TSL kategorisi arşivi

Elin Dursa Dilin Durmuyor !!!

Yeter artık … Saha içinde rakip, hakem, antrenörler yetmedi, tribündeki spor yazarlarına el kol. Artık bu da kesmedi rakip takım yöneticilerine küfür…

İki dakika rahat dur da futbolunu konuşalım, ne asabi bi adammışsın be arkadaş…

6 Yorum

Batuhan Karadeniz

Eskişehirspor taraftarı olarak Batuhan sezon başında uzun vadeli hem de bedavaya alındığında sevinmiş, Beşiktaş’ın bu tavrına çok anlam verememiştim. Bir de 26 numarayı giydi ki o günkü pembe tabloyla dadından yinmez oldu.
Günler geçtikçe pembe tablonun üzerine koyu kahve renkli cisimler bulaştı. Hiç birşey düzgün gitmeyince herkese dank etti. Aslında çok konuşuldu, ne olduğu az çok belliydi ama bir ümitti. Resim daha net görülmeye başlandığında Beşiktaş’ın bu gelecek vaadeden oyuncudan neden böyle kolay vazgeçtiği de daha net anlaşıldı.
Bugüne kadar hep destek tam destek deyip sustum. Son olarak Fenerbahçe maçını canlı olarak seyrettikten sonra dayanamayıp içimi dökeyim dedim.
Aslında ibb maçında kendini durup duruken yere attığı pozisyonu görünce cin falan mı girmiş çocuğa hocaya mı üfletsek diye de düşünmedim değil. Fakat geçtiğimiz günlerde Futbol Life programında kendisiyle yapılan ropörtaj sonrası kendisine çok sabırlı, başarılı bir psikolog gerektiğini anladım. Aslında yaşı biraz küçük olsa kızılcık sopası, yaba gibi çözümler belki yarardı ama artık bu cüssede pek fayda etmez bu mübarek çözümler. Bunları söyleyebilen bir oyuncuyu takımda oyuncu olarak değil, şehirde hemşehri olarak bile görmek istemem. Röportaj hakkında Banu Yelkovan’ın yazısı:

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?

Aslında yetenekli oyuncu. Güçlü fizik, hava toplarına hakim, bitirici özelliği kötü değil vs. Fakat sporcunun zeki çevik ve ahlaklısı makbul. Tribünlere oynayıp göstermelik deparlarla anlamsız triplerle olmuyor bu iş. Fenerbahçe maçında bütün maç boyunca ofsayttan çıkmaya zahmet etmedi. Sanki veteran golcü, koşmaya mecali kalmamış. Aynı yaşlarda hakan Şükür’ün kondisyonunu hatırlayın. Ama kendini geliştirme çabası yok ki adamın. Bu yaşında doymuş.
Bu sezon oldu olan deyip ligde kaldıktan sonra önümüzdeki sezona göndermek lazım. Umarım milli takımda falan kendini gösterir de zarar etmeden birilerine gider idari ve teknik yönetimle beraber ki bu da ayrı bir yazının konusu olacak…

,

1 Yorum

Haftanın Panoraması

Türkiye Ligi, yine bildiğiniz gibi.
Keyifsiz, zevksiz, heyecansız.

Yıllardır da bildiğimiz senaryo.
Üç büyüklerin diğer takımlarla puan farkı her hafta açılıyor, Anadolu takımları arkadan yetişemiyor, sonra diyoruz ki Türk Futbolu niye bu durumda?

Nasıl bu durumda olmasın?

Mesela, 9.sıradaki Galatasaray.

Yahu bu takım 3 büyüğe nasıl yetişsin?
Stadı yok, parası yok, pulu yok, seyircisi yok, sağlık kurulu bile yok.
Ahı gitmiş, vahı bile kalmamış, o da gitmiş.
Başkanı cahil, futbol şubesi cahil, futbolcusu cahil.
9.luk bile bence bir başarı.

Sen Federasyon olarak yardım etmiyorsun, sonra adamlar ucuz transferler yapıyor.
Federasyon, Türk Futbolu’nu düşünüyorsa, acilen 6+2+2+4+18’i getirmesi gerekir.

Fakat burada Arda diye bir çocuk var.
3 büyükler ne yapıp edip, bu çocuğu gündemlerine almalılar.
Biraz tahsili, terbiyesi zayıf ama yapacak bir şey yok.
Genel olarak Anadolu’nun sosyoekonomik durumu böyle.

Mesela, Beşiktaş…
Kaç kere söyledik, Anadolu kulüpleri toplama takım yapmamalı diye.
“Bize sadece 35’te geliyorlar” diye Nihat’ı, Aurelio’yu aldılar.
Tamam sen Anadolu kulübüsün, kapasiten küçük olabilir, ama niye gençlere yönelmiyorsun?
Senin tek hedefin, futbolcu yetiştirip 3 büyüklere, yani Trabzon, Bursa ve Kayseri’ye futbolcu satmak olmalıdır.
Başka bir şey olamaz.
Bence başkan daha bunu anlayamadı.

Beşiktaş’da ise Quaresma diye genç bir çocuk var.
Helal olsun yönetime.
Nereden buluyorlar böyle futbolcuları, hayret valla.
Göreceksiniz, bu çocuk daha iyi yerlere gelecek.

Ve Fenerbahçe…
Belki de bir tek Fenerbahçe’nin taktiği doğru işliyor.
Sistemli, disiplinli, taş gibi bir Anadolu takımı.
Bu takımı öyle kolay kolay kimse yenemez.

Büyük maçlarda çok iyi kapanıyorlar.
Zaten 3 büyüklerle bütün maçları kafa kafaya oynadılar.
Ve Bursa’dan aldığı 1 puan çok önemli.

Trabzon ve Kayseri maçı biraz şanssızdı.
Hakem faktörü de maalesef çok büyük.
3 büyüklerin kollandığı bir ligde Anadolu kulüpleri çok zor bir yere gelirler.

Fenerbahçe, diğer Anadolu kulübü takımlarla oynadığı maçlara daha fazla asılıyor.
3 büyüklerden kaybettiği puanları onlardan çıkarıyor.
Bu da iyi bir şey.

Kısacası ben bu Fenerbahçe’yi çok sevdim.
Dört gözle maçlarını takip edeceğim.

Ve helal olsun Aykut Hoca’ya.
Tam bir Anadolu çocuğu.
Ve çok iyi bir takım yaratmış…
Yakında Aykut Hoca’yı 3 büyüklerde teknik direktör olarak görebiliriz.
Söylemedi demeyin.

Haftaya, 3 büyük kulübümüz Trabzon, Bursa ve Kayserispor’u yakından inceleyeceğiz.
Olağanüstü statlarıyla, trilyonluk transferleri ile, popüler başkanları ile, Serkan Balcı’nın Ferrari’si ile, Ergiç’in yatları ile, Şota’nın katları ile 3 büyük nasıl olunuyor onu inceleyeceğiz.

Esenle kalın.

Yorum yok

Ya Ayvırsın, Ya da Ayrılırsın…

İşte Türk Futbolu’nun kahpe yüzü…

Hani derler ya, İstanbul’un havası hayat kadını gibidir.

Bir açar, bir kapar diye.

Onun gibi bir şey…

Mesela…

Dış hatlardan Rijkaard gidiyor, yanında gözü morarmış Neeskens var.

Kapıdan içeri, frişap’tan rakısını almış Hagi giriyor.

Dış hatlarda Teofilo pijaması ile oturmuş, hanımı portakal soyuyor.

O sırada Iverson pasaport kontrolünden geçiyor.

En basitinden 10 sene önce Galatasaray yüksekten uçardı.

Şimdi THY United, sadece Bursa için geliyor.

İç hatlar zaten köprü gibi.

Sabah 6’da bile yoğun…

Mesut Bakkal ile Rıza Çalımbay Spor Toto CIP Lounge’da karşılaşıyorlar.

“Soyunma odasında benim sigarayı unuttum hocam. Sonra gönderirsin. Ya da sen kendin getirirsin. Ya da 2 aya bekle, ben gelir alırım.”

Yılmaz Vural’a onlayn çek-in yaptırmışlar, o da gidecek gibi.

“Oynayın layn!” diye bağırıyor adam da…

Fakat Ziya Doğan’a da aynı koltuğu vermişler.

Kabin amiri bir şeyler ayarlamaya çalışıyor.

“Kabin Krüv, kros çek” falan diyor.

Öyle bir sistem ki, yeni meslekler de icat ediyor.

Havalimanında yaşayan, içeri her gireni omuza alan hırdavatçılar…

Sonra ortalıktan toz olan ferforje beyinler…

Her gün sabahtan Rijkaard’ın, Schuster’in, Aykut’un Kocaman’ın bavulunu hazırlayan duayen belboylar…

Futbolcuya lazer tutan adama kamera tutan kameramanlar…

İşte bütün bunların arasında Iverson’u getirdi Yıldırım Demirören.

Nasıl getirdi, niye getirdi, kimin aklına geldi, bana sormayın. Ben bilmiyorum.

Zaten bence kendisi de bilmiyor,  Iverson da bilmiyor.

Bu sene başkanın kafasına “yararlı ama tribün transferleri” diye bir şey kim soktuysa esas ben onu arıyorum.

Bu cevabı bir tek o biliyor.

Fakat, Yıldırım Demirören şunu biliyor,

Güzel kumar oynuyor.

Tıpkı Schuster gibi…

Fi Yapı, Guti, Q7, Q3 Necip, Fatih Tekke, Aurelio derken, en son olarak Iverson…

Bunların son kozu olduğunu biliyor.

Ama Yıldırım Demirören, şunu daha iyi biliyor;

Avrupa Ligi gidince, eğer “Son iki” kupa gelmezse, seneye yeni transfer “Rıfkı” eline geliyor.

Yorum yok

Derbinin Ardından…

Aykut Kocaman; Seyirci gazı ve psikolojik üstünlükle saldır saldır oynayarak, ilk 15 dakikada Galatasaray’ı ezen Fenerbahçe yerine, çekinerek oynadı, 20 dakikadan sonra Galatasaraylı oyuncular puan alabileceklerine inandılar. Maça çok geç müdahale etti.

Elano; Caner’i fena harcadı bir pozisyonda. Bu adam iyi mi kötü mü bir anlamadık demiyorum, kendisi anlatamadı diyorum. dedim.

Neil; 4 kere sarı kart görmeliydi, hakem vermedikçe o kaşındı.

Pino; “Hagi’den vur emri”

Stoch-Dia-Alex; “Hocam, Ali hasta olduğu için gelemedi”. Yoktular.

Hakemler; Galatasaray’a karşı hiç olumsuz bir karar vermedi, ama Fenerlileri isyan ettirecek kararlar verdi diyebiliriz.
Penaltı. Ofsaytlar. Kırmızı Kart.

Fenerbahçe seyircisi; Çok kötüydü. Gol gelmeyince sustular, ancak Galatasaray’lı taraftarlarların tezahüratlarını ıslıklayabildiler. Yazık, o güzel stat ve sessiz seyirci.

Tugay; Aslan yelesi gibi saçları var. Boyuyor mu acaba?

Galatasaray’ın “bazı” oyuncuları; Karakterleri ne kadar zayıfmış onu gösterdiler. Özür dileyen Sapara’ya iki kere tekme atan Ayhan’dan ne bekleyebilirsiniz ki.. Hoca göndermek.. Yazıklar olsun.



Related Posts with Thumbnails

,

Yorum yok