TSL kategorisi arşivi
Aykut Kocaman
Türk futbolundaki ender düzgün adamlardandır. Fenerbahçe’de kurtlar sofrasında ne kadar yaşar bilemiyorum. Emin olduğum bir şey varsa, o da Fenerbahçe’nin Aykut Kocaman gibi kamuoyunun ortak sempatisine sahip insanlara ihtiyacı olduğudur. 
Nasıl Fenerbahçe’lisi, Galatasaray’lısı, Trabzon’lusu Ertuğrul Sağlam’ın efendi kişiliğini takdir ettiyse ve onun üzerinden dolaylı olarak Beşiktaş’a sempati beslediyse, Fenerbahçe de Aykut Kocaman ile bunu başarabilir. Aziz Yıldırım’ın yıllardır Türk futbol camiasında yarattığı antipatik hava ancak bu şekilde dağıtılabilir.
Ayrıca Aykut Kocaman’ın sadece efendi kişiliğinden bahsetmek haksızlık olur. Benim futbol bilgisine de sonuna kadar güvendiğim biridir aynı zamanda. Eğer gerkeli yetkiler verilir ve işine karışılmazsa büyük ihtimalle başarılı olur. Tabi Aziz Yıldırım’ın bulunduğu bir yerde bu ne kadar mümkün olabilir? Hem de artık futbola karışacağını açıkladığı sezonda… Orada sıkıntı var işte!
“Ben Fenerbaaaze’nin Efzane Bazkanıyım…”
Ali Şen yine Fenerbahçe ve Türk futbolu hakkında garip açıklamalar yaptı. Ben röportajını baştan sona canlı dinledim. Şunu söyleyebilirim ki, hayatımda hiç bu kadar egoya maruz kalmamıştım. Öyle ki, 2 Fatih Terim, 3 Aziz Yıldırım ve 6 Hülya Avşar egosuna sahip efsane başkan. Yanlış anlaşılmasın, ben demiyorum. Ali Şen kendisini “Efsane Başkan” olarak tanımlıyor!
Şimdi, yarım saatlik bir röportajda nasıl oluyor da laf “Ben Fenerbaaaze’nin efsane bazkanı değil miyim zanım?” cümlesine geliyor benim aklım almaz. Benim dinlerken kendimi bu kadar rahatsız hissetmemin tek sebebi bu değil tabi ki. Ali Şen diyor k;
“Basında Aykut Kocaman ile Fenerbahçe ilk defa sportif direktörlük sistemine geçiyor gibi haberler var. Böyle bir yalan olabilir mi? Fenerbahçe’de sportif direktörlük sistemini ilk kez ben denedim!“

“…Zamanında ben teknik direktör Rauch’u takımın başına getirdim. Çok büyük teknik adamdı. Çarşamba UEFA kupasını kazandı, Cuma günü Fenerbahçe’nin başındaydı. O zaman Necdet Niş’i de sportif direktör yaptım. Yani Türkiye’de ilk! Sistem şöyleydi, benim başkan olarak hiçbir şeyden haberim olmayacaktı. Necdet her şeyden sorumluydu. Gerekirse Rauch’u kovacak, isterse futbolcu gönderecek, futbolcu getirecek, basına konuşacak vs.. Teknik direktör kovulursa ben ertesi sabah gazeteden öğreneceğim. Her şey yani, tam yetkiyle donatılmış. Ama olmadı, Necdet beceremedi…“
“Bu Topuz transferindeki Beşiktaş’ın becerisizliğidir. Bu olayın benzerini biz yaşadık. 1980 senesinde Beşiktaş İsa Ertürk’ün kulübü Zonguldakspor ile bonservis için anlaşmış, ben de gittim İsa’nın kendisiyle anlaştım. O zaman da başkan değilim, benden başkan rica etmiş transfer için. Tüm maddi giderleri de karşılayarak transferi yaptım. O zaman İsa Fenerbahçe’de oynamak istiyorum dedi, ben aldım getirdim. Beşiktaş alamadı. Becerikli insan ile beceriksiz insan arasındaki fark budur.“
Bu sportif direktörlük sistemini ilk ben getirdim cümlesini en az 8-9 kez söyledi Ali Şen. Ne kadar büyük yetkilerle donattığını da 4-5 kez açıkladı. Avrupa’daki menajerlik sistemlerine de genel olarak değinerek engin Avrupa futbolu bilgisini bizlerle paylaştı. Ama dünyada böylesine dengesiz yetkilerle donatılmış bir sportif direktörün var olmadığı ve var olmasının saçmalığı konusuna hiç değinmedi. Necdet Niş’in bir mağlübiyetten sonra baskıyı kaldıramayıp dağ evine kaçtığını sadece bir kez söyledi. Ama asıl suçlunun, onun üzerine bu denli baskı yaratacak kadar dengesiz yetkiyi veren Ali Şen olduğunu hiç belirtmedi. Övünerek anlattığı bu sportif direktörlük macerasının birkaç ay sürdükten sonra hezimetle sonlanmasındaki suçun, bu sistemi getiren kişi olarak kendisinde olması ise, Ali Şen’den beklediğimiz bir tespit değil tabi ki. Zira Ali Şen için önemli olan, altına imzasını attığı icraatın başarısı ve savunulabilirliği değil, medyada yer alacak “İLK BEN YAPTIM” cümlesidir!
Ben aldım, ben getirdim, parasını da ben verdim, ilk sportif direktörü ben atadım, Topuz’u alamayanlar beceriksiz, ben becerikliydim, ben efsane başkanım, ben Ali Şen’im, ben ben ben… Keşke elimde kaydı olsa da, röportaj boyunca toplam kaç kez “ben” kelimesini kullandığını sayıp buraya yazabilsem.
Türk futbolunda bugün antipatik görünenler Aziz Yıldırım, Yıldırım Demirören, Adnan Polat vs.. Belli ki hepsi zamanında egoyu ve yöneticiliği Ali Şen’den öğrenmiş.
09-10 Sezonu Kehanetleri
Mert tarafından, Avrupa'dan Futbol, TSL kategorisi altında, Haziran 15th, 2009 tarihinde gönderildi

- Bursaspor 1-2 iyi takviye yaparsa ligi Sivasspor’un üstünde bitirecek.
- Her sene uçurumun kenarından dönen İBB, önümüzdeki sene de küme düşmeyecek (Abdullah Avcı ile yakaladıkları istikrara binaen).
- Üç büyükler en azından 3-4 tane çok kaliteli yabancı futbolcuyu Türkiye’ye getirecek. Poulsen bitti gibi. Ben Fenerbahçe’den çok kaliteli 1 isim daha bekliyorum. Rijkaard’ın hatırına Galatasaray’ın da banko 1 isimli transferi var. Eh Topuz’u Fenerbahçe’ye kaptıran Demirören de patlatır 1 tane illa ki…
- Beşiktaş Şampiyonlar Ligi’nde 3. olarak Avrupa Ligi’ne katılacak.
- Bayern Münih bu sefer ligi rahat kopartıp götürecek (Ribery’yi kaybetmezlerse).
- Manchester United ciddi transferler yapmazsa, rakiplerine göre orta sahadaki düşük oyuncu kalitesi (Anderson, Carrick, Fletcher, Haargraves, Scholes) ve Ronaldo sonrası kanatlardaki boşluk sebebiyle oldukça kötü bir sezon geçirecek.
- Liverpool yıllardır özlediği şampiyonluğa bu sene sonunda ulaşacak.
- İtalya’daki Inter hegamonyası aynen devam edecek. Şampiyonlar Ligi’nde başarı ise hala zor.
- Lyon yine şampiyon olamayacak.
- Önceden 6-2 , 4-1 gibi skorlarla biten Real Madrid-Barcelona maçları halı sahaya dönecek. İkinci yarının ortalarından itibaren artık kimse skoru hatırlamayacak, skor değil fark sayılacak.
Topuz Fener’de !
Murat tarafından, Transfer Piyasası, TSL kategorisi altında, Haziran 14th, 2009 tarihinde gönderildi

Ekonomik krizde düşen bonservis bedelini, süper bir operasyonla %50 arttırarak transferini yaptı. Kayserispor’u gerçekten tebrik ediyorum, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı transfer savaşı diye medya ve menajer oyunuyla birbirine düşürüp, futbolcusunun fiyatını istediği değere çekti. Sonuç olarak haftalardır konuşulan, Brezilya dizilerini geçen transfer hikayesi son buldu. Türk futboluna hayırlı olsun.
Appiah – Aurelio Geri mi Dönüyor?
Mert tarafından, Transfer Piyasası, TSL kategorisi altında, Haziran 10th, 2009 tarihinde gönderildi

İyi zamanları referans alınırsa, belki de şimdiye kadar Türkiye’de top oynamış en iyi iki defansif orta saha oyuncusu, Appiah ve Aurelio. Fenerbahçe ikisini de kaybetti. Birini sağlık problemleri sebebiyle, diğerini de yönetsel hatalar yüzünden. Şimdi ikisinin de geri dönmesi gündemde.
Appiah’ı getirmek çok riskli. Altın değerinde yabancı kontenjanlarından birini 2 senedir futbol oynamayan bir futbolcuya ayıracaksın. Hem de Fenerbahçe’nin en çok takviyeye ihtiyacı olan bölgesi olan orta sahanın göbeğine yapacaksın bu transferi. Appiah’ın güzel günlerini hatırlarız. Boğa gibiydi maşallah ama, 3 sene üst üste şampiyonluk sözü vermiş olan Aziz Yıldırım yabancı kontenjanını riske atmaz bence. Atmasın da…
Aurelio ise 33 yaşında ve dizinden çok ciddi bir sakatlık geçirdi. Her şey iyi giderse eylül-ekim gibi sahalara dönebilecek. Diz sakatlığı futbolcu için çok risklidir. Hele 33 yaşındaki bir futbolcu için daha da risklidir. Ama Aurelio riskine girilir. Adam Türk statüsünde oynuyor. Muhtemelen bonservisi de olmayacak. Çünkü Fenerbahçe’nin Aurelio’dan 5 milyon dolar’lık tazminat alacağı var. Hele bir de iyileşir de eski günlerine dönersee…



Son Yorumlar