Enteresan kategorisi arşivi
Numaranın Adamı Ol…(1/5)
Her numaranın mevkiisine göre bir saygınlığı ve değeri olsa da, üzerine anlamlar yüklenen ve değeri en bilinen forma numaraları 7 ve 10’dur herhalde. Pele’yi, Maradona’yı, Platini’yi ya da Rıdvan’ı, Best’i, Cantona’yı, Raul’u, Beckham’ı yıllar sonra yine sadece adlarıyla değil, sırtlarında dalgalanan numaralarıyla da efsaneleştirip hatırlayacağız. Belki de onları daha da akılda tutan bu sayılarıdır. Herkes isimlerini futbol ilahı olarak hatırlasa da kim bilir mesela Beckenbauer ya da Cruyff’un sırt numarasını? Ama her forma numarasının, futbolcunun mevkiisi ve de karizmasıyla zihnimizde canlandırdığı bir imajı vardır. Ne yaparsak yapalım, 1 numara kalecidir; 2 numara emektar defans oyuncusu; 3 numara sol bektir mesela. 4 numara defansı derleyip toparlayan, adam edendir; 5 defans mı orta saha mı pek karar veremediğimizdir. 7 sağdan deparlarıyla defansı delirten çalımbaz ortacı ya da tekniği yüksek forvet; 8 ne olduğunu anlamadığımız ama radyodan sadece sırt numarasını söylese orta sahada oynadığından emin olduğumuz, 9 son vuruşu kusursuz striker; 10 takımın beyni, herşeyi; 11 sol açıkta süratli bir kanat oyuncusu ve kimi zaman da 9 numaranın yanında kanka forvettir. Oyuncuları da buna göre sınıflandırıp, taktiksel tahtada numaralarıyla yerlerine yazmak daha da kolay olur. Ama bazen futbol sahalarında bu tanımlara uymayıp kafamızı karıştıran, numarasına bakıp mevkiisini söyleyemeyeceğimiz garip (!) numaralı futbolcular da olmuyor değil. İlk gördüğümüzde teknik direktör hatası herhalde ya da asi oyuncu, mevkiisini beğenmemiştir dediğimiz futbolculara zamanla sırtlarındaki o garip numarayla alışır, kabulleniriz. Tuhaf bir durum. Aslında onları da benim gözümde efsane yapan tuhaf bir durum. Yıllar sonra adlarını sadece sırtlarındaki bu numaralarla hatırlayacağız, o kadar. En azından ben unutmayacağım. Neyse, bu kadar laf yeter. Az laf, çok iş!
Kısa bir seriyle, oynadığı mevkiiye uymayan, en ünlü ve garip forma numaralı futbol ayaklarına ucundan bir göz atacağız.
Mohamed Kallon ( 3 )
Birçok Afrikalı oyuncu gibi Avrupa futboluna adımını İskandinav ülkelerinden atan, İtalya ve ve Fransa liglerindeki başarısız maceralarından sonra Arap ülkelerinin cazip tekliflerine yenilmiş yarı(!) iri kıyım bir forvet oyuncusuydu. Halen Arabistanda garip bir takımda (Al-Shabab) gol arıyor ve buluyor da (35 mac 30 gol).O yüzden bu futbolcuyla ilgili yazılıp çizilebilecek uzun uzadıya pek bir şey yok aslında. Fakirlik içinde büyümüş, 17 kardeşli ailenin eli ekmek tutan üç kardeşinden biridir mutlaka. Neyse, konumuz bu değil, hayat onu buralara sürükledi deyip geçelim. Bu futbolcuyla ilgili akılda kalacak iki şey vardır herhalde. Biri, forvet oyuncusu olarak giydiği 3 numaralı forma (nedendir bilinmez, Vicenza’da 2 numara giymişliği de var!), diğeri transfer dönemlerinde adının her daim büyük takımlarımızın patlattığı transfer bombası (!) olarak geçmesiydi. Aynı transfer döneminde sırayla büyük kulüplerimize transfer olur ve mutlaka bir pürüz çıkar, transfer yatardı. Gelelim formasına. Giydiği 3 numaralı formayı iki şeye bağlıyorum. Ya futbola başladığı ilk yıllarda bir defans oyuncusuydu ve giydiği numara 3’tü, uğuruna inandığı için de bırakmadı onu bir daha.Ya da “Gelecekte eminim kimse beni hatırlamayacak, akılda kalıcı birşey bulmam lazım. Aaa ben bir forvetim ve akılda kalıcı bir forma numarasıyla kimse unutmayacaktır beni” diye düşünmüştür. Başka türlü kimse bir forvet olarak 3 numarayı yakıştırmaz herhalde kendine. Ne kadar sığ bir düşünce ama bu yazıya konu olduğuna göre kim başarısız olduğunu söyleyebilir ki!
Film Yıldızı Futbolcular
En bilinen film yıldızı futbolcu Vinnie Jones. Aslında onun için film yıldızı olan futbolcu demek yerine, futbolculuk yapmış olan film yıldızı demek daha doğru. Futbola kıyasla sinema kariyeri o kadar başarılı ki… Wimbledon, Leeds United, Sheffield United ve Queens Park Rangers kulüplerinde futbol oynamış olan Vinnie Jones’un bugün itibariyle 40′dan fazla filmi var. Sanırım “Snatch” ve “Lock, Stock and Two Smoking Barrels” filmlerini izleyip de hasta olmayan pek yoktur.
Manchester United’ın efsane futbolcusu Eric Cantona da sinemada çokça boy göstermiş futbolculardan. Genelde ıvır zıvır filmlerdeki küçük rollerden oluşan 15 filmlik filmografisi var. 1998 yapımı “Elisabeth” filmi ise iz bıraktığı tek film. Cate Blanchett ve Geoffrey Rush’ın oynadığı Oscar’lı filmde Cantona da oynuyor.
Bir diğer efsane Gery Lineker de bir sinema geçmişine sahip. Eski karısı ile birlikte oynadığı 1993 yapımı “Splitting Hairs” filminden sonra 2006 yapımı “Underground Ernie” filmleri ile silik bir sinema geçmişine sahip.
Liverpool, Aston Villa ve Fulham’ın da içerisinde bulunduğu birçok kulüpte futbol oynamış olan Stan Collymore, “Temel İçgüdü 2″ filminde başrol oynadı. 1995-1997 sezonlarında Liverpool’da oynadığı muhteşem futbol ve uzaktan attığı goller ile akıllara kazınan Stan Collymore, bir barda adam dövdüğü için çağırılmış olduğu İngiltere Milli takımıyla Dünya Kupası’na gitme hakkını kaybetmişti. Temel İçgüdü filminden sonra Sheron Stone’un kendisi için yaptığı açıklama da 10 numara: “Stan benim tanıdığım en tatlı, en kibar, en karizmatik ve en profesyonel insan!”.

Eski Bayern Münih ve Real Madrid futbolcusu olan Paul Breitner, bir spagetti western filmi olan “Potato Fritz”de çavuşu oynadı.
Bunların dışında, futbol kulüpleri ile ilgili olan filmlerde birçok futbolcu kulübü için boy gösterdi; The Arsenal Stadium Mystery (Arsenal), Goal (Newcastle United), Goal II (Real Madrid), When Saturday Comes (Sheffield United).
En Erken Taktiksel Oyuncu Değişikliği
Bir maçta taktik icabı yapılmış en erken oyuncu değişikliği hangisidir? Buyrun gereksiz ama ilginç bir bilgi daha…
2 numarada Grant Brown-Steve Brown oyuncu değişikliği var. Swensea City – Lincoln City maçında Lincoln teknik direktörü John Beck, rakibin ofansif futbol oynayacağını öngörerek takımını ultra defansif bir taktikle sahaya çıkratıyor. Taktiğinde 4 stoper (muhtemelen süpürücülü), 2 bek, 2 defansif orta saha ve 2 forvet var. Taktiğe gel… Maç başlıyor, fakat Swensea maça Beck’in beklediği (cinaslı kafiye) gibi başlamıyor. 3 forvetle çıkmasını beklediği Swensea sahaya 5 orta saha ile çıkınca, Beck daha maçın 2. dakikasında Grant Brown’ı (stoper) oyundan alıyor ve Steve Brown’ı (orta saha) sokuyor. Ve bu maç Beck’in Lincoln’ün başındaki son maçı oluyor…

Ve 1 numara; Håvard Sakariassen-Oddgeir Salte değişikliği. 2006 yılı, Norveç 1. Ligi takımlarından Tromsdalen revire dönüyor. Takımda sakatlık sorunu o kadar büyüyor ki, teknik direktör Andreas Marienborg sahaya takım çıkartamama noktasına geliyor. Norveç 1. Ligi kurallarına göre lisansı olmayan 18 yaş altı genç futbolcuların sahaya ilk 11′de çıkması yasak. Ancak yedek başlayabiliyorlar (kurala bak!). Teknik direktör ise sakat olan forvet Håvard Sakariassen’i stoper olarak ilk 11′de başlattıktan sonra maçın 1. dakikasında genç stoper Oddgeir Salte’yi oyuna alıyor.
Oyundan Atılan Hakemler!
Futbol tarihinde oyundan atılan 2 hakem var. Birincisi Andy Wain. Olay 2005 yılında İngiltere Pazar Ligi’nde Peterborough North End ve Royal Mail AYL takımları arasında oynanan maçta gerçekleşiyor. North End kalecisi Richard McGaffin hakemin bir faul kararından sonra hakeme itiraz etmeye başlıyor. Andy Wainde abi biraz asabi heralde, düdüğünü fırlattığı gibi McGaffin’e doğru koşuyor ve bir sürtüşme yaşanıyor. Sakinleştikten sonra ise kendisine kırmızı kart göstererek oyundan atıyor. Maç tamamlanamıyor tabi ki… “Hiç profesyonelce bir davranış değildi. Bir futbolcu yapsa oyundan atardım, onun için kendimi de oyundan attım.“

İkinci hakem ise Melvin Sylvester. Yine Pazar Ligi’nde, Southampton Arms-Hurstbourne maçında bir futbolcuyu tekme tokat dövüyor ve maç yarıda kalıyor! Maçtan sonra kendisine verilen 6 maçlık ceza üzerine yaptığı açıklama da şöyle: “Önce o bana arkadan vurdu, ben de sönüp defalarca yumrukladım. Ben sinirli bir insanım. Ama disiplin komitesi şartları doğru değerlendiremedi, futbolcunun tarafını tuttu!”.
O değil de, NTV Spor bu Pazar Ligi’ni yayınlasa ya…



Son Yorumlar