TSL kategorisi arşivi

Abdullah Avcı ile Devam

Abdullah Avcı

 

Türkcell Süper Lig’te sessizce işin doğrusunu bulmuş ve 3 sene önce uygulamaya koymuş bir takım var; İBB. 2006 yılında daha ikinci ligde oynarken Abdullah Avcı’yı takımın başına getirdiler ve o günden beri senede 2-3 hoca eskiten Anadolu takımlarının yaptığı hataya düşmeyerek hocalarına güvendiler. Abdullah Avcı 3 senedir İBB’nin başında ve yarın yeni sözleşmeye imza atıyor. Turkcell Süper Lig ve 4. sezona aynı hoca ile giren bir takım, inanması güç değil mi?

 

Zaten hiç taraftarı olmayan, doğru düzgün bir stadı olmayan, sahipsiz bir kulübün 2 senedir Süper Lig’de kalabilmiş olmasının tek açıklaması bu istikrar olabilir!

 

Yine de gönlümüz İBB gibi belediye destekli takımları değil, şehir takımlarını Süper Lig’te görebilmek. Ama önce akıllanıp burada olmayı hak etmeliler. Ne yazık ki çoğunda bu ışık yok.

 

, ,

Yorum yok

ŞAMPİYON BEŞİKTAŞ!!!

Mustafa Denizli

26. haftada lideriz dedi. Hem de altıncı sırada, liderin 6 puan gerisindeyken. Yaklaşık olarak bildi.  Son dört maçı da kazanıp şampiyon olamazsak teknik direktörlüğü bırakırım dedi. Hem de Fenerbahçe yenilgisinin çöküntüsü yaşanırken. Başardı!

Denizli kariyerini ortaya koydu, futbolcular yüreklerini ortaya koydular. Ve Beşiktaş uzun zamandır beklediği şampiyonluğu bileğinin hakkıyla aldı. Başkanından teknik direktörüne, futbolcusundan malzemecisine, masöründen taraftarına, doktorundan çaycısına… Tüm Beşiktaş camiasına helal olsun.

, ,

Yorum yok

Denizli’den Şampiyon Çıkar mı?

Denizli Atatürk Stadı

Yine son hafta, yine şampiyon Denizli deplasmanında, bu statta belli olacak.

Durumu özetleyelim; Beşiktaş’ın Sivas ve Trabzon ile oynadığı maçlar berabere bitti, ikili averajlar aynı (ikili averajda deplasman golü avantajı yok).  Yani aynı puan olması durumunda genel averaja bakılacak. Bu sebeple Trabzon’un artık şampiyonluk şansı kalmadı (BJK’ın 10 averaj gerisinde). Sivas’ın ise neredeyse tek umudu Beşiktaş’ın yenilmesi. Beraberlik halinde dahi Galatasaray’a 3 fark atmaları gerekiyor. Denizli’nin de düşmemeyi garantilediğini de göz önünde bulundurursak, Beşiktaş şampiyon gibi görünüyor. Tabi Denzili bu, sağı solu belli olmaz.

Muhtemel şampiyonluğun kahramanları Yusuf, Ernst, Bobo ve Tello’dur. Ve tabi ki bu 4′lüden 2 tanesininin transferini devre arasında gerçekleştiren Denizli-Demirören ikilisidir.

, , , ,

Yorum yok

Pizarro, Baros, Sabri ve Mehmet Güven

2008-2009 sezonunda hayal kırıklığı yaratan iki büyük takımdan biri Galatasaray, belli ki taraftarının gönlünü transfer ile almak istiyecek. Forvet bölgesine birçok yıldız ismin adı geçiyor. Santa Cruz, Pizarro, Owen en çok duyulan isimler (Morientes her sene geliyor zaten, onu yazmıyorum artık). Hatta Pizarro ile ilgili İngiliz basınında ciddi şekilde Galatasaray haberleri çıkmaya başladı. Yani şişirme bir haber değil.

Pizarro

Adı geçenlerin hepsi büyük yıldızlar, kimse gelmesin demez. Mevki için isimler doğru, ancak mevki doğru mu? Galatasaray’ın muhteşem bir hücum gücü var. Arda, Kewell ve Baros’a birkaç maç Lincoln eşlik ettiğinde olanları gördük(ligin ilk yarısının sonlarını hatırlayın). Bu takımın defansında problem var, orta sahasında problem var. Hala Baros’un yanına Baros kalitesinde bir forvet daha aramanın manası var mı? Zaten Avrupa’da birçok maçta tek forvet oynamak zorundasın. Ne Baros’u, ne Santa Cruz’u, ne de Pizarro’yu kulübede oturtamazsın, oturtmamalısın.

Yahu sağ bekte Sabri’nin, stoperde bekten bozma Hakan Balta’nın (severim kendisini), orta sahanın ortasında Ayhan’ın, Mehmet Güven’in oynadığı bir takımda ne gerek var hem Baros hem de Pizarro’ya?

Galatasaray’ın formülü çok açık; Lincoln’ü ne pahasına olursa olsun göndereceksin. Onun yerine klasik bir MC alacaksın. Öyle Delgado, Alex, Lincoln gibi artık futbol sahalarında yeri olmayan AMC değil, tanıdığın bildiğin Tugay’ın genç halini bulacaksın. Oyunun iki yönünü de oynayabilen, hem koşacak hem de pas dağıtacak bir dinamo(Aslında Srna lazım ama ona para yetmez). Ben Türkiye’de böyle futbolcu tanımıyorum. Belki Emre olabilirdi ama o da genç yaşta Fatih Terim hastalığına tutuldu. Yabancı hakkını böyle Türk alternatifi bulamadığın mevkilerde kullanacaksın ki sonra Mehmet Güven’e, Sabri’ye kalma.

Sabri Sarıoğlu

Ayrıca bir tane de kaliteli stoper aldın mı tamam. Bilica bana göre süper alternatif. Hem ucuz, hem risksiz. Sağ beke transfere gerek yok, oraya Sabri yakışır. Sergio Ramos gelecekse gelsin, başkası gelecekse gerek yok.

Bu arada bu senaryoların hepsi Arda’nın gitmemesi üzerine kurulu. Arda giderse Galatasaray’ın işi daha da zor.

, , ,

3 Yorum

Efsane Geri mi Dönüyor?

Göztepe logo 

 

Tarihte bir takımın yaşadığı en büyük çöküşlerden birini yaşadı Göztepe (Leeds’i de ayrıca yazmak lazım). Bu günlerde taraftarları arasında €œEfsane geri mi dönüyor?€ konusu konuşuluyor.

 

 

İzmir ve Türkiye’de birçok ilki gerçekleştiren bir kulüpten bahsediyoruz. 1950′de İzmir şampiyonu olarak katıldığı final grubunda İstanbul şampiyonu Beşiktaş’ı, Ankara şampiyonu Gençlerbirliği’ni ve grup şampiyonu İzmit Kağıtspor’u yenerek Türkiye şampiyonluk kupasını İzmir’e götüren takım. 1964-1971 yılları arasında 5 kez UEFA Kupası’na (o dönemde adı Fuar Şehirleri Kupası), 2 kez de Kupa Galipleri Kupası’na katılma başarısı gösteren, UEFA’da bir kez çeyrek final, bir kez de yarı final oynayan takım. Ayrıca iki Türkiye Kupası, bir de Cumhurbaşkanlığı Kupası var müzesinde. Hepsinden daha değerlisi ise, birçok takımın sahip olmadığı kadar vefalı bir taraftar kitlesine sahip.  

 

Göztepe UEFA Kupası

 

Ne olduysa 2002 yılından sonra oldu. Türk futbolunun en önemli öğelerinden biri, 2002-2003 sezonunu Süper Lig’te tamamladıktan sonra çakılmaya başladı ve tarihin en hızlı çöküşlerinden birini yaşadı. Kulüp, 4 sene içerisinde Süper Lig’ten amatör kümeye kadar düştü. Amatör kümeye düşüşüyle transfer yasağı konan, tüm mallarına haciz gelen, elektriği ve suyu bile kesilen Göztepe’ye TMSF el koydu ve kulübü satışa çıkardı. Açılan ihaleyi Altınbaş Holding kazanarak yepyeni bir projeyi gündeme getirdi; Aliağa Belediyespor.

 

 

Aliağa Belediye taraftar protestosu

 

Proje, 3. Lig ekibi Aliağa Belediyespor ile Göztepe’yi evlendirip, Göztepe’nin doğrudan 3. Lig’te mücadele etmesini sağlamayı amaçlıyordu. Tabi ki evlilik Göztepe adı, arması ve renkleri adı altında gerçekleşecekti. Hatta evlilik demek ne kadar doğru, orası da tartışılır. Kimileri bu projeyi illegal bir satın alma olarak nitelendirdi (Açıkçası ben de içime sindiğini söyleyemem). Özellikle Aliağa Belediye taraftarları kulüplerinin satılmasından pek memnun kalmadılar. Bazı Göztepe taraftarları da ”Hak edilmemiş başarıyı istemiyoruz” diyerek projeyi protesto ettiler. Ancak 4-5 senede ne olduğunu anlamadan takımlarını amatör kümede bulan taraftarın yorumu genel olarak aynı oldu; efsane geri dönüyor. Sonuç olarak proje gerçekleşti ve Göztepe 2008-2009 sezonunda Aliağa Belediye’nin yerine 3. Lig’te oynadı. 2008-2009 sezonu da Göztepe için iyi geçti ve bu sefer gerçekten hak ederek(!) bir üst lige çıktılar.

 

Göztepe önümüzdeki sezon 2. Lig B kategorisinde ter dökecek. Bakalım yönetsel hatalar sebebiyle bu hale gelen Göztepe, iyi bir yönetim anlayışıyla eski günlerine geri dönebilecek mi. Çakıldıkları kadar hızlı şekilde yükselemeyecekleri kesin, ama gönül artık bir İzmir takımını Süper Lig’te istiyor.

 

 

Related Posts with Thumbnails

1 Yorum