Emrah Öner kategorisi arşivi

Genetiği Değiştirilmiş Odun

Mustafa Denizli, 2000 senesinde 6.yabancıyı oyuna alarak Beşiktaş’a 3-0 hükmen mağlup olmuştu. Bu, Beşiktaş’ın en son 3 farkla yendiği maçtı. Fenerbahçe, bu sefer de Mustafa Denizli’ye 3-0 hükmen mağlup oldu. Çünkü takımın başında Dahi Daum vardı.

Allah, kimseye 1 hafta ara verdirmesin.

1 hafta yoktuk; Galatasaray küme düştü, yönetici “Herşeye razıyız” dedi, cezadan sonra “Biraz fazla olmuş” dedi, koskoca lider 3 yedi, Yıldırım Demirören en büyük başkan, Mustafa Denizli en büyük teknik direktör oldu, Broos kaptı-kaçtı, Ankaragücü yine karıştı, bahis skandalı Türkiye’ye tabi ki uzadı, Arda domuz gibi oldu, pardon domuz gribi oldu, De Nigris vefat etti, Henry koskoca bir ülkeyi elledi.

Size yemin ediyorum, Amerika’da bu olayların % 0,1’i olsun, vatandaş korkudan yatamaz. Fakat Türkiye’de gündem salisede değişir.

Neyse uzatmayalım, Beşiktaş maçından bazı notlar verelim.

Şimdi, Daum zannetmiş ki, Kadıköy’deki Galatasaray derbileri bir referanstır. Yani orada iyi oynayan bir Kazım, gelir her yerde iyi oynar. Halbuki, bilmesi gerekir ki, Kadıköy’de Galatasaray’a belki bir tek ben iyi oynayıp, gol atmamışımdır.

Kaldı ki, Kazım çırpınır, basar, yer, ısırır, fakat bitirici özelliği yoktur. Fenerbahçe’nin, özellikle kontratak oynadığı şu 15 yılda, Beşiktaş gibi hırs dolu bir deplasmana, muhakkak bitirici özelliği olan bir golcü ile gidilmesi en sağlıklı çözümdür. Bu çözümün de ismi genç Semih veya diğer ismi ile sakallı Semih’tir. Zaten hep bu çözümlerle kazanılmıştır. (Örnek; Anelka, Kezman, Moldovan, Aykut vs.)

Daum, hem inatçıdır hem de dahidir. Çünkü, Dos Santos’u kazanmak adına çocuğu bir tek ön liberoda denememiştir, bir de oturma odasında. Malesef  ilki daha imkansız gözükse de, onu da başarmıştır.

Tabi bunu başarırken Selçuk, Deniz, Semih, Wederson, Özer gibi adamları da küstürmüştür. Hatta Semih’in sıkıntıdan yüzünde tüy bitmiştir.

Geçen sene Beşiktaş’ı Gökhan Gönül-Yasin stoper çifti ile yenerken, bu sene Önder “the Dambıl” ile 3 gol yemişlerdir. Bu sene Fenerbahçe toplam 10 gol, fakat Önder’in oynadığı maçlarda toplam 7 gol yemiştir. Önder bunu sadece 6 maçta becermiştir.

Sonuç olarak;
Alex, Roberto Carlos, Dos Santos, Önder, ½ Emre (maçların 50.dakikasından sonraki Emre), Güiza, Deivid, Baroni, Ali Bilgin ile Fenerbahçe’nin bir takımın saçını çekmeye bile mecali yoktur, kaldı ki Fenerbahçe ısıracaktır, koparacaktır. Zaten kalan 4 maç Fenerbahçe’nin neyi ısırıp koparacağını bize gösterecektir.

Fakat bu analizlerin de hiçbir önemi yoktur. Çünkü bunları ilk önce bir Fenerbahçeli’nin idrak etmesi gerekir.

Eğer yurdum insanı, Galatasaray maçında heykelini diktiği futbolcunun, Beşiktaş maçında “Bu da futbolcu mu” diye tartışıyorsa, o zaman Alex’in de yapacağı hiç bir şey yoktur. Kaldı ki, Alex her iki maçta da aynı km’i koşmuş, aynı performansı göstermiştir. Sadece son maçta bir frikik atamamıştır. Ve yıllardır da aynı performansı göstermektedir.

Sorun, Kazım değildir.
Sorun, Daum değildir.
Sorun, Alex’in performansı da değildir.
Zira, Kazım’ın beyni, Daum’un dahiliği, Alex’in performansı sabittir.

Sorun, bu transferleri havalimanında karşılayan, 2010’a girerken hala Alex diyen, herşey güllük gülistanlıkmış gibi maça giden, hiçbir şeyi eleştirmeyen, hiç bir aksiyon almayan, bana hala Gökhan’ın pozisyonunu ve Alex’in direğini anlatmaya çalışan zihniyettedir.

,

Yorum yok

Kapatın Gitsin

Elin Kuzey Kore’si, elin Japon’u 2010’da Güney Afrika’da, bizimkiler it sürüsü gibi Abdi İpekçi’de, Sami Yen’de, Saraçoğlu’nda, her yerde. Allah belanızı versin diyeceğim, fakat Yüce Rabbim’in daha değerli işleri vardır, uğraşacağını zannetmiyorum.

Sular, çakmaklar, cep telefonları, kafa yarmalar, küfürler, başkana küfürler, bench basmalar, kulak kesmeler, döner bıçakları, formalı çocukları pataklamalar, kadın orta parmakları…

Böyle bir memleket işte…

Futbolun olmadığı yerde, futbolumuzun başının olmadığı yerde başka ne konuşacaksın ki?
Ve tabi ki futbol olmayınca başka nereye bulaşacaksın?
Baskete, yüzmeye, ona, buna.

Allahtan iki takım golfte, curlingte, buz hokeyinde yoklar da, bir de sopalarla uğraşacağız.

Bu nasıl bir toprak?
Bu nasıl bir coğrafya?
Bu nasıl bir kimya?

Yahu bu ülkede Ogün gibi adam, cenazede dayak yedi.
Bu ülkede Aurelio gibi adam, Ricardinho’ya uçan tekme attı.
Bu ülkenin amigosu, uçan çuval gibi Mustafa Denizli’ye 10. basamaktan uçtu.
Bu ülkede tribünde gencecik adam bıçaklandı, 5000 kişi tribünde esir kaldı.

Galatasaray’a soruyorsun, şu maçta şöyle yaptılar, sabrımız taştı diyorlar.
Fenerliye soruyorsun, ondan önce de şöyle oldu da, ondan dolayı bizde bunu yaptık diyorlar.
Yahu bir ıkınsan, 1909’daki maçta kafamızdan fesi aldılar, bizde sinirlendik, yüzlerine nargile üfledik diyecekler gerizekalılar.

Ve hala kamera kayıtları var, oradan bulabiliriz diyen dingiller var.
Adam ayakkabı çaldı diye, 20 yıl hapis yemiş, PKK’lı şu an sinemaya, tiyatroya gidiyor, sen hala kameradan bulabiliriz diyorsun.

Bunun tek çözümü var.
Ne var ne yok kapatın gitsin.

Derbiyi, iki takımı, statlarını, TVlerini, spor programlarını, futbolcularını, amigolarını, taraftarlarını, spor sayfalarını, internet sitelerini, hepsini, kapatın, en son beni de kapatın gitsin…

Öyle ya, domuz gribinde öpüşmeyin, kenede paçaları içine sokun, bayramda evden çıkmayın kaza olmaz diyoruz.
Bu spor kavgasının da tek çözümü bu.

Hepsini kapatın gitsin.

Hem hanımlar rahatlar, hem Beşiktaşlılar…

,

1 Yorum

10 Kasım Adına

Atatürk, savaşın ortasında 28 Temmuz 1922 günü futbol maçı yapmaları için ordu komutanlarını Akşehir’e çağırdı. İngilizler, artık Türkler’in delirdiğini düşünüyor, Yunanlılar’ı ise bu haber gülme krizine sokuyordu. Oysa, Atatürk oraya top oynamaya gelmemişti. O, o sırada, tüm ordu komutanları ile bir ay sonraki Kocatepe’deki taaruzun planları yapıyordu.

71 yıl geride kaldı.
Elimizde kalanlara bir bakalım…
Güzel bir saygı duruşu, kornalar, sirenler, biraz gözyaşı, savaşta kolunu koparmamıza rağmen rahmetlinin cenazesine gelen Baron William Riddell Birdwood’un fotoğrafı ve Suriye’ye beleş giriş.

Adamın ne yaptığına, ne yapmak istediğine, zamanı olsaydı ne yapabileceğine girmeyeceğim.
Herkes zaten muhteremi biliyor, tanıyor.

Fakat şundan bahsedeceğim, sporu da severmiş rahmetli.
Her gün yürüyüş, kültür fizik hareketleri.

Zihni o kadar açılmış ki açık havada yürümekten, 3 büyük klübe gidip birşeyler karalamış.
Mankafalar da Atatürk bizim takımı tutuyor diye o gün bugündür övünüyorlar.

Yahu adam o kadar akıllı ki, çocuk yapmamış gider gemi alır diye, skandal yaratır diye…
Bir de bu ülkede tuttuğu takımı mı söyleyecek?

Peki ne yapmış 2009’da.
Gitmiş şunları yetiştirmiş…

Deniz, Onur, Sezer, Furkan, Okan, Gökay, Kamil, Orhan, Ufuk, Muhammet, Berkin, Sercan, Enes, Ömer Ali, Engin, Ahmet Sari, Süleyman.

Bu çocuklar Kolombiya’ya çeyrek finalde penaltılarla elendiler.
Bu çocuklar 17 yaşındalar.

Okan’ın Gökhan Gönül’den hiç bir farkı yok.
Muhammet, tipi de futbolu da aynı Morientes, Güiza’dan 17 yaş büyük duruyor.
Furkan, Servet ve Gökhan’dan daha yüksek lisanslı duruyor ve aynı fizikte.
Berkin, takımın tek Galatasaray’lısı.
Deniz, West Ham’da, Kamil, Milwall’da, Barış Özbek’in kardeşi Ufuk Özbek Schalke’de, Engin Bekdemir Porto’da…

U15, 16, 17, 18, 19, 20 ve U21.
Bunların hepsi kupa getiriyor, finalleri yaşıyor ve iyi top oynuyorlar.
Zaten kimse de arkasından teknik direktör artık istifa etsin demiyor.
Abdullah Ercan’ın egosundan, Metin Tekin’in maaşından bahsetmiyor.

Fakat şundan da bahsetmiyor…
Neden bu çocuklar başarılı iken, A Milli Takım’a geçtiklerinde sistem iflas ediyor?
Neden U15’den U21’e kadar bütün milli takımların teknik direktörleri 35 yaş ortalamasına sahip iken, A Milli Takım’a yaşlı moruk aranıyor?
Neden rahmetli sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim diyor?

Ve neden Pierre van Hooijdonk şöyle diyor :
“U15, U16, U17, U18, U19, U20 ve U21. Hepsinde Türkiye, Hollanda’yı yener. Fakat A Milli Takım maçında Hollanda, Türkiye’yi çok rahat yener.”

2 Yorum

And Fenerbahçe For All!

James - FenerbahçeVe sonunda o da oldu.

Daha önce kağıda “Mahmut beni düdüklüyor” yazdırıp geyşanın eline tutturan yurdum insanı, metalin sembolüne de forma sokuşturdu. James, ne kadar futbol ile ilgili, hatta ne kadar “football-soccer” ayrımını biliyor, hatta ve hatta ne kadar spor yapıyor bilinmez, fakat o şekil veya şu şekilde, bu fotoğraf Heavy literatürüne girmiştir.

Daha önce (sanırım) Wasted Years klibinde, Iron Maiden’in komple futbol oynadığını, hatta Steve Harris’in uçarak dömi vole falan attığını görmüştük. Tabi ki, Iron Maiden’in burada New Wave of British Football altyapısına sahip olduğunu belirtmek lazım. Eminim, Bruce Dickinson da, College Football’da UT – Colorado maçını takip etmiyordur. Yine de, insan James’in elinde bir 3 yıldızlı Fenerbahçe fotoğrafı görünce duygulanmıyor değil.

Tabi burada, dikkat edilmesi gereken konu; yüzde kaçlık bir oranın hem futbol ile ilgilenip hem de Heavy Metal ile ilgilendiğidir. Belki bu oran, onbinde 1’dir. Öyle ya, Bostancı Gösteri Merkezi’nde bugün bir Metallica konseri olsa, 9999 kişi simsiyah karafatma gibi giyinip konsere gelir, fakat herhalde 1 kişi sarı lacivert forma ile gelir ve o formaya da imza almaya çalışır. Veya tam tersi, Fenerbahe – PSV maçına, 1 kişi Slayer t-shirti giyer gelir.

Neyse, güzel bir hatıra olmuş…

Bundan sonraki hedefimiz, Children Of Bodom’un Alexi’sine Trabzon forması giydirmek, Nightwish’in Anette’sinin boynuna bir Bursa atkısı dolamak, veya Ozzy – Lefter fotoğrafı çektirmek…

Veya en güzeli…

Moda minyatürde, Megadeth – Metallica maçı yaptırmak.

Hakem tabi ki, James Dio.

1 Yorum

Ataşehir Meselesi

Uzun süredir kamuoyunu meşgul eden Ataşehir’deki arazinin Fenerbahçe’ye peşkeş çekildiği iddiaları spor gündemini oluşturuyor.

Fakat gazeteci ve yazar dostum Haluk Kesim ile yaptığımız araştırmaya göre bu olanlarda ne Fenerbahçe Klübü’nün, ne Kadıköy Belediyesi’nin herhangi bir yanlışı var.

YAP – İŞLET -  DEVRET

Konu özetle şudur;

Kadıköy Belediyesi, Ataşehir’de bulunan 50 dönümlük arazinin üzerine sosyal bir tesis yapmak ister, fakat maddi sorunlar nedeniyle yap-işlet-devret modelini düşünerek 30 yıllığına burayı kiralamayı uygun görür. Bu düşünceyle bu arazinin kiralanması için ihale açılması kararı verilir. Arazinin yıllık kira bedeli 300 Milyon Türk Lirası’dır.

Kadıköy Belediyesi’nin konu hakkında resmi açıklaması da şu şekildedir;

“Barbaros Mahallesi’nde söz konusu edilen arazi 1/5000′lik 1/1000′lik imar planlarında Spor Alanı ve Sosyal Tesis Alanı olarak planlanmıştır. Kadıköy Belediyemiz, söz konusu arazinin amacına uygun olarak kullanılabilmesi için Kadıköy Belediye Meclisi Devlet İhale Kanununun 51.maddesinin g fıkrası uyarınca arazinin 30 yıllığına Yap-İşlet-Devret modeliyle ihale edilmesi kararı almış ve Büyük Şehir Belediye Başkanlığına onay için gönderilmiştir. 5216 Sayılı Büyük Şehir Belediye Kanununun 14.maddesi gereğince onaylanmıştır. Ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 34/g maddesi gereğince işlemlerin Kadıköy Belediyesi Encümeni tarafından yürütülmesi gereği bildirilmiştir.”

YEREL GAZETE

Kadıköy Belediyesi yetkilileri, hiçbir zorunluluğu olmamasına rağmen Resmi Gazete’de ihale ilanını yayınlarlar. Çünkü yıllık kirası 800 Milyon Türk Lirası altında olan ilanlarda resmi gazete ilanı yoktur. Ayrıca aldığımız duyumlara göre Beşiktaş Klübü de, Galatasaray Klübü de bu ihaleden haberleri olmaktadır. Birçok yayın organında belirtilen ve üstüne basarak kullanılan habere göre Kadıköy Belediyesi’nin ilanı yerel bir gazeteye verdiği ise tamamen yanlış bir bilgidir. Çünkü bu tip ihalelerde ilan, Basın İlan Kurumuna veriliyor ve gazeteyi, yani ilanın verileceği ilanı onlar seçer. Kadıköy Belediyesi’nin bununla uzaktan yakından alakası yoktur. İlanı veren devletin bir kurumudur. Ayrıca Kadıköy Belediyesi resmi gazeteye ilan vermiştir. Kadıköy Belediyesi’nce imar planlarına ve kullanım amacına uygun ihale şartnamesi hazırlanmış ihale duyurusu 18.8.2007 Tarihli Resmi Gazetenin 26617 sayılı nüshasında yayınlanmıştır.

NEDEN FENERBAHÇE ?

Bu arazi üzerine yapılacak tesisin maliyeti oldukça yüksek. Yaklaşık (eski para ile) 30 trilyonluk bir yatırım gerekiyor. Kadıköy Belediyesi, yapmış olduğu sözleşmede, hem bunu yaptıracak, hem kira alacak, ayrıca kazançtan belirli bir yüzde alacak. Ve sonunda bu tesisler Kadıköy Belediyesi’ne, yani Kadıköy halkına kalacak. Burada önemli olan bu tesisler için yapılacak finansman. Şu an için gözüken Fenerbahçe’nin bu parayı verebilecek olması ve diğer klüplerin bu ihaleden haberi olmasına rağmen ihaleye katılmamaları. 9 Eylül 2007 tarihinde usulüne uygun olarak açılan ihaleye Fenerbahçe Spor Klübü katılarak şartnameye uygun teklif vermiştir. Yasalara ve şartnameye uygun olarak yapılan ihaleyi 30 yıllığına Yap-İşlet-Devret modeliyle Kira ve Gelirden Pay verme şartıyla Fenerbahçe Spor Klübü kazanmıştır.

ŞİMDİ NE OLDU ?

Asıl mesele yerel seçimlerde Kadıköy ve Ataşehir bölgesel ve belediye anlamında ayrılması ile ortaya çıktı. Arazi Ataşehir sınırları içinde kaldı. Belediye Kanunun 14. Maddesine göre, belediyeler sınırları içindekilerden sorumludur. Kadıköy Belediyesi’nden gelen resmi bilgilendirme yazısında şu şekilde bahsediliyor;

“5747 sayılı yasa gereği Belediye’den ayrılarak kurulması kararlaştırılan Ataşehir Belediyesi ile yapılan protokol dahilinde söz konusu parsel Kadıköy Belediyesi adına kalmıştır. Ancak Belediyemiz mülkü olup, sınırlarımız dışında kaldığından konu parsel üzerinde hizmet verme ve tesis yapma imkanı olmadığından satışı düşünülmüştür. Bu yönde 09.10.2009 tarih ve 2009/25 Meclis kararı ile satışına Kadıköy Belediye Başkanı adına yetki verilmiş olup, satış işlemleri için ihale süreci henüz başlamamıştır.”

SONUÇ

Kiralanmış, sözleşmesi yapılmış bu arazinin başkasına veya Fenerbahçe Spor Klübüne satışı mümkün gözükmüyor. Fenerbahçe Spor Klübü, Kadıköy Belediyesi ile yap-işlet-devret mantığı içerisinde belirli bir kira gelirini vermek üzere zaten anlaşmış durumda. Şimdi Kadıköy Belediyesi, hizmet veremeyeceği bir tesis için, Fenerbahçe’ye burayı satmak istiyor. Fakat, Fenerbahçe Spor Klübü, zaten 30 yılda 9 trilyon kira ödeyeceği bir yer için peşin para çıkarıp vermek istemiyor. Eğer burası satın alınacak ise, tabi ki klüp kendini düşünüp, belki daha hesaplı bir fiyata alıp, zarar etmemeye çalışıyor. Ve şu an bu satış olayı dondurulmuş gözüküyor. Böyle olunca Fenerbahçe Spor Klübü’nün işleri aksıyor.

Kısacası, yazılı basında çıkan diğer haberler gibi bu Ataşehir olayı katmerli kıyak değil, Fenerbahçe’ye katmerli zarar gibi gözüküyor.

Ve tabiki burada Kadıköy ve Türk sporu da kaybediyor.

Related Posts with Thumbnails

,

Yorum yok