Emrah Öner kategorisi arşivi

İstinye hazır, hedef 2023!

Bugün, Allah’ın izni-Peygamber’in kavliyle Mehmet Ali Aydınlar Türkiye Futbol Federasyon Başkanı, Göksel Gümüşdağ da onun kankütü seçilecek.

Zaten bunun bir adım sonrasında Allah hepsine sağlık-sıhhat versin, Aziz Yıldırım UEFA Başkanı olacak, Ali Yıldırım Şenes Erzik’in yerine geçecek, Ali Koç da Amazon.com’un CEO’su olacak.

Bu seçim aynı zamanda Türkiye’de belki ilk defa kavga-gürültü, hile-hurda, şifre-mifre, vekilliği düştü-düşmedi olmadan, herkesin mutabık kaldığı bir seçim olacak.

Köşemiz dolmadan hemen başkanları, pardon adayları hatırlayalım…

Mehmet Ali Aydınlar Acıbadem’in sahibi, Sarı Melekler’in babası, 2008 senesinde evlat acısı çekmiş beyefendi bir Fenerbahçeli;
Göksel Gümüşdağ, Emine Erdoğan’ın yeğeninden hallice, İ.B.B AKP Meclis üyesi, hem Galatasaray, hem Aziz Yıldırım Kongre üyesi…

Yine hatırlayalım; Aziz Yıldırım, Mehmet Ali Aydınlar için 2008 senesinde “Mehmet Ali Aydınlar’ın başkanlık koltuğuna oturacağı yer Futbol Federasyonu değil, Fenerbahçe Kulübü’dür.” demiş..

AKP, Göksel Gümüşdağ’ın eniştesinin Lig’i kaybedince yuhalandığı ve kendisinin de Nuri Albayrak’ın veliahtlığını yaptığı Trabzonspor’un bulunduğu şehirde %59 oy almıştır.

Oldum olası siyasetten nefret ettim.
Zaten siyasetin anlamı “çok yüzlülük” demek…

Futbola siyaset ne zaman karıştı, nasıl karıştı, kim karıştırdı, hiç hatırlamıyorum.
Sanırım her şey Ali Şen’in Aygün’ün kafasını sarmalaması ile başladı.

Politikadan da hiç anlamam.
Bir kere bile politik olamamışımdır, babam beni pataklarken hep “Oğlum ne kadar direktsin” derdi.

Ama şu Aziz Yıldırım’ın 1998’den beri tuğla tuğla ördüğü o binaya hayran hayran bakmaktayım.

Herkes nefret etmesine rağmen Kulüpler Birliği Başkanlığı’na gelen,
Erman Hocayı ofsayt kamerasından bile sildiren,
Lig TV’nin kablolarını toparlayan,
Artık Galatasaray ve Beşiktaş’ı paramparça ettiği için en büyük rakibi, “İkizi Real Madrid’de oynadığına göre bu da kesin iyidir” olan,
“Söz veriyorum, MHK Başkanı Beşiktaşlı olacaktır” diye açıklama yapanlarla artık muhatap bile olmayan,
Milletin basketbol şubelerini kapattığı, amatör şube paralarını ödeyemediği, transfer yasaklarının kol gezdiği, transfer yapmaya özel jetle gidilip free-shoptan sadece rakı ile dönüldüğü şu günlerde hala transfer yapan bir başkanın yeri kusura bakmayın artık futbol değil, Türkiye siyasetidir.

2023 yılında Başbakan’ı zorlayacak isim ne Kılıçdaroğlu, ne de Bahçeli’dir.

O isim, sadece Aziz Yıldırım’dır.

Yorum yok

Ağustos Böceği ve Hamsi

Kaldı sana bir maç…

Fenerbahçe’nin huyudur, taraftarını kanser etmeden, ülser etmeden sezonu bitirmez.
Yine Fenerbahçe’nin huyudur, psikologlara, boşanma avukatlarına, acil servislere, tekele para kazandırmadan sezonu kapatmaz.

Fenerbahçe bu…
Bütün sene yatar, kışın atağa kalkar, üst üste 79 puan alır, son maça gelir-dayanır.

Bütün sene yatar diyince aklıma geldi.

Günlerden yaz…

Ağustos böceği, yine hayvan gibi yiyor, içiyor, yatıyor, elinde Mojito, karılar kızlar…

Hayat hiç umurunda değil.

Fakat karınca o biçim çalışıyor, gece gündüz sırtında çekirdek, ekmek, peynir, dilli kaşarlı, ebe gümeci.
Karınca, karınca kararınca ne varsa topluyor.

Karınca iş yaparken bir bakıyor, anaa ağacın altında ağustos böceği…
Böyle bacakları yaymış oturuyor.

Diyor ki, içinden…
“Ulan sen kışın geleceksin kapıma. Ben sana nah veririm yemek-su-ekmek.”

Yaz bitiyor, kar kış bastırıyor.
Dışarıda ayaz var, tipi var.
Nasıl soğuk anlatamam.
Karıncalar evlerinde.
Bütün kış taşıdıklarını yiyorlar, içiyorlar.
O sırada kapı çalıyor.
Karınca diyor ki “Aha geldi kerkenez. Bırakın ben açarım kapıyı.”

Kapıyı açıyor.
Bir bakıyor.

Kapının önünde son model Ferrari, onun hemen önünde bir şoför, arka cam açık, ağustos böceği arkadan elini çıkarmış, elinde puro, üzerinde smokin, yanında sarışın ağustos böcekleri.

Camdan bağırıyor;
“Ya karınca kardeş, sen yıllarca bana baktın. Ben de sana bir iyilik yapayım diyorum. Fransa’ya gidiyorum. Oradan bir şey istiyor musun?

Karınca bir arabaya bakıyor, bir kendine…

“Orada bir La Fontaine vardı. Söyle ona, anasını avradını….”

Yorum yok

Senden Özür Dilerim Alex…

Bir kere de Altan ağabey yazmıştı.
Senden özür dilerim Alex diye.

Ben de senden özür diliyorum Alex ağabey.

Ama yıllarca senin futbolunu eleştirdiğim için değil.
Senin koştuğun kilometreyi eleştirdiğim için değil.
Senin yaptığın sprint sayısını eleştirdiğim için değil.
Getirdiğin Mal donado için hiç değil.

Bunca yıl;
Seni Önder Turacı’ya mahkûm ettiğimiz için özür diliyorum.
Seni Ali Bilgin ile oynattığımız için özür diliyorum.
Seni Deniz Barış ile tanıştırdığımız için özür diliyorum.
Senin memleketinden getire getire Wederson’u getirdiğimiz için özür diliyorum.
Seni Bilica ile aynı otobüse bindirdiğimiz için özür diliyorum.
Senden Güiza’ya pas atmak zorunda kaldığın için özür diliyorum.
Senin arkanı Yasin Çakmak’a bıraktığımız için özür diliyorum.
Seni Can Arat ile muhatap ettiğimiz için özür diliyorum.
Senin hayatına Josico’yu, Aragones’i soktuğumuz için özür diliyorum.
Seni Kemal Aslan ile paslaşmak zorunda bıraktığımız için özür diliyorum.
Sana gidiciksin diyip, Gökhan Emreciksin’i hemen göndermediğimiz için özür diliyorum.
Seni Türk forvetini Burak Yılmaz ve İlhan Parlak’dan ibaret olduğunu zannettirdiğimiz için özür diliyorum.
Senin hayatına Kazım Kazım gibi bir adam soktuğumuz için özür diliyorum.
Seni Tuncay Şanlı’ya ara pası atmak zorunda bıraktığımız için özür diliyorum.
Sol bekte Ümit Özat’la, sağ açıkta Appiah ile oynadığın günler için özür diliyorum.
Murat Hacıoğlu diye bir adamla antrenman yaptığın için özür diliyorum.
Servet Çetin’in sümüğünü, Serkan Balcı’nın gözyaşlarını yakından gördüğün için özür diliyorum.
Rüştü’ye geri pası atmak zorunda kaldığın için özür diliyorum.
Senden Mateja Kezman’a orta yapmak zorunda kaldığımız için özür diliyorum.
Recep Biler’i ilk 11’de gördüğün anlar için özür diliyorum.
Roberto Carlos diye Mahmut Hanefi’yi getirdiğimiz için özür diliyorum.
Sonra gerçeği gelince, gitmesine de izin verdiğimiz için özür diliyorum.
Anelka ile Nobre’yi, Van Hooijdonk ile Serhat’ı aynı anda gördüğün için özür diliyorum.
Semih ile forvette daha fazla vakit geçiremediğin için özür diliyorum.
Zafer Biryol’la bile oynadığın için özür diliyorum.

Senden özür diliyorum Alex.

Bunca yıl bunları sana çektirdiğimiz için.
Bunca yıl, senin yanına toptan anlayan bir tane adam koyamadığımız için.
Bunca yıl senden Emre’yi, Niang’ı, Dia’yı, Stoch’u, Jobo’yu sakladığımız için.
Bunca yıl, hala Bekir ile, Özer ile, Selçuk ile, Uğur Boral ile, Caner ile uğraştığın için.

Hakkını helal et Alex.
Senden kulübüm adına özür diliyorum.

1 Yorum

Aslantepe “Kıro”nikıls

Ben geçen cumartesi ilk defa Ali Sami Yen Kompleksi’ne gittim, bazı notlar almışım.
Onları paylaşayım.

Bir kere öyle herkesin abarttığı gibi kompleks bir durum yok. Stat zaten çok merkezi bir yerde. Stat diyorum, çünkü o firmanın ismini tövbe ağzıma almam. Stada araba ile gitmene hiç gerek yok. Metro bambaşka. Her vagonda 1000 tane aslan parçası, sabuna giden Yahudi treni gibi gidiyor. “Duvara vurmayın ulan” diye anons yapan makinistten tutun da, megafonu gırtlağına sokmuş görevliye kadar her cins var. Mecidiyeköy durağına dikkat. Orası Habur sınır kapısı. Kapılar açıldığında hangi pozisyondaysan, öyle stada devam.

Evde inşallah bir şeyler yemişsindir. Yemediysen ya metroda fort yersin, ya da statta rüzgar. Yemek için en yakın yer, Sanayi. Akşam zaten her yer kapalı. İçerde çekirdek 3 Pound, sosisli 10 Euro, bilgine. Tuzlu bir şey yeme, susarsın. Birazdan niye su içmeyeceğini anlatacağım.

Seyrantepe’nin gündüzleri sıcak ve kurak, geceleri soğuk ve yağışlı geçer. Bazı statlar gibi yalancıktan ufo yok. Stat, direkt alttan soğutmalı, üstten dondurmalı. Oralara üstünüz ince giderseniz, Seyrantepe’nin size kalın bir cevabı olur.

Diyelim erken geldin, koltuğuna oturdun, tuvaletin geldi. Ulan tuvaletin nasıl gelir? Çıkmana ihtimal yok. Çünkü koltuklar popo algoritması üzerine dizayn edilmiş. Mesela yanındaki abide 3 lopluk bir popo var, sende de 2 lop, eder 5 lop, 5 lop bölü 2 koltuk, koltuk başına 2,5 lop. Hiçbir yere çıkamazsın. Ya devre arasına kadar oturacaksın, ya da yanına oturak alacaksın.

Koltuklar XS. Sen mi koltuğa oturuyorsun, koltuk mu sana oturuyor, yanındaki senin kucağında mı oturuyor belli değil. Zaten millet geç geliyor. Geç gelince, Dilbazlar sineması gibi, herkes birbirine değdirerek yerine geçiyor.

Her yerde kuyruk var. Bilet kuyruğu var, otopark kuyruğu var, sosisli kuyruğu var, pisuar kuyruğu var. En iyi yanı, pisuar kuyruğunda sosisli alabilirsin. Bkz. “Büfe WC”.

Diyelim dakika 70 oldu. Emre Çolak gibi hep hazır olman lazım. Önünü ilikle, bereni tak.
Dakika 75, stattan şimdi çıktın, çıktın. Sabri’den daha hızlı olman lazım. Yoksa metro suratına kapanır. Senden önceki 500 kişiyi sağından atıp solundan geçtin, akbili bastın, welcome to Aslantepe Metro. Metro suratına kapanırsa, hanıma haber ver sahura çorba yapsın.

Herkesi geçtin, e sarı çizginin en önüne gelmen lazım. Eğer çok gelirsen, arkadan bir koyarlar, kendini raylarda bulursun. İyisi mi sen önüne rakip takımdan birini al. Fenerbahçe maçı da yaklaşıyor. Sen önüne kimi alacağını daha iyi bilirsin. Alimallah önüne önlem almazsan, yukarıdaki direkt seni yanına alır.

Bunların hepsi hallolur, fakat esas sıkıntı şurada;
Galatasaraylı zannediyor ki, zamanında Fenerbahçe’nin yaptığı gibi, anında yeni stadında anında hem gelir, hem başarı sağlayacak.

Yahu arkadaşım, Fenerbahçe o stadı açtığında, takımın başında Mustafa Denizli, ilk 11’de Revivo-Rapaiç-Anderson vardı.

Sende ne var?
Veya ne yok ki?

Sende Alex yok, Revivo yok, Rapaiç yok, Anderson yok, Yusuf yok.
Sende Misimovic bile yok.

Çıkıp bir tane maçı alacak, bir tane ara pası atacak adamın yok.
Sende eskisinden daha psikopat Hagi var, MTV Kazım var, Mustafa Sarp var, Aydın var, Emre Çolak var, Serkan var.

Ya bu adamlar sana nasıl 3 puan kazandırsın?
Ya bu adamlar sana nasıl futbol zevki versin?
Ya bu adamlar sana nasıl kombine sattırsın?

Ya aslında en güzelini atalarımız demiş..
“Ulan 10.takımın açılışı mı olur?”

1 Yorum

Agresifim, kompileksliyim, çünkü Fenerbahçeliyim…

Dedim ki, bir hafta hiç bir şey yazmayayım.
Araya Türk Telekom Arena Adnan Polat Kompleksi’ni soktum, TOKİ’yi, Başbakan’ı yuhalattım, Samsun’a hazırlık maçı ayarlattım.

1 hafta geçti.
Yine sessiz kaldım.

Çünkü; örfümüzde vardır, daha merhumun 7si çıkmadan arkasından sallama derler.
Gerçi, yine örfümüzde vardır; Sen ananı, babanı gömersin, eve gidip ağlamak istersin.
Eve bir gelmişsin, 100 kişi eliyle ayağıyla pilav yiyor.
Biri bağırıyor oradan, “Ayran kaldı mı, ayran?”
Ev, cenaze evi değil, sanki Hindistan göçmen bürosu.

Bir hafta tüm aksakallıları okudum.
Bir hafta tüm spor adamlarını seyrettim.
Bir hafta tüm sitelere girdim.
Hanım evde yoktu, başka sitelere de girdim.

Özet şu;

Bu memlekette hala “Caner olmasaydı şu olurdu” diyen duayen var.
Bu memlekette hala “Fener’in kanatları şöyle olsaydı şöyle olurdu” diyen spor yazarı var.
Bu memlekette hala “Aykut değil de şu olsaydı şöyle olurdu“ diyen adam var.
Bu memlekette hala 4-3-5-8-1 diyen büyük baş hayvan var.

Sonra diyorlar ki, yıpratıcı forvet Emrah Öner çok agresif yazıyor…

Ulan 30 yıldır mı Caner mi oynuyor da beni söyletiyorsunuz?
Ulan 30 yıldır mı Andre Santos sol bek, Selçuk ön libero, Mehmet Topuz sağ açık?
Ulan 30 yıldır mı Aykut Kocaman var?
Ulan biz Roberto Carlos ile, Ortega ile, Anelka ile kupalar kazandık da, her takımı ezdik de, bu sene Baroni yüzünden mi ezemedik?
Hadi 15 yıldır Aziz Yıldırım yüzünden kazanamıyoruz, peki diğer 15 yıl Saddam yüzünden mi kazanamadık? Yoksa Gargamel mi? Tanita Tikaram mı?

Ben 30 yaşındayım arkadaşım.
30 senedir de kupa almamışız.
Öyle bir yazı yazarım ki, Volterenspor bile utanır.
Çünkü bu olay 15 senelik Galatasaray’ın şampiyonsuzluğunu da geçti, 25 senelik Trabzon olayını da.

Ben senede 50 tane Fenerbahçe maçı seyrettim.
Toplamda eder sana 1500 maç.
Kaçını rahat seyrettin deseler?
Sadece 88-89 sezonundan 50 maç, hadi 90 maç da sen koy, 10 tane de Kadıköy’deki Galatasaray maçları.
Eder 150 maç.
Geriye kalır 1350 maç.

Bir Fenerbahçeli eğer 30 senede 1350 maçta sıkıntı yaşamadıysa yalan söylüyordur, fanatiktir, içkilidir, sağlıklı düşünemiyordur, ya da zaten ölmüştür.
Ben 1350 maç diyorum, sen hala Yeni Malatyaspor diyorsun.

Adamlar sana kupada, ligde, hazırlık maçında, banyoda, hamamda 1350 maçtır basıyor, sen hala Sergio’yu, Simao’yu, Selçuk’u, Ali Bilgin’i alıyorsun.
Adamlar sana 1350 maçtır pres yapıyor, sen hala Ali Nail’i, Benhur’u, Özer’i, Güiza’yı, Maldonado’yu, Baroni’yi alıyorsun.
Adamlar senin 1350 maçtır pestilini çıkartıyor, sen hala Deniz Barış, Erhan Albayrak, Kezman, Murat Hacıoğlu, Cem Karaca, Oktay Derelioğlu diye adam alıyorsun.
Adamlar senin 1350 maçtır ayağını kırıyor, kafanı yarıyor, sen hala Yugoslavya’dan, Güney Amerika’dan Sütlü Nuriye alıyorsun.

Ha, bir de şu var.
Bu sayı 1350 değil, belki 750 olabilirdi.

Lakin çok geç kaldın, çünkü senin artık bir Aziz Yıldırım’ın var.
Adamlar artık sahada 11 kişi değil, senin başkanın yüzünden 22 kişi basıyor.

Peki niye hep kupada kaybediyorsun?
Adam sana 4 katı basıyor, çünkü hem Aziz Yıldırım var, hem tek maç.

Bir de diyorlar ki, olay psikolojik.
Fenerbahçe, sanki ligde deplasmanda 30 senedir yeniyor da, bir tek kupada yenemiyor.
Ben hatırlıyorum, Galatasaray Barcelona’ya, Milan’a, P.S.G’e çakardı, derlerdi ki “Galatasaray, hafta içi başka canım”
E canına oturduğumunun, adamlar Türkiye’de dönerlerdi, Beşiktaş’a 3, Fenerbahçe’ye 2, Trabzon’a 5 atarlardı. O nasıl oluyor?

Son söz…

Diyebilirsin ki…
Real Madrid de, Milan da, Liverpool da yüzlerce adam alıyor ve başarılı olamıyor kardeşim. Sırf bizi mi görüyorsun?

Bir kere, ben senin kardeşin değilim, bu bir.
Ben o adamları 30 senedir izliyorum, en fazla 10 maç ezik oynamışlardır. Bu iki.
Topçamspor bile senin ceza sahanda top oynuyor, ne transferi, ne Milan’ı. Bu üç.
Yahu “Emrah Öner’in ebesine yoğurtla hücum edeyim” diyen antu.com bile adam oldu, sen olamadın ey kıçında Fenerium donu olan kombineli! Bu da dört.

Related Posts with Thumbnails

1 Yorum