TSL kategorisi arşivi
Başarısızlığın Sorumlusu Benim (!)

“Ziko’yu gönderip Aragones’i getirdiğim için üzgün değilim. Aragones’in kariyerini söylemeye gerek yok. Böyle antrenörleri Türkiye’ye getirdiğimiz için herkes teşekkür etmeli. Aragones ve oyuncu seçiminde hata yapmadık. Ama bir türlü uyum sağlanamadı. Geçen sene iyi oynayan futbolcular bu yıl kötüydüler. Sakatlıklar ve performans düşüklüğü başarısızlığı getirdi. Ama yine de başarısızlığın sorumlusu benim.”
Siz bu açıklamadan bir şey anladınız mı? Ben tercüme edeyim:
“Geçen sene Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynatan Zico’yu gönderip Aragones’i getirdiğim için pisman değilim. Aragones’i getirdik daha ne olsun? Aragones’i getirmek kesinlikle hata değildi. Transferleri de büyük ölçüde ben yaptım, oyuncu seçimlerinde de hata falan yapmadım. Getirdiğimiz oyuncular uyum sağlayamadı. Ne bileyim, geçen sene iyi performanslar gösteren oyuncular bu sene kötüydüler. Mesela Emre, Maldonado, Josico, Burak… Bunlar geçen senenin yıldızları! Ha bir de sakatlıklar çok fazla başımızı ağrıttı. Oyuncuların performansları çok düşüktü. Ama yine de başarısızlığın sorumlusu benim!“
Bu açıklamanın psikolojide bir karşılığı vardır. “ÖSS’yi kazanamadım, ama çalışma şeklim hatalı değildi. Çok çalıştım, elimden gelenin en iyisini yaptım. Sorular çalışmadığım yerden geldi. Çok fakirdik, dersaneye gidemedim. Evde durmadan sular kesiliyordu. Babam beni durmadan dövüyordu vs.. Ama yine de başarısızlığın sorumlusu benim.”
Komik değil mi?
İnanmak…

Beşiktaş yıllardır şampiyonluğa bu kadar yaklaşmamıştı. Ama bu sefer geçen senelerde eksik olan şeyin inanç olduğunu gözümüze sokacak kadar inanmışlar. Beşiktaş’lı futbolcuları bu kadar büyük motivasyonla maça çıkaran ve sonuca götüren Mustafa Denizli en büyük pay sahibi bu tabloda.
Hoca önce kendisi inandı, sonra verdiği demeçlerle camiayı inandırdı, arkasından yakaladığı seriyle de futbolcularını. Elde hiçbir şey yokken bile koyduğu tarihler ve hedeflerle medyayı da hedefe yönlendirerek bu işte tecrübenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi Türk futboluna.
Anakaragücü 1-3 Beşiktaş
Mehmet Yıldız – İTİCİ GÜÇ MÜ, FREN Mİ?
Sivas’ı Sivas yapan adam mı, yoksa Sivas’ı yavaşlatan bir ayak bağı mı? Takımı toparlayan itici güç mü, takımı çirkin ve çağ dışı futbol oynamaya iten bir fren mi? Takımın ağabeyi mi, yoksa takım arkadaşlarını fırçalayarak ahengi bozan negatif bir güç mü?
Bu sorular 2008-2009 sezonu ile birlikte tartışılmaya başlandı. Sivas’ın beklenmedik çıkışını yaptığı 2007-2008 sezonunda kahramandı Mehmet Yıldız. Tüm büyük takımların dikkatini çekmeyi başardı performansıyla. Takımının %60′ı olarak nitelendirenler bile oldu. Sivasın taktiği de onun üzerine kuruluydu. Daha çok defansif ve rakibi bozan futbol oynayan Sivas, ileride Mehmet Yıldız’a uzun topla ulaşıyor, onun topu saklama özelliğinden faydalanarak hücuma çıkıyordu. Yani evet; Mehmet Yıldız Sivas’ı Sivas yapan adamdı.
Ancak bu sene ise durum daha farklı. Sivas daha derli toplu bir takım görüntüsünde. Başka bir deyişle; geçen sene kemik gibi bir takım olan Sivasspor bu sene kaliteli bir takım. Kamanan, Bilica, Murat Erdoğan(beğenmesem de) gibi yerinde transferler, birbiriyle uzun süredir oynayan takımın artan uyumu ve kendine güveni artık Sivas’ın göz ardı edilemez bir güç haline getirdi.
Bu tabloda geçen senenin kahramanı Mehmet Yıldız, bu sene artık takımına ayak bağı olmaya başladı. Sahada olduğu her maçta takımını çağ dışı futbol oynamaya itiyor. Orta sahada çok top yapan, total futbol oynayan bir takımın forveti değil Mehmet Yıldız. Hepsinden öte, kendisini takımdan üstünde gören ve zaman zaman takım arkadaşlarını azarlayan bir görüntü çiziyor.
Nasıl Alex Fenerbahçe’ye 5 senede çağ atlattıysa ve artık misyonunu tamamladıysa, Mehmet Yıldız da misyonunu tamamladı. Çünkü dünya futbolunda artık ne Mehmet gibi ne de Alex gibi futbolculara yer var. Hedefinizde Avrupa varsa tabi…
Benim önerim, en iyisi Alex Sivas’a, Mehmet Yıldız da Kayseri’ye veya Denizli’ye falan gitsin. Fenerbahçe de Milan’da forma şansı bulamayan ve Aziz başkana beni al diye haber gönderen Ronaldinho’yu getirsin. Roberto Carlos’u aramış, İstanbul harika bir şehir kesin gelmelisin cevabı almış. Karısı da sıcak bakıyormuş vs..



Son Yorumlar