Emrah Öner kategorisi arşivi
Analizsizsiniz…
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Mart 17th, 2010 tarihinde gönderildi
Fenerbahçe Gençlerbirliği maçında seyircisini mest etti, hakem yine Fenerbahçe’nin 3 puanını yedi, Baroni ne kadar faydalı bir oyuncu olduğunu bir kez daha gösterdi, Fenerbahçe 3 kulvarda da emin adımlarla ilerliyor…İşitme ve görme engelliler için hazırladığımız haber özetlerini okudunuz, şimdi haberler.

Bu sene şampiyonluk barajı 77 puan, 65 puan toplayan şampiyon olur, 50-99 puan arası şampiyonu belirler.
Bunlar benim değil.
En değerli adamların ligin başında yaptıkları yorumlar.
İçlerinde Galatasaray 150 gol atar diyen de vardı, Beşiktaş küme düşer de diyen.
Bunları hangi organlarından çıkarıyorlar bilmiyorum.
Artı, ben yarın ne yiyeceğimi bilmiyorum, 34 maçta sen nasıl buldun bunları?
Diyarbakır’ı, Ankaraspor’u, Sivas’ı, Daum’u, Baros’u sakatlığını, Yılmaz Vural’ı, tribünden atılan adamı nasıl bildin?
Lig’de küme düşecek takım kalmamış, Mustafa Denizli bile Bursaspor’u bilememiş, sen neyi tahmin ediyorsun?
Çizgi oyuncusu olmayan bir takımda Güiza gol kralı olur diyen yorumcudan tut da, 5 kupa alacağız diyen klüp başkanına kadar herkes atıyor.
Neden?
Çünkü yorumcuya ceza yok.
Hakeme, futbolcuya, taraftara herkese ceza var, yorumcuya ceza yok.
E sen hakemi ofsayttan 10 maç dinlendirip, Sevilla maçından sonra Ahmet Çakar’ı dinlendirmezsen imam-cemaat-metan gazı-gübre hikayesi hemen gündeme gelir.
Atıp tutmak serbestse; bak dinle o zaman kalan maçların analizi nasıl olur..
Önce Bursa.
Puan 55. Galatasaray maçından sonra oynayacağı için Denizli maçını 2-1 alır. Lig lideri olduğu gün stres başlar. Büyükşehir 2-2 biter. Antalya maçı 0-0 biter, Gençlerbirliği maçı 1-1 biter. Antep’i ağırlarlar 0-0 biter, Galatasaray maçını yenmeleri gerekir, o yüzden 2-2 biter, Kayseri maçını 1-0 alırlar, Ankaraspor 3-0 hükmen biter. Son maça Galatasaray ile kafa kafaya girerler, Beşiktaş maçı 1-1 biter. Maçta hakem hatası vardır, sahaya inerler. 3 maç ceza alırlar. Etti sana 70.
Galatasaray.
Trabzon’u 3-2 alır, Fenerbahçe’yi 1-0 yener. Golü Baros atar. Bu maçtan 5 maç ceza alır. Sivas’ı 4-1 yener, Diyarbakır hükmen, Manisa can çekişiyordur, 2-1 Manisa alır, Bursa maçı seyircisiz oynanır 2-2, Büyükşehir Belediye’yi 10-0 yener, Gökhan Zan o maçta tekrar sakatlanır. Antalya maçında Necati gol atar, 1-1 biter, Gençlerbirliği maçını 3-1 alır. Etti sana 73.
Beşiktaş.
Kasımpaşa 1-1 biter, Eskişehir’e 1-0 yenilirler. Ankaragücü maçı 1-0 Beşiktaş’ın, Trabzon maçı da 1-0 Beşiktaş’ın. Beşiktaş Kadıköy’e gelir, 2-1 yenilirler, Sivas’ı 1-0 yenerler, Diyarbakır maçı 3-0 hükmen, Manisa maçı 1-0 Beşiktaş’ın, Bursa maçı 1-1 biter. Denizli istifa eder. Etti sana 68.
Fenerbahçe.
Gaziantep maçı 0-0, Galatasaray’a 1-0 kaybederler. Yönetime 3 yıllık şampiyonluk sözü hatırlatılır. Kayseri’yi 1-0 yener, Ankaraspor hükmen, Beşiktaş maçını 2-1 alır, bu sefer yönetim medyaya 3 yıllık şampiyonluk sözünü hatırlatır. Kasımpaşa’ya 2-1 mağlup olur, zemin bozuktur. Eskişehir’e 2-1 mağlup, hakem bozuktur. Ankaragücü maçı 0-0, kupa finalinde Trabzon’a kaybeder. Fener aradığı forveti Bokofogo’da bulur. Daum gider. Aykut Trabzon maçına çift forvet çıkar. Trabzon maçı 3-2 biter. Etti sana 63.
En son Trabzon.
Galatasaray’a saldırır, 3-2 kaybeder. Kayseri maçını 2-1 alır, Ankaraspor hükmen, Beşiktaş’a saldırır 1-0 kaybeder. Kasımpaşa maçı 2-2, Eskişehir’e 2-1 kaybeder, Ankaragücü maçı 2-0 Trabzon’un, Denizli kümede kalma mücadelesi verir, 1-1 biter, Fenerbahçe’ye 3-2 yenilirler. Etti sana 54 puan.
Al sana kalan maçların analizi…
Nasıl olsa ceza yok anasını satayım.
Zaten çocuğum olsun hemen yorumcu yapacağım.
Evde küçük Uluçlar, küçük Çakarlar, küçük Rıdvanlar istemek benim de hakkım.
Fener’in Hıncal’ına Adayım…
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Mart 12th, 2010 tarihinde gönderildi
Fenerbahçe’nin menfaatleri doğrultusunda Fenerbahçe’yi her an ve her yerde karıştıracağıma, ünlü bir teknik direktörü veya futbolcuyu, daha gelmeden yerle bir edeceğime, asla bir daha “Saldır Galaaaaaaatasaray” demeyeceğime, topu görünce bomba diye karakola götürmeyeceğime, şerefim ve namusum üzerine ant içerim.
Evet, lig kızıştı. Bursa ve Beşiktaş üçer puan daha aldılar. Puan tablosu için yorumunuz?
İngiltere ve İspanya’da az çok kimin şampiyon olacağı belli fakat bizim Lig Süper ya, son ana kadar kimin birinci olacağı belli değil. Yahu nasıl olsun? Birinin 2 maçı eksik, öbürünün bir maçı eksik, öbürünün her an taştan sopadan maçı tehir edilebilir, öbürü Ankara ile oynayacak 3 puan sonra yazılacak, öbürüne 3 puan yazılmış haberi yok kendini potada zannediyor. Maşallah puan tablosu değil KPSS. Daha yeni yeni şekilleniyor Lig.
Fenerbahçe zor da olsa Antalya önünde kazandı. Şampiyonluk şansı sürüyor mu?
Fenerbahçe’nin ilk 8 maç sonundaki şansı ne ise şu anda odur. Fenerbahçe’yi ilk 8 hafta Barcelona yaptılar, sonraki 7 hafta 14 puan kaybetti. Sivas’ı 5-1 yendi yine Barcelona yaptılar, sonraki 4 hafta 10 puan kaybetti. Fenerbahçe’nin evinde fikstür avantajı var dediler, ev kerpiçtenmiş, yıkıldı.
Şunu anlatamadım. Fenerbahçe Türkiye’dir. Fenerbahçe Türk İnsanı’nın kümülatifidir. Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final gördü, tahta çıkardılar, sonraki sene Şampiyonlar Ligi’ne katılamadı. Türkiye Dünya 3.sü oldu, sonraki Avrupa Kupası’a katılamadı. Türkiye Avrupa 3.sü oldu, sonraki Dünya Kupası’na katılamadı. Senin balonu şişirmen nefesin ile alakalı değildir yeğen, balonun hacmidir önemli olan, yeğen.
Bursaspor şampiyon olabilir mi?
Olabilir. Tek bir yolu var; şampiyonluğu unutmak. Artık terapi mi görürler, kaplıcaya mı giderler bilmem. Sonraki işlem, bu 4 büyükleri uyandırmadan son maçın son saniyesinde fişi çekmek. 4 büyüklerin böyle trene bakar gibi bakması lazım o an. Buna örnek çok. Mesela Manchester – Fenerbahçe maçı. Adamları uyuttun, uyuttun Boliç gitti, çaktı, geldi. Adamları kızdırınca 6-2 bitiyor. Örnek Aston Villa – Trabzon maçı. Örnek Türkiye’nin 2008 Avrupa maçları. Bunların tersi bir Barcelona – Trabzon maçı var mesela. İlk golü sanırım ilk dakikalarda Trabzon atmıştı, sonra 7-2 bitti.
Son olarak Şekip Mosturoğlu “Bizim bir Hıncal’ımız yok” dedi?
Ben talibim. Vallahi talibim, billahi talibim. Hemen sınav yapsınlar başvurayım. Yanıma manken de istemem. SSK+yol+yemek yeter. Yemin ederim yarın başlarım. Bakın yeminim de hazır; “Fenerbahçe’nin menfaatleri doğrultusunda Fenerbahçe’yi her an ve her yerde karıştıracağıma, ünlü bir teknik direktör veya futbolcuyu, daha gelmeden yerle bir edeceğime, asla bir daha “Saldır Galaaaaaaatasaray” demeyeceğime, topu görünce bomba diye karakola götürmeyeceğime, şerefim ve namusum üzerine ant içerim.”
Yıldız Savaşları:Sittin Senenin İntikamı
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Mart 9th, 2010 tarihinde gönderildi
Zıtar Vors.
Bir kanal bütün bölümleri tek tek verdi. Birden altıya kadar.
Bir de Diyarbakır – Bursa savaşları var. Şu an 2.bölüm oynuyor. “Sittin Senenin İntikamı”
Diğer bölümler nelerdi, hatırlayalım.
İlk bölümde Diyarbakır’ı dışlıyorlar, bölgeyi zaten silmişsin, adamlar küme düşüyor, azimli sıçan taşı deler misali Süper Lig’e tekrar geri geliyor, belli ki bu olaylar sportif değil siyasi, sen makro hiç bir önlem almıyorsun.
Bu Gizli Tehlike.
Çocuklar 1000 km yol yapmış, belki takımdaki hiç kimse Kürt asıllı değil, Diyarbakır doğumlu hiç değil, sen Bursa maçında “PKK dışarı” diye bağırıyorsun.
Bu Kıroların saldırısı. Pardon Klonların saldırısı.
E tabi, Bursa eninde sonunda Diyarbakır’a gidiyor, oralar zaten provakasyona hazır bir bölge. Oraların taşı meşhur. Taşlar yağıyor, camlar kırılıyor, kan akıyor.
Bu Sith’in İntikamı. Sittin sene bu olaylar zaten düzelmez.
Akşam başkanlar çıkıyor, “Özür dileyelim, fakat beton kafasına değil de ensesine geldi, öpeyim geçsin” diyor.
Yeni Umut.
Ağzı olan konuşuyor, bir kişi hariç: Herkes Federasyon Başkanı Mahmut Özgener’i bekliyor.
İmparator.
Kanaltürk’te görüntüler, yorumlar, tartışmalar. E tabi sen ortalığı bu kadar boş bırakırsan, Ahmet Çakar işte böyle geri döner.
Jedi’nin Dönüşü.
7+
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Mart 2nd, 2010 tarihinde gönderildi
Bu yazı şiddet, küfür, korku ve gerilim içermektedir, lütfen bu yazıyı çocuklarınıza okutmayınız.
Bu yazıyı yazar kimliğimi bir kenara koyup Fenerbahçe taraftar kimliğimle yazıyorum. Bu arada yazar kimliğimin de içine oturayım.
Fenerbahçe’nin bugünkü durumunda olmasının sebebi ne Daum, ne Fırat Aydınus, ne Güiza, ne Deniz, ne de Aziz Yıldırım’dır.
Bu tablonun sebebi Fenerbahçe taraftarıdır.
Fenerbahçe taraftarı öyle rastgele bir taraftar değildir. Fenerbahçe taraftarı müthiş enteresandır. Bir kere rengarenktir. Kimyası çok farklıdır. Fiziği de çok farklıdır, çünkü Mecidiyeköy’deki o pis hava Kadıköy’de yoktur. Fenerbahçe taraftarı, maçtan önce Bağdat Caddesi’ni doldurur, saatlerce bira içer, tonlarca patates yer, eğlenir ve İngilizler gibi yürüyerek stada gider. Fenerbahçe taraftarı takımını en çok seven taraftar grubudur, çünkü çok az manyaktır. Bundan yıllar evvel deplasmanlara limitli seyirci alınırken Fenerbahçe, Beşiktaş’dan, Galatasaray’dan 10000 bilet ister, 5000’e izin gelir; lakin Beşiktaş ve Galatasaray taraftarı 5000 bilet ister, maça 1000 kişi gelir. Fenerbahçe seyircisi halis Türk seyircisidir. Fenerbahçe halkın takımıdır. Fenerbahçe bizden biridir. Yani, Fenerbahçe Türkiye’dir.
İşte o yüzden Fenerbahçe seyircisi mankafadır. Cahildir. Zekası yeterli değildir. Kültürsüzdür. Fenerbahçe seyircisi, Güiza’ı ağlatır, kafasına oklava verir, 3 gün sonra ağzına baklava verir. Belki de yeryüzünde havalimanında futbolcu karşılayan ilk klüptür. Fenerbahçe seyircisi Deniz’i yuhalar, Tarık’ı yuhalar, Rıdvan’ı yuhalar, Rüştü’yü döver, Müjdat’ı kovalar, fakat onu alanlara, onu oraya getirenlere bağırmayı akıl edemez. Ya da gücü yetmez. Bir de, 2 gram akılları kalmıştır, onu da çok sevgili ağabeyleri Rıdvan Dilmen almıştır. Öyle ya, Rıdvan Dilmen ilk 8 hafta Fenerbahçe’yi Barcelona yapmış, sonraki 8 hafta Beşiktaş şampiyon olur demiş, 3 hafta önce yine Barcelona yapmış, Beşiktaş havlu atmıştır demiş, şimdi de “Bu kadro ile bu iş olmaz” demiştir. Halbuki bütün sezon kadro aynıdır. Beşiktaş’a da artık birşey diyecek insafı kalmamıştır.
Fenerbahçe yönetimleri de Türk odunluğuna sahip olduğu için ve sıfır profesyonel olduğu için Fenerbahçeliler yıllarca yönetimlerden de çekmiştir.
Örneğin;
- Fenerbahçe 32 senedir yıpratıcı, uzun boylu forvet arar. Elin gavuru Mars’da su bulmuştur, Fenerbahçe hala aradığı yıpratıcı forveti bulamamıştır.
- Her mahallede, her sahada, top oynanan her odada 2 çocuktan biri Fenerbahçe forması giyer, fakat 32 senedir Fenerbahçe’de bir çocuk iki kere üst üste maç oynamamıştır. Genç Semih bile futbola Özçamdibispor’da başlamıştır. Zaten 32 senede 600 futbolcu arasında hala sadece Semih ve Tuncay’ı konuşmak utanç vericidir.
- Fenerbahçe her sene ama her sene trilyonluk flaş transferler yapar. Fenerbahçe bu yüzlerce flaş transferlerden Baliç ve Okocha dışında hiçbirinden para kazanmamıştır.
- Sadece Fenerbahçe’de kovulan teknik direktörler ve futbolcular geri gelir.
- Fenerbahçe Bolu’da, Ağrı’da, Lagos’da, Çin’de tesis açmasına rağmen, seyircisiz bir İstanbul Büyükşehir Belediye takımı Fenerbahçe’yi her sene yenebilmektedir. Zaten bu kafa olduğu sürece de Fenerbahçe daha çok Ozan İpek ve İskender meşhur edecektir.
Bir teori de bütün bu dangalaklıkları “Lise” altyapısı ile açıklar. Örneğin, 10 futbolseveri bir araya getirsek, ki bunların kesin 4’ü Galatasaray’lıdır, 4’ü Fenerbahçe’lidir, 2’si Beşiktaşlıdır; herhangi bir sosyoloğa sorsanız Fenerbahçe’lileri hemen ayırdecektir. Çünkü Fenerbahçe’linin kültür seviyesi, konuşma yeteneği, 2 kelimeyi bir araya getirme refleksi, cahilliği, zekası ve futbol zekası hemen kendini belli eder. Çünkü tekrarlıyorum; Fenerbahçe, 8 yıllık zorunlu eğitime daha yeni geçmiş bir Türkiye’dir. Galatasaray Lisesi ve Beşiktaş Anadolu Lisesi burada Fenerbahçe Lisesi’nden çok kalın çizgilerle ayrılmıştır. Ha bu demek değildir ki, Fenerbahçe’den zeki, kültürlü ve işini bilen bir insan yetişmemektedir, veya Galatasaray ve Beşiktaş’da devamlı saygın, zeki insanlar görev almaktadır. Fenerbahçe’de son 5-10 seneye bakıldığında Kemal Dinçer, Aykut Kocaman ve Ali Koç gibi en azından ne dediği anlaşılan, saygılı, pratik zekalı, prezantabl, dinamik insanlar da yetişmiştir. Fakat ondan öncesi Hasan Özaydın, Ömer Çavuşoğlu ve Erol User’dir. Yani yontma taş devridir. Bu arada Fenerbahçe’de yeni karakterler yetişirken Galatasaray’da Adnan Sezginler, Beşiktaş’da Yıldırım Demirörenler de kontra olarak görev almaktadır.
O zaman bu mantıkla her Galatasaray’lı veya Beşiktaş’lı çocuğun o liselerden çıkması mı gerekir? Hayır, gerekmez. Bir çocuğun öğrenme yaşının 3, karar verme yaşının 4, karakterinin oluşma yaşının 5 olduğunu varsayarsak, çocuk zaten TV’den Aziz Yıldırım, Yıldırım Demirören, Adnan Sezgin, Faruk Süren, Süleyman Seba, Metin Oktay, Metin Tekin, Arda, Fatih Terim, Hasan Şaş, Oğuz Çetin, Recep Çetin’i izleyerek hangi takımın ona daha yakın olduğuna karar verecektir.
Başa dönersek, Aziz Yıldırım ve Daum’un bugünkü tabloda hiçbir suçu yoktur. Çünkü onların kapasiteleri o kadardır. Çünkü onlar gelip geçicidirler. Çünkü onlar dublördür. Dublörler bu kadar performans verirler. Taraftar, kalıcıdır. Taraftar masaya yumruğunu vurmalıdır. Taraftar belirleyicidir. Digitürk ihalesinin rakamından, Kazım’ın seks partnerine kadar herşeyi taraftar belirler.
Diyorlar ki, Daum İ.B.B maçında saçmaladığı için Fenerbahçe yenilmiştir. Peki, Daum ilk defa mı saçmalamıştır? En önemlisi Daum kendi kendine mi Fenerbahçe’ye gelmiştir? Herhalde zamanında Appiah’ı ve Selçuk’u sağ açık oynatan rahmetli babam değildir. Veya dayım yüzünden Ümit Özat Almanya’ya kaçmamıştır. Seyirci ile kavga edip 10 saniye sonra Semih’i oyuna alan kaynım mıdır, eltim midir? Tabi ki Daum’dur.
Ya da, Aziz Yıldırım hiç mi saçmalamamıştır? 1 ayda 55 milyon Euroluk transfer yapan, her sene en az 1 kere kurumlardan istifa edip geri gelen, 12 senede 4 Lig-0 kupa-1 çeyrek final getiren, “devre arasında transfer yararlı olmaz” diyip Appiah, Nobre ve Anelka’yı devre arasında alan, “biz sene başlarında doğru transfer yaparız ve karşı takımı ısıracağım” deyip 4 tane Emre, 4 tane Appiah ve 2 tane Tuncay alması gerekirken sene başında bayanlar liginden Sos Dantos’u ve Baroni’yi alan bir başkan hiç saçmalamamıştır desek ne derece doğru olur?
Veya 5 yaşındaki çocuğun bile Fenerbahçe’nin savaşan adama ihtiyacı olduğunu bilmesine rağmen Brezilya’dan Sos Dantos ve Baroni ikilisi ile dönen, yeryüzünün Uğur Dündar ile en dürüst Fenerbahçelisi sayılan Aykut Kocaman’ın kafasına silah mı dayamışlardır, transferden komisyon mu almıştır, yoksa o da saçmalama hakkını mı kullanmıştır? Fenerbahçe 1 milyon dolara Mehmet Topal’ı bulamazken, bedavaya Mustafa Sarp’ı alamazken, 10 milyon Euro’ya Baroni ve Sos Dantos’u nasıl almıştır? Elalem Emre Çolak’ı, Necip’i oynatırken Fenerbahçe takımı risk almak istemediğinden mi oynatmak istemiyordur, yoksa bu futbolcuları ortaya çıkaracak futbol zekası olan hiç kimse bulunmamaktadır? Daum, Aziz Yıldırım veya Alex bir maç seyrederken, “şu çocuk çok iyi çocuk, bunu oynatalım veya alalım” diyebilecek kapasitedeler midir? Örneğin heykelini dikmeyi düşündüğümüz Alex, kefil olarak Maldonadoyu getirirken, Aziz Yıldırım Aragones için “tam benim çalışmak istediğim teknik adam” derken futbol zekalarını mı ortaya koymaktadırlar?
İşte yukardaki sebepler yüzünden suç bu karakterlerde değil, eğitim seviyesini güncellemeyen, vizyonu geliştirmeyen, hala kombine alan, hala Digitürk alan, hala forma alan, ve hala Fırat Aydınus kırmızı vermeliydi diyen ileri zekalıdadır.
Çünkü o dingil, İBB maçındaki Deniz’in golünde yardımcı hakeme yüklenir, fakat Lille maçındaki Emre’nin golünü konuşmaz.
Çünkü o ingot, kıçıkırık 5.sınıf Brezilyalı’nın ufacık bir hareketi ile mest olur.
Çünkü o ötektoit, her maça gider, protesto edeceği yerde etmez, protesto ederken yanlış adamı eder, seveceği yerde döver, döveceği yerde sever.
Çünkü o kütüğe aslında Aziz Yıldırım ve Daum bile fazladır.
Çünkü o “Biz pazara kadar değil, mezara kadar sevdik” diyen arkadaş bilmez ki, onun mezarını ilk ziyaretçisi ben olacağımdır.
Çünkü o aks bilmez ki, maça gitmeyince yönetim gider.
Ve yine bilmez ki, küçük beyinler Güiza’yı, orta beyinler Daum’u, büyük beyinler yönetimi tartışır.
“Uğur”suz Bir İkinci Yarı
Murat tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Şubat 5th, 2010 tarihinde gönderildi
Emrah Öner’den Günün Yorumu ;
İlk önce Mustafa Denizli bizi üzdü. Ama bugün taburcu olduk.
Daha sonra Jo’yu havalimanında omuzlara aldık, adamı yere düşürdük.
Ve en son Sercan ve Uğur Boral…Çocukcağızlar depara kalktılar, ikinci maçta hızları kesildi.
Fenerbahçe’nin sol tarafı 3 alternatife düştü (Özer dahil). Ama ben Uğur’un ne futbolunu, ne de saçını sevdim. Ben onun dürüst olma ihtimalini sevdim. Dualarımız Uğur’la.
Sanırım Nonda ve Roberto Carlos’un da belki bedduaları bizlerle.
Kimbilir.
.



Son Yorumlar