Emrah Öner kategorisi arşivi
Hepimiz Kazız, Hepimiz Kazım’ız
Murat tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Ocak 7th, 2011 tarihinde gönderildi

Şimdi biri Aziz Yıldırım’a “Aziz Başkan, Galatasaray’ın başına geç, istediğin gibi kulübün içine et, ya da en azından bildiğin gibi yönet” dese, sana yemin ediyorum, Aziz Başkan;
Serdar Özkan’ı alır,
Jo’yu alır,
Dos Santos’u alır,
Leo Franco’yu alır,
Ali Turan’ı alır, 6 ay oynatmaz, oynatınca da sağ bek oynatır,
Mustafa Sarp’ı alır,
Gökhan Zan’ı alır,
Iorfa’yı alır,
Sarr’ı alır,
Pino’yu alır,
Carrusca’yı alır,
Christian’ı alır,
Lincoln’ü alır,
Elano’yu alır,
Bratu’yu alır,
Barusso’yu alır,
Tolga Seyhan’ı alır,
Berkant’ı alır,
Volkan Arslan’ı alır,
Caner’i alır,
Cihan’ı alır,
Murat Sözkesen’i alır,
Mehmet Güven’i alır,
Mehmet Bölükbaşı’nı alır,
Kaleci Orkun’u alır,
Kaleci Aykut’u alır,
Orhan Ak’ı alır,
Serkan Kurtuluş’u alır,
Servet’i alır,
Volkan Yaman’ı alır,
UEFA’da son dakikada Hasan Şaş’ı oyuna sokar,
Sabri’yı kaptan yapar,
Hagi’yi getirir, aynı anda Tugay’ı getirir,
Misimović’i alır, 6 saat sonra geri gönderir,
Stadı 50 yılda bitirir,
Forma skandalı yapar,
Tromso’ye elenir,
Karpaty Lviv’e elenir,
Nonda’yı satar,
Keita’yı satar,
Su Ada’yı satar,
Riva’yı satar,
Revivo’yu alır,
Baljiç’i alır,
Bülent Korkmaz’ı alır,
Skippe’yi alır,
Tanju Çolak’ı alır,
Yıldo’yu alır,
Gökmen Özdenak’ı alır,
Ama Colin Kazım’ı nah alır.
Der ki, “Ulan Adnan, Colin Kazım’ı da alırsak Fenerbahçeli olduğumuzu anlarlar. Sen bana bari Necati’yi getir. Bir de tuvalet kağıdı getir.”
“En”
Emrah tarafından, Emrah Öner, TSL kategorisi altında, Ocak 5th, 2011 tarihinde gönderildi

Bu da benim “en”lerim.
En sopalık futbolcu,
Fábio Alves da Silva “Bilica”.
En alakasız transfer,
Fatih Tekke.
Hepimizi en yıpratıcı forvet,
Batuhan Karadeniz.
En iyi çıkış yapan,
Galatasaray U17 seyircileri.
En taş doping,
Fenerli Diana Taurasi.
En iyi transfer,
Sergen Yalçın – Türkiye Radyo Televizyon Kurumu.
En iyi gol,
Bülent Uygun’un Bucaspor’a bacağı ile attığı gol.
En bomba demeç,
“Ben düğüne gelmem demiyorum, Ali Şen gelirse gelmem diyorum.”
En samimi demeç,
“Ulan Arda, işkembe mi içiyorsun?”
En her gübreden çıkan ama sıfır elde var sıfır,
Arda Turan.
En genç futbolcu,
İbrahim Üzülmez.
En yaşlı futbolcu,
Christian Baroni.
Yangında ilk kurtarılacak futbolcu,
Alex de Souza.
En karizma,
Ricardo Quaresma.
En iyi Aykut Kocaman,
88’deki Aykut Kocaman.
En müzelik teknik direktör,
1960 model Rolls-Royce Schuster.
En tatlı acı badem,
Fenerbahçe Acıbadem.
En salak,
Türkiye Ligi’ni takip ettiğim için, ben.
İkinci en salak,
Fenerbahçe’yi takip ettiğim için yine ben.
Biz !!
Emrah tarafından, Emrah Öner, TSL kategorisi altında, Aralık 29th, 2010 tarihinde gönderildi

Galatasaray U17 – Fenerbahçe U17.
Galatasaray U50 – Fenerbahçe U17.
Beşiktaş – Bursa.
Arda – Baroni.
Emre Belezoğlu – Kangele.
Tokat Topçam – Keçiörengücü.
Beşiktaş Hentbol – Trabzon Sutopu.
CHP – CHP.
Emre Belezoğlu – Ronald Reagan.
Kadıköy/Kartal Minibüsü – 559 Rumeli Hisar üstü Özel Halk Otobüsü.
Edebiyat 11A – Fen/Matematik 11B.
Çınar Apartmanı, Daire 43 – Daire 16.
Hacı İbrahim Taksi Durağı – Korsan Taksi durağı.
Halı sahanın sol beki – sağ açığı.
Emre Belezoğlu – Tarık Tarcan.
Berkcan’ın yeni sevgilisi – eski sevgilisi.
Banucan’ın yeni sevgilisi – yeni sevgilisi.
Diyorlar ki, yasa olmadan biz bu terörü önleyemeyiz.
Ne yasası, ne kanunu, ne terörü, ne önlemesi.
Biz, kavga seviyoruz kardeşim, kavga. Futbol değil.
Çünkü biz, 1299’dan beri kavga ediyoruz.
Biz, mazoyuz, öyle yetiştirilmişiz ki, çocukluktan beri dayak yiyoruz, terlik yiyoruz, kafamıza tebeşir yiyoruz.
Biz, annemizi bile 9 ay tekmeliyoruz.
Biz, “Anam avradım olsun” diye yemin ediyoruz.
Biz, hala kadınımızın sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmiyoruz.
Biz, bırak birinin arkasından konuşmayı, insanın ölmüşüne, kitabına küfür ediyoruz.
Biz, kaldırımdan yürümüyoruz, kıç kadar boyumuzla sanki yol bizimmiş gibi yoldaki arabaya ters ters bakıyoruz.
Biz, 17 yaşındayız, elimizde tespih, sakallar bir karış, 40 yaşında Kurtlar Vadisi – Yeditepe gibi dolaşıyoruz.
Biz, sokakta kavgayı ayıracağımıza, cips alıp seyrediyoruz.
Biz, haberlerde, spor programlarında, yemekteyiz’de kavga görünce dayanamıyoruz.
Biz, enerji verimliliği kanunu yapacağımıza, silah kanunu çıkartıyoruz.
Biz, Metin Oktay gibi adamdan sonra “Scarface” t-shirti giymiş, güvenlik görevisini tartaklamış, hemen hemen her kavganın içinde olan adama kaptanlık veriyoruz.
Biz, yasa masa istemeyiz.
Biz, kan isteriz, kavga isteriz, karambol isteriz, kaos isteriz.
Ya bizi öbür dünyaya gönderseler, önce ben geldim lan diye kavga çıkartırız.
Biz Türk’üz, babacım.
Türk’üz.
O yüzden Arena diye stat yaptırıyoruz.
Haftanın Panoraması
Emrah tarafından, Emrah Öner, TSL kategorisi altında, Kasım 10th, 2010 tarihinde gönderildi

Türkiye Ligi, yine bildiğiniz gibi.
Keyifsiz, zevksiz, heyecansız.
Yıllardır da bildiğimiz senaryo.
Üç büyüklerin diğer takımlarla puan farkı her hafta açılıyor, Anadolu takımları arkadan yetişemiyor, sonra diyoruz ki Türk Futbolu niye bu durumda?
Nasıl bu durumda olmasın?
Mesela, 9.sıradaki Galatasaray.
Yahu bu takım 3 büyüğe nasıl yetişsin?
Stadı yok, parası yok, pulu yok, seyircisi yok, sağlık kurulu bile yok.
Ahı gitmiş, vahı bile kalmamış, o da gitmiş.
Başkanı cahil, futbol şubesi cahil, futbolcusu cahil.
9.luk bile bence bir başarı.
Sen Federasyon olarak yardım etmiyorsun, sonra adamlar ucuz transferler yapıyor.
Federasyon, Türk Futbolu’nu düşünüyorsa, acilen 6+2+2+4+18’i getirmesi gerekir.
Fakat burada Arda diye bir çocuk var.
3 büyükler ne yapıp edip, bu çocuğu gündemlerine almalılar.
Biraz tahsili, terbiyesi zayıf ama yapacak bir şey yok.
Genel olarak Anadolu’nun sosyoekonomik durumu böyle.
Mesela, Beşiktaş…
Kaç kere söyledik, Anadolu kulüpleri toplama takım yapmamalı diye.
“Bize sadece 35’te geliyorlar” diye Nihat’ı, Aurelio’yu aldılar.
Tamam sen Anadolu kulübüsün, kapasiten küçük olabilir, ama niye gençlere yönelmiyorsun?
Senin tek hedefin, futbolcu yetiştirip 3 büyüklere, yani Trabzon, Bursa ve Kayseri’ye futbolcu satmak olmalıdır.
Başka bir şey olamaz.
Bence başkan daha bunu anlayamadı.
Beşiktaş’da ise Quaresma diye genç bir çocuk var.
Helal olsun yönetime.
Nereden buluyorlar böyle futbolcuları, hayret valla.
Göreceksiniz, bu çocuk daha iyi yerlere gelecek.
Ve Fenerbahçe…
Belki de bir tek Fenerbahçe’nin taktiği doğru işliyor.
Sistemli, disiplinli, taş gibi bir Anadolu takımı.
Bu takımı öyle kolay kolay kimse yenemez.
Büyük maçlarda çok iyi kapanıyorlar.
Zaten 3 büyüklerle bütün maçları kafa kafaya oynadılar.
Ve Bursa’dan aldığı 1 puan çok önemli.
Trabzon ve Kayseri maçı biraz şanssızdı.
Hakem faktörü de maalesef çok büyük.
3 büyüklerin kollandığı bir ligde Anadolu kulüpleri çok zor bir yere gelirler.
Fenerbahçe, diğer Anadolu kulübü takımlarla oynadığı maçlara daha fazla asılıyor.
3 büyüklerden kaybettiği puanları onlardan çıkarıyor.
Bu da iyi bir şey.
Kısacası ben bu Fenerbahçe’yi çok sevdim.
Dört gözle maçlarını takip edeceğim.
Ve helal olsun Aykut Hoca’ya.
Tam bir Anadolu çocuğu.
Ve çok iyi bir takım yaratmış…
Yakında Aykut Hoca’yı 3 büyüklerde teknik direktör olarak görebiliriz.
Söylemedi demeyin.
Haftaya, 3 büyük kulübümüz Trabzon, Bursa ve Kayserispor’u yakından inceleyeceğiz.
Olağanüstü statlarıyla, trilyonluk transferleri ile, popüler başkanları ile, Serkan Balcı’nın Ferrari’si ile, Ergiç’in yatları ile, Şota’nın katları ile 3 büyük nasıl olunuyor onu inceleyeceğiz.
Esenle kalın.
Ya Ayvırsın, Ya da Ayrılırsın…
Emrah tarafından, Emrah Öner, TSL kategorisi altında, Kasım 3rd, 2010 tarihinde gönderildi

İşte Türk Futbolu’nun kahpe yüzü…
Hani derler ya, İstanbul’un havası hayat kadını gibidir.
Bir açar, bir kapar diye.
Onun gibi bir şey…
Mesela…
Dış hatlardan Rijkaard gidiyor, yanında gözü morarmış Neeskens var.
Kapıdan içeri, frişap’tan rakısını almış Hagi giriyor.
Dış hatlarda Teofilo pijaması ile oturmuş, hanımı portakal soyuyor.
O sırada Iverson pasaport kontrolünden geçiyor.
En basitinden 10 sene önce Galatasaray yüksekten uçardı.
Şimdi THY United, sadece Bursa için geliyor.
İç hatlar zaten köprü gibi.
Sabah 6’da bile yoğun…
Mesut Bakkal ile Rıza Çalımbay Spor Toto CIP Lounge’da karşılaşıyorlar.
“Soyunma odasında benim sigarayı unuttum hocam. Sonra gönderirsin. Ya da sen kendin getirirsin. Ya da 2 aya bekle, ben gelir alırım.”
Yılmaz Vural’a onlayn çek-in yaptırmışlar, o da gidecek gibi.
“Oynayın layn!” diye bağırıyor adam da…
Fakat Ziya Doğan’a da aynı koltuğu vermişler.
Kabin amiri bir şeyler ayarlamaya çalışıyor.
“Kabin Krüv, kros çek” falan diyor.
Öyle bir sistem ki, yeni meslekler de icat ediyor.
Havalimanında yaşayan, içeri her gireni omuza alan hırdavatçılar…
Sonra ortalıktan toz olan ferforje beyinler…
Her gün sabahtan Rijkaard’ın, Schuster’in, Aykut’un Kocaman’ın bavulunu hazırlayan duayen belboylar…
Futbolcuya lazer tutan adama kamera tutan kameramanlar…
İşte bütün bunların arasında Iverson’u getirdi Yıldırım Demirören.
Nasıl getirdi, niye getirdi, kimin aklına geldi, bana sormayın. Ben bilmiyorum.
Zaten bence kendisi de bilmiyor, Iverson da bilmiyor.
Bu sene başkanın kafasına “yararlı ama tribün transferleri” diye bir şey kim soktuysa esas ben onu arıyorum.
Bu cevabı bir tek o biliyor.
Fakat, Yıldırım Demirören şunu biliyor,
Güzel kumar oynuyor.
Tıpkı Schuster gibi…
Fi Yapı, Guti, Q7, Q3 Necip, Fatih Tekke, Aurelio derken, en son olarak Iverson…
Bunların son kozu olduğunu biliyor.
Ama Yıldırım Demirören, şunu daha iyi biliyor;
Avrupa Ligi gidince, eğer “Son iki” kupa gelmezse, seneye yeni transfer “Rıfkı” eline geliyor.



Son Yorumlar