Galatasaray ile Etiketlenmiş Yazılar
İyi, Kötü, Çirkin
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Ekim 4th, 2009 tarihinde gönderildi
3 kişi…3 öykü..Tek takım, tek kader…
Rijkaard, 2004 senesinde Messi’li Barcelona’yı inşa ederken, o takımı tek başına mahvedilecek fakir lakin tavukkarası bir delikanlı ile tanıştı. Onu sabaha sınırdan kovdu.
Aziz Yıldırım, Amigo Orhan’ın uçarak kafa attığı, hatta direk uçtuğu, Yusuf’u sağ bek oynatan, Avrupa’dan sıfır çeken o amcanın yüzüne son kez baktı. Onu akşama klüpten kovdu.
Bir patron, fabrikası için, işi için ya tüplerini, ya da kendi kanından birini seçecekti. Bir saniye bile düşünmedi, tüplerini seçti.
Bu öykü, işte o 3 kişinin kesişen öyküsü….
Bu öykü, kale ağlarını demirören Rüştü ve Mustafa’nın öyküsü…
Bu öykü, iyi, kötü, çirkinin öyküsü…
Arka fonda Kıraç çalarken okumanız gereken bu dramatik girişten sonra, fanatikler için hazırladığımız bir ayrı bir-iki cümlemiz var, onu verelim, sonra esas konulara geçelim.
Beşiktaş, çok iyi yolda, hakemler hakkını yiyor, transferler harika, o golü verse Beşiktaş’ın 52 şampiyonluğu olacaktı.
Galatasaray, bomba gibi, hiç paniğe gerek yok, Elano müthiş, Arda çok iyi bir kaptan, Rijkaard dünyanın en kariyerli hocası.
Fenerbahçe, enfes bir takım. Isırıyor, parçalıyor, bir tane bile problem yok.
Yazıyorum, çiziyorum, sonra bana diyorlar ki, birader sen niye hep eleştiriyorsun?
Peki.
Eleştirmeyelim.
O zaman şu sorularıma cevap alayım…
Sen dünyanın neresinde, bir ülkenin 3 büyük takımının her sene en az 50 milyon Euro harcayıp, her sene 100-150 milyonluk takım oluşturup, kıçıkırık 3-5 milyonluk takımlar karşısında her maç, ama her maç yusuf yusuf olduğunu gördün?
Sen dünyanın neresinde, bir ülkenin milli takımının veya o ülkenin takımlarının her maçının ama her maçının kader veya final maçı olduğunu gördün?
Sen dünyanın neresinde, bir ülkenin, her turnuvada, ligde, kupada, kendi maçlarını alsa dahi bir üst tura çıkması için şanslarının başka maçlara bağlı olduğunu gördün?
Ve sen dünyanın neresinde, bir basketbol salonunun, özellikle 3 tane büyük klübün maç yaptığı salonun, Avrupa Kupaları başlayacağı bir dönemden önce parkelerinin sökülüp havuz yapıldığını gördün?
Şimdi ben gereksiz eleştiriyorum di mi?
Herşey çok güzel, güllük gülistanlık, ben fazla eleştiriyorum di mi?
Sanki bahsedeceğimiz müthiş bir futbolumuz, ballandıra ballandıra anlatacağımız güzel gollerimiz var da ben eleştiriyorum.
Peki, eleştirmeyelim tamam fakat bir kaç hafta sonra Wolsburg Beşiktaş’a 9 gol atıp rekoru kırınca, o gollerden, o futboldan mı bahsedelim? Sen Rüştü-Mustafa Denizli-Yıldırım Demirören omuriliği ile sezona başla, sonra her tarafımız ağrıyor de.
Veya Fenerbahçe, Galatasaray Valencia’ya, Shakhtar’a giderken arkadan sadece su mu dökelim?
Koskoca Sivas’ın 4 Avrupa maçında yediği 20 golden hiç mi bahsetmeyelim?
Peki ben torunlarıma Trabzon’un Avrupa maceralarını nasıl anlatayım?
Millet Messi mi Ronaldo mu tartışması yaparken, ben niye Sabri mi daha kötü Uğur Boral mı daha kötü tartışması yapayım?
(Kaldı ki, bu hafta gördüğüm kadarı ile Sabri sanırım daha iyi. Uğur Boral’ın durumunu şimdi siz düşünün. Bu arada Frank Rijkaard’ın Galatasaray’ını ne Fenerbahçe, ne de Beşiktaş durdurabilir. Bu takımı bir kişi durdurur, o da Sabri’dir. Tıpkı Barcelona’lı Rüştü gibi)
Sonuç olarak, bizi düzeltecek, evirecek, çevirecek, biz koyunları güdecek akıllı adam, başkan, antrenör lazım.
Bize aklı başında taraftar lazım.
Bize öngörecek adam azım.
Bize dürüst ve cesaretli adam lazım.
Bize fantazi antrenör lazım da değil.
Bize sadece Milli Marşı ezberleyen inatçı Alman lazım değil.
Bize içi geçmiş spiker, bütün bir maç Rüştü’ye Şükrü, Frank De Boer’e Koeman diyecek adam da lazım değil.
Bize adam gibi adam lazım.
Aurelio, Uche 10 sene burada yediler, içtiler, Türkçe hiçbir şey söylemeden gittiler.
Rijkaard, geldi, 3 ay sonra “Türkler’de herşeyden biraz var, fakat hiçbir şeyleri tam değil” dedi.
İşte bize bunu suratımıza vuracak Kadir İnanır gibi adam lazım.
Şimdi Neredeler
İsmini ilk defa Lemi Çelik’in yeğeni olarak duyuran, daha sonra 2007-2008 sezonu ortasında, Galatasaray’la sezon sonu için anlaşmış ancak daha sonra Galatasaray’ın, sözleşme şartlarını yerine getirmemesi üzerine protokolü iptal edilmesi ile anılan, 2005 yılında 2 kez U-20 formasını, yine 2006-2008 yılları arasında ise U-21 formasını 21 kere giyen ve 1 gol kaydeden, 2008-2009 sezonunda Ankaraspor forması ile toplam 2265 dakika görev alan ve 6 gol atan, Ankaraspor’un ilk yarısındaki önemli yükselişe büyük katkısı olan Özer Hurmacı, şu an Fenerbahçe’nin bazen yedek klübesinde battaniyenin altında, bazen ise numaralı tribün Acun Ilıcalı bölümünde futbolculuk hayatını sürdürmektedir.
Haftaya “Şimdi Neredeler” köşesinde incelenecek olan futbolcumuz, tabi ki Mehmet Topuz’dur.
İsmail Köybaşı Vakası
Mert tarafından, Transfer Piyasası, TSL kategorisi altında, Eylül 3rd, 2009 tarihinde gönderildi
Mehmet Kızıl: “İsmail Köybaşı’yı Galatasaray ve Fenerbahçe de istedi. Hatta Fenerbahçe Beşiktaş’ın önerdiğinden daha yüksek bir bonservis ödemeye bile hazırdı. Ama Bekir İrtegün’ü bizden bedelsiz aldıkları için Fenerbahçe’ye kırgınlığımız vardı. Galatasaray da çok asılmayınca İsmail’i Beşiktaş’a sattık.”
Gruplara Doğru ve A. Kader Keita (Sezon1-Bölüm2)
Nurhat Abi tarafından, Avrupa Lgi kategorisi altında, Ağustos 21st, 2009 tarihinde gönderildi
Galatasaray 5 – Levadia Tallinn 0
Bu adamı yazmaktan diğerlerine sıra gelmeyecek. Diğerleri alınmasınlar lütfen, tek başına aldı maçı diyorum o kadar , takımını tuttuğu gibi UEFA Cup grup maçlarına götürdü.
Levadia’lılar sol taraflarından vazgeçtiler bir süre sonra, fakat Abdel yorulmuştu artık… 90 dakikaları verimli çıkartmaya da başlarsa vay rakiplerin haline. Sağ tarafı hallaç pamuğu gibi attı ve bunu akıllara zarar Sabri’nin önünde yaptı. Takımlar arasında çok kalite farkı var derler ya, o fark takımın içinde bile var. İtalyanlar seyretmiş miş akşam yerli Gattuso’yu.
Abdel’un resitalini seyrederken Rıdvan Dilmen’i aklıma geldi. Bilen var mıymış? Duyan var mıymış? Nerdeyse hangi takımdan geldi falan diyecekti ön elemenin ilk maçlarından sonra… Maçın tamamını seyretmeye gerek yok Sadece bu maçtan 5 dakikalık bir klip ona yeter.

Yürüyerek yendik diyeceğim ayıp olacak ama takım akşam gerçekten yürüyerek oynadı. 5-0 maç kazanmış takımda Kötü oynayanlar, mücadele edenler ve yıldızlar vardı.
Leo Franco’ya top gelmedi sayılır, maç biterken rakip ortasında topa çıkıp çıkmamakta tereddüt edip dondu kaldı ya, o fotoğraf bende çok soru işaretleri bıraktı.
Arda güçsüz geldi maç boyunca, belli ki yorgun. 90 dakika oynadı yine de. Defans için yazacak bir şey yok, yazmak için görmek lazım, rakip olmayınca bunu göremedik. Elano’yu seyretmek için de daha çok zamanımız olacak, 20 dakika ve ilk kez oynayan birisine biraz zaman. Kumaş belli zaten.
Bu sezon belli ki Keita bu takımın Kader’ini belirleyecek. Tek başına da değil zaten Brezilyalı, Avustralyalı, Türk, Arjantinli, Kongolu arkadaşları var.
Sanki Hagi gibi bir iz bırakacak…
kimbilir…
“Abdel Kader Keita” İlk İzlenim
Nurhat Abi tarafından, TSL kategorisi altında, Ağustos 16th, 2009 tarihinde gönderildi
İlk yazının günahı olmaz diyerek Hexagoal’daki ilk yorumumuzu yazıyoruz. Hadi hayırlı olsun…
Lyon’da seyrettiğiniz bu adam fazla bir fikir vermiyordu bizlere. Lyon’a tranfer ücreti dudak uçuklatacak cinstendi Fransa için. (16 m/euro – Lyon tarihi için 2.en yüksek bonservis)
Fakat aşı tutmamıştı!
İki resmi maçta izledik (Gaziantep ve Denizli) ve soru işaretleri kafamdan silinmeye başladı. Çok hızlı, topa hükmediyor, adam eksiltiyor (belini kırıyor derler ya) tam bir tribün adamı. Taraftarın sevgilisi olacağı kesin. Daha çok ısınacak haftalar geçtikçe. Lincoln faciası gibi olmazsa daha da iyi olacak (parasını garanti bilip rölantiye almazsa kendini).
Bir tek şey daha gördüm maçta; 4/4 ‘lük bir takım oyuncusu değil. Çoğu pozisyonda kendi zevk aldığı şekilde oynuyormuş izlenimi verdi. Bu da eksisi (-). Bir de takım oyuncusu olma eksikiği derken, top rakipteyken oyunu pek sevmiyor.
Galatasaray’da bu tip oyuncuların çokluğu takımın başına bela olabilir. Sürekli yazılıyor ya 2 haftadır, çok atarlar ama çok da yerler diye, işte bundandır.
Öyle ya da böyle, Keita’yı seyrederken futbolu sevenler olarak hayli zevk alacağız. Böyle adamları severiz biz.
İyi para, iyi adam kural bu.
Haldun Abi’nin Dikkatine…
Galatasaray’lılar ne çekti bu Linderoth’tan! Adam geldi geleli yataktan kalkamadı. Şimdi bir de menisküsü çıktı. Bugün ameliyat masasına yattı Linderoth; yaklaşık 2 ay yok. Galatasaray artık kadrosunda Linderoth yokmuş gibi düşünmeli ve acilen bir defansif orta saha almalı. TSL ve Avrupa Ligi, çok sakatlanan bir Mehmet Topal, vasat bir Ayhan, soru işareti bir Mustafa Sarp ve hakkında yorum yapmak istemediğim(!) Barış Özbek ile geçmez!
Haldun Abi’nin dikkatine…



Son Yorumlar