Premier League kategorisi arşivi

Sus Van Persie!

Van Persie“Bazen bir gol pozisyonuna girdiğinizde arkadan hafifçe itilirsiniz, artık gol atamayacağınızı da biliyorsunuzdur. Bu durumda hakeme itildiğinizi bir şekilde gösterme hakkınız vardır. Bu aslında kendini yere atmak değildir, sadece hakeme doğruyu gösterme çabasıdır.”

Hakemi aldatma, kendini yere atma mevzuu İngiltere’de son günlerin en güncel konusu. Eduardo’nun kendini yere attığı için aldığı (ve sonra iptal edilen) ceza, Rooney’nin milyonların gözünün içine baka baka yalanın kralını söylemesi (“Hayatımda hiç kendimi yere atmadım!”), bu hataların önlenmesi için 5 hakem kuralı için pilot uygulamalara başlanması vs.. Son açıklama Eduardo’nun takım arkadaşı Van Persie’den geldi. Aklınca Eduardo’ya arka çıkmaya çalışmış ama, olmamış. Biz futbol severlerin en hassas olduğu nokta budur. Atmayacaksın kendini yere, bu kadar basit! Sanırım bir futbolcunun kendinden nefret ettirmesinin en kolay yolu da budur. Sahi, Arif Erdem kadar küfür yemiş kaç futbolcu vardır Türkiye’de? Belki Alpay Özalan…

O kadar konusu geçti, bari hakemi aldatmaya yönelik hareketlerden bir kuble izleyelim. Çok komik denemeler var, sonradan izleyince kendileri de utanmışlardır.

, , ,

Yorum yok

Ferguson 4. Hakem Olursa…

Manchester derbisinin artçıları devam ediyor. Bu sefer de kurban Alex Ferguson olmuş. Hakemin United gol atana kadar maçı bitirmemesi durumu hala gündemde. Eee, 96. dakikada gol atmanın bedeli olsun bu da.

Peki TSL neden böyle ince espirilere, enstantanelere sahne olmuyor? Biz neden sinir harbiyle geçiriyoruz bütün sezonu?

Until We Score

, ,

1 Yorum

“Kötü Adebayor” Oyunu Oynamak İsteyen?

Arsenal maçında yaptıklarından sonra artık City taraftarları haricinde onu seven var mıdır, hiç sanmıyorum. Meğer ne öfke varmış içinde, hem de onu Monaco’dan alıp dünyanın en değerli forvetlerinden biri haline getiren takıma karşı.

Hayatta her şeyin bir bedeli var.  Şimdi oyunlar, pankartlar, afişler ve seni sevmeyen milyonlarla uğraşma zamanı… İşte Kötü Adebayor oyunu. Hızlı koşarak Van Persie’nin kafasına basıp Arsenal tribünlerine doğru kaymaya çalışıyorsunuz. En fazla kayan kazanır…

_______________________

, ,

Yorum yok

Derbinin Ardından…United 4-3 City

-Sir yine dediğini yaptı. Maçtan önce yeneceğiz dedi ve son dakikada da olsa galibiyeti aldı. Kimse ballı falan demesin, M.City 89. dakikada ilk kornerini attı. Bakmayın skora, kaçırdıkları gol yok denebilir.

-Sezonun en çok gündem bulan transferi Tevez eski takımına karşı çıktığı ilk  maçında çok çalıştı. Yoktan varedip Barry’e attırdığı golde çalışkanlığının göstergesiydi.

-City yeni tarnsferleri maça damga vurmaya çalıştı. Bellamy (2) ve Barry nin golleri ile skora ortak olmaya çalışırken kaleci Given ise 4 gol yemesine karşın kalesinde çok önemli pozisyonlar çıkardı.  United deplasmanında Adebayor ‘u çok ama çok aradılar. Topu ilerde tutamayan bir City vardı sahada.

-36 yaşındaki yaşayan efsane Giggs 3 asistle yine takımının en iyisiydi. Tamam hızını biraz kaybetmiş olabilir ama o farkı tecrübesiyle kapatıyor.

-Owen ise kendine güvenen Ferguson’a diyetini ödermiş gibi, son saniye golünü atıp onu haklı çıkardı.

-Bellamy tabiri caizse maçta iki tane Manchester United’a çakıp hızını alamamış ki maç sonunda da sahaya inen bir ManU taraftarına sağlam çakmış.  Bildiğmiz FA bunu affettmez, taraftarın ömür boyu stada giremeyeceği kesin, Bellamy’de en az 3 maçlık tatil  yapar.

, , , , ,

Yorum yok

Ar-Ge “Premier League”

Herkesin söylediği ,bildiği bir söylem “Dünyanın en çok izlenen ligi İngiltere Premier Ligi”. Bu söylem için en kaliteli lig olmak yeterli mi sizce ? Bence değil. Bunun için yıllardır çalışan bir federasyona sahip İngiltere futbolu. Çok çalışan, doğrusunu bulmak için çok defa deneyen, ve bunu yaparken hiç çekinmeyen bir federasyon.

Sadece federasyon mu ? Tabi ki hayır. Takımlarda futbolun bir gösteri olduğunu ve tek hedefin kupa kazanmak değil izlenmek olduğunun tam bilincinde. Hep yazılır,  anlatılır; “Abi geçen hafta Fulham-Everton maçı vardı, nefes almadan izledim. O nasıl bir maç” . Bakınca sahadaki yıldız futbolcu yok denecek kadar ama kaliteli mücadele maximum. Hakemin maçı oynatmak için (saçma sapan kesmemek için) yemin etmiş gibi planlı yönetimi. Maçı yayınlayan rejinin her maç için özel planlanmış ve kurgulu çekimi. En iyi stadyum zeminine her yıl 1 M £ ödül sistemi vs. İşte bunların hepsi bu kaliteyi getiren unsurlar. Bunu yıllardır oluşturmaya çalışan bir ekibi var Premier Lig’in. Bu ligi izledikçe de diğerlerinin ne kadar yavan olduğu, farkın da ne kadar  fazla olduğu ortaya çıkıyor her hafta.

Yazının başlığında Ar-Ge dedim, yani Araştırma-Geliştirme eyleminin kısa yazımı. Futbol da halen neyi geliştiriyoruz diyebilir kimileri ama, İngiltere’ye bakınca hep bir yenilik hep bir iyileştirme içindeler. Geçen haftalarda bir Wigan Athletics maçı izliyordum, rakip takım Wigan ceza sahasına yakın bir yerden frikik kullanacaktı. Hakem topu vuruşun yapılacağı yere koyduktan sonra topun arkasında Wigan’lı Melchiot’u gördüm. Barajın yerini vuruşu yapacak rakip oyuncunun görüş açısından ayarlıyordu. Çok ilginç geldi. Yıllardır kaleciler kale direğine omuzu dayar “solaaa soolaaaa” diye yırtarlardı kendilerini. Wigan takımı bir Ar-Ge yapmış bence. Olaya bir problem gibi yaklaşıp iyileştirme yapmışlar durum için. Sonraki dakikalarda saha kenarını yedek kulübesini gösterdi reji, baktık ki yedeklerin oturduğu yerin yan yarafında iki tane kondiston bisikleti üstünde de ısınan futbolcular . Isınan futbolcular burada pedal çevirerek sıcak kalıyorlar. Al sana bir Ar-Ge daha. Bunları görünce ayakta alkışlamak geldi içimden. Adamlar %100 profesyonel ve profesyonelce yaklaşıyorlar işlerine. Tamamen konsantre şekilde “nasıl yapsak da daha iyisini yapsak ” ın peşindeler.

Bizde daha doğru krampon seçemeyen futbolcularla, yabancı sayısını sayamayan hocalarla, 3 haftada ceza veremeyen federasyonla,  futbol oynadığımızı zannedelim.

Related Posts with Thumbnails

1 Yorum