardağın dolu tarafından bakıyorsun, Emreciksin, Uğur Boral, Sabri rahat 2 trilyon alıyor.
Bu arada Gökhan Gönül, 1 trilyon alıyor. Mehmet Topal, belki almıyor bile.
Güiza, Semih’in en az 3 katı, Mehmet Yıldız’ın 5 katı, Taner’in 10 katını alıyor, fakat Güiza-Torres belki aynı parayı kazanıyor. Memleket memleket değil, menajerlik oyunu.

O zaman şöyle yap. Misal;
Gel arkadaşım Lugano de.
Senede 50 maç var. Güzel. Sen geçen sene 30 maç oynamışsın. O da güzel.
20 maç ense ısırmışsın, kafa atmışsın, dirsek atmışsın, Noel’e eve gitmişsin. O daha da güzel.
Sen 4 milyon Euro istiyorsun.
30 bölü 50, çarpı senelik senin istediğin rakam eşittir 2.4 milyon.
Yoksa güle güle anam.

Aslında bunu yabancıya bile yaparsın, Türk’e de.
Ama bunun arkasında Federasyon gibi bir kurumun olması gerekir.

Peki, boş tarafından bakalım bardağın.
5 tane Türk stoper say desem, sayamazsın.
Önder Turacı, İbrahim Toraman, Gökhan Zan, Emre Aşık + Kewell.
Başka yok. O zaman Gökhan Zan’ın istediği çok para değil.

Fakat bir futbolcunun bonservisi yok diye, Türkiye’nin ilk 5 stoperinden biri diye, camdan vazoya 2.8 trilyon verilir mi? Eğer senin as ikilin Gökhan Zan ve Emre Aşık ise Rijkaard’i niye aldın? Cevat hoca ile de en az 2’ncilik garanti. Gerçi Rijkaard olayı abartılıyor, onu ayrıyeten yorumlayacağım, fakat bu transferlere kim evet diyor?
Adnan Polat, bomba transfer var diyor, taraftar rahat olsun diyor, yoksa Gullit mi geliyor?

Şimdi, Beşiktaş Gökhan Zan’ın opsiyonunu uzatsaydı, Galatasaray bonservis ödeyecekti diyorlar.Yahu tamam, Carrusca’yı alan şapşal, Gökhan Zan’a bonservis parası verir mi? Artık Aziz Yıldırım bile vermez.
Vermez di mi?

Fenerbahçe Aurelio’dan, Tuncay’dan, Rüştü’den hiç birinden para kazanamazken, Emreciksin, Sercan, Emre Belezoğlu gibi elinde patlayacağı kesin olan futbolcuları transfer edip trilyonlar harcarken, Galatasaray Meira’dan bile para kazandı. Sivas’tan bedavaya aldığı Servet’ten servet elde etti. Futbolcu ticaretinde iyi giden Galatasaray burada bir hata yaptı. Çünkü Gökhan Zan’ı bir daha satamayabilir. Çünkü sakat diye ismi çıkmış. Bugün Avrupa’nın belki de en çok dikkat ettiği özellik, devamlılık. Ipswich Town bile Gökhan Zan’ı isterken bir bakacak, adam hayatı boyunca 1000 maçın 500’ünde oynamamış.

Burada bir başka hata da tabi ki şu;
Eğer Beşiktaş, Gökhan’ın opsiyonunu 1 yıl daha uzatsaydı, Gökhan 700 bin Euro’dan oynayacaktı.
Ya atladılar, ya da başka bir şey var. Eğer Galatasaray 2 milyon 800 bin Euro vereceği var ise, seneye de verebilirdi. Beşiktaş, Gökhan’dan 1 sene daha yararlanır, ve sonra kapının önüne koyardı.

Fakat, zannetmiyorum ki; Mustafa Denizli’nin onayı olmadan bu iş bu şekilde sonuçlansın.
Denizli, Alaçatı’dan “Gökhan Zan kalsın Lan” diye bağırsa, Gökhan Zan Beşiktaş’ta 10 sene kalır.
Fakat Yıldırım Demirören bu olayı güzel bir dille açıklayamazsa veya kendine çeviremezse, Mehmet Topuz olayından dolu olan taraftar iyice içini dökecektir.
Aslında sağlıklı Beşiktaşlı hem Topuz’un, hem de Porselen Zan’ın peşinden bir gram bile gözyaşı dökmeyecektir.
Sağlıklı olanlar belki şu an, ilk Fenerbahçe maçında “Bilmem kaç numaraaaa, Mehmettttttttt” anonsuna 50000 kişinin aynı anda “Topuzzzzzzz” diye bağırmasını, ilk Galatasaray antrenmanında kulüp doktorunun “Gökhan Zan dişini fırçalarken humerus kemiğini kırmıştır.” açıklamasını beklemektedir.

, , , ,

Yorum yok

Fener Bu, Hem Sever Hep Döver.

Efes Pilsen son maçta Fenerbahçe’ye 79 sayı attı, şampiyon oldu ve dayak yedi. fy372ih8uv

Herkes farkındaydı ki, maç bitince sahaya koşup tekme atan o fıçı görünümlü arkadaş, 79 tane fıçı efes devirip maça gelmişti. Malesef, Allah’ın sopası yok fakat tribünün sopası var.

Geçen haftaki o Adana Adliyesi görüntülerine benzeyen final maçından bahsetmeyeceğim, merak etmeyin. Kill For You, Roberto Carlos, “6 Kasım’da 6-0” formalı basketbol seyircisinden de bahsetmeyeceğim, yine merak etmeyin. “Kendini bilmez birkaç taraftarın yaptığını koskoca Fenerbahçe’ye mal etmemek lazım” klişesinden bahsetmeyeceğim, hiç hiç merak etmeyin.

Çünkü kendini bilmez taraftar sayısı Türkiye’de 6-7’dir. Bizim sokakta bir amca var, onla beraber 8. Kaynımın kayınçosu, 9. Bir de Rambo var, 10. Bunlar topu topu 10 kişi.
Bu arkadaşlar şansa o maça hep beraber gitmişler ise olay çıkar. Biri eksik olsun, başkanlar fair-play ödülü alır.

Fakat bir gerçek var ki;
Her ne kadar Fenerbahçeli taraftar 4-0’lık Samsun maçından sonra antreman basıp Müjdat’ı, Arap İsmail’i sopa ile kovaladıysa da, Rüştü’yü cipinde tekmelediyse de, kesinlikle bu tür olaylar sadece Fenerbahçe’ye has birşeydir diyemiyorum. Çünkü daha bir kaç sene önce Beşiktaş tribününde gencecik çocuk öldürülmüştü, Trabzon’da taş yağmıştı, Sami Yen’de tribün çökecekti vs…
Zira, bu sorun sosyoloji temaları içerdiğinden iddia ediyorum, Türkiye’de F1 takımı kurulduğu anda, birkaç kendini bilmez piste girer Button’a balata saplar, Kovalainen’i kovalar, Alonso’yu da rüzgar tüneline sokar. Allahtan adamlar final maçını görmüşler de, F1’i kapatıyorlar.

Burada tek suçlu Efes’tir. Efes’in en büyük suçu Fenerbahçe’yi yenmektir.
En suçsuz da o tekme atan arkadaştır.
Çünkü yöneticiler geçen sene onu ve onun gibileri doldurmuş, yarı final demiş, kupa sözü vermiş, 3 sene şampiyonluk demiştir.
O arkadaş süper kadro diye kombine almış, fakat karşısında Emreciksin’i, Belezoğlu’nu, Ali Bilgin’i, Burak’ı, Güiza’yı bulmuştur. Taraftar sinirlidir, çünkü kandırılmıştır. Taraftar sinirlenince o an karşısına ilk çıkana, zenci de olsa, beyaz da olsa girer.

Kandırılmak ve Efes deyince aklıma bir şey geldi.

Geçenlerde ETS ile Bodrum Voyage Charm’daydık.
Manzara süper. Deniz süper. Kaleye karşı eşini al, rakını al, buzunu al.
Otel ultra herşey dahil, limitsiz yerli yabancı içki.
Ama yalan da limitsiz.

Bira istiyorsun, Efes ücretsiz, diğerleri ücretli.
Nasıl olur? Limitsiz yerli yabancı içkideki olaya bak.
Efes de Efes değil zaten.
Sahildeki barda fıçı bira var, şişe bira yok.
Gittim sordum, şişe bira yok mu dedim?
Yok dediler.
Sonra öğrendim ki, resepsiyondaki barda varmış.
Her yarım saatte bir 5 kat yukarı çıktım. Garson resepsiyondan getirmiyor çünkü. Anam ağladı.
Sabah açık büfeye girdim. Taze portakal suyu alayım dedim.
2.5 TL dediler. Ne parası dedim? Taze portakal suyu paralı dediler.
Yahu, mayomun içide bozuk para mı taşıyacağım ultra herşey dahilde?
Tamam, mayoma da bazı şeyler dahil fakat sınırsız bir yere gelmişim parayı nereden bulayım sabah sabah? Ayrıca niye para getireyim?
Votka istiyorsun, sadece bir marka var. Viski istiyorsun, bir marka var. Onunda ismini ilk defa duydum. Diğer bildiğin bütün markalar ekstra.
Alakart restoranına gittik. Tatsız tuzsuz bir kavun geldi. Biraz daha istedik. Menüde kavun bu kadar dediler. Yahu yukarıda sınırsız kavun var, git getirsene. Getirmiyorlar. Ben rakıya kızarmış ekmek mi banayım? Öyle kaldık.
Sabah bir peynir yedik. İnanılmaz lezzetli.
Bir baktım, akşam o peynirden yok.
Dedim, “Sabah bir peynir vardı, rakı ile iyi gider, o peynirden kalmadı mı?”
Dediler, “Ağabey, o peyniri akşam çıkartamıyoruz. Yasak.”
Zannedersin, Tümen Komutanı emretmiş.

İşte aynı Fenerbahçe.
Dışardan müthiş transferler, paralar, pullar, altın karmalar, imza şovlar.
İçine bir giriyorsun, Uğur Boral, Maldonado, Deniz Barış.
Soruyorsun, yıldız transfer yok mu?
Var işte, 30 milyonluk Mehmet Topuz diyorlar.
Başka yok mu, diyorsun.
Yok ekstraya girer, diyorlar.

,

1 Yorum

Bize Utanç !!! Efes Pilsen’e Tebrik…

Böyle bir taraftar grubuyla aynı takımı desteklediğim için dün gece kendimden utandım. Türk basketbolunun utanç gecesini yaşattılar camiaya. Yazık ettiler böyle güzel, çekişmeli,heyecanlı bir şampiyonluk  serisine.  Ama Fenerbahçe basketbol takımı içinde de var böyle holigan zihniyetli adamlar. Maç boyunca bench’te oturup maç sonunda hakem masası tekmeleyen, rakibe dirsek atan basketbolcular! İmam-cemaat hesabı, sen sahada bunları yaparsan tribündeki küçük beyinli holiganlar da bunu yapar. Sadece utandım, utandık…

Tebrikler Efes Pilsen.

Related Posts with Thumbnails

, ,

Yorum yok