TSL kategorisi arşivi
1. Çinko
Emrah tarafından, Emrah Öner, TSL kategorisi altında, Ekim 20th, 2009 tarihinde gönderildi

Yıllar evvel, Nouma o meşhur hareketini yaptığı zaman, şöyle demişti. “Bütün memleket eli şeyinde geziyor, ben de bunun geleneksel olduğunu düşündüm”.
Haklıydı, çünkü 3 yaşında amcasına pipisini gösterten,
6 yaşında Sultanahmet’te, herkesin ortasında çocuğunun donunu değiştiren,
36 yaşında sokakta, otobüste, alışveriş merkezinde önce şeyini, sonra burnunu karıştıran, sonra elini ağzına sokan, simgesel anlamını hiç bilmeden maçta, hastanede, camide, elinin baş parmağını, her daim işaret ve orta parmağının arasına sokup sallayan bu ırkın Nouma’ya verdiği ceza bence çok ağırdı.
Çünkü;
Biz yatılı okullarda, soyunma odalarında bu şakalarla büyümüştük…
Biz nice Mehmet Ali Erbil hayvanlıkları ile büyümüştük…
Biz ayakkabı temizleyen, timsah yürüyüşü yapan gol sevinçleri ile büyümüştük…
Fakat bu görüntü…
Sanki Hollanda Ligi’nden alınmış bi görüntü gibi.
Bu espri, şaka falan da değil. Yani Nouma en azından birşey anlatmaya çalışıyor.
Üstelik, Veysel hatırlamıyorum diyor. Necati ben hissetmedim diyor. Mehmet Özdilek, önemli birşey olsa ben bilirdim diyor.
Soyunma odasında önemli birşey olsa, ben de bilirim Mehmet Özdilek.
Herkes senden, benden önce bilir zaten..
Yakışan Budur…

Onu, bunu, sistemi, hocayı, teknik direktörü, hakemi, kartları, A planını, F planını , sakatı, cezalıyı, milli yorgunları, Rıdvan’ı, yayıncı kuruluşu, atkıyı, formayı, moru bir kenara bırak. Futbolu seviyorsan bu adamları alkışlayacaksın. 90 dakikada olmuş tam 7 gol. Kim kazanırsa kazansın, haftaya hangi maç olursa olsun. İster 8′de 8 olsun ,ister 25′de 25. Keyif almadıktan sonra neyi izleyeceğiz, niye vereceğiz hayatımızdan bu saatleri, günleri…
TSL’deki kötü futbola rağmen bize 7 gol izlettiren takımların rengi ne olursa olsun, hangi takımın taraftarı olursan ol, biraz zevkine varmak lazım bu işin. Neden izliyoruz Avrupa liglerini, ya da neden unutamıyoruz bu tarz maçları… Haftada 4 maç yayınlıyor yayıncı kuruluş. Peki izlediğimiz diğer 3 maçta akılda kalan toplam yedi pozisyon var mı gollerin dışında ? Bu maçta nefes almadık desek abartmamış oluruz.
Bir futbol sevdalısı olarak, bu güzel akşam için teşekkürler iki takıma da… Kendilerine yakışanı yaptılar…
Allah Sabır Versin…

Sezonun daha 9. haftası ama izlediğimiz maçlar; sanki hafta 32 olmuş, düşen düşmüş, şampiyonluk havluları atılmış bile. Dün TSL’deki maçları izleyince gözüken tablo aynen buydu. Denizlispor düşmüş, Kasımpaşa Bank Asya Lig’e hazırlanıyor, Beşiktaş şampiyonluktan vazgeçmiş, bütün kupalardan elenmiş, önümüzdeki seneyi düşünüyor vs.
Öyel maçlar izliyoruz ki sabır çekerek. Allahtan diğer kanallarda Avrupa ligleri var da haftasonu “futbol” adına birşeyler izleyebiliyoruz. Dünden akılda kalanlar;
- Mustafa Denizli 11. resmi maçında yine sistem denedi. Hoca doymuyor sisteme, bu da oyun hamuru değil futbol takımı hocam, ne yapsın adamlar. Her hafta başka mevkide, başka sistemle…
- Milli takımın aday adayı Yılmaz hocanın takımı 89. dakika penaltı ile maça ortak oldu. Fakat sonra alışık olmadığımız bir durum izlettiler bize. Kasımpaşa kalan 5-6 dakika topu hiç ama hiç şişirmedi Beşiktaş ceza sahasına. Ayağa top yaparak rakip kaleye gitmeyi denediler. Ama hocam rakip 9 kişi, uzun stoperi Ferrari ve dönen topları toplayan adamı Ernst oyun dışı, halen sen ayağa topla pozisyon bulmaya çalışıyorsun. Ve 6 dakika gidemediler Rüştü’nün yakınına bile. Tamam doldur boşalt oynamayarak farklılık gösterdiler ama yanlış zamanlama… Hiç kusura bakma hocam işte bu yüzden Kasımpaşa Teknik Direktörü yazıyor kartvizitte.
- Birde Beşiktaş’ın santradan yediği gol var hakemin vermediği. Ama niye vermediğini kimse anlamadı. Takım halinde kendi sahasındaydı Beşiktaş, Rüştü de kalesinde değildi. Avantajını kullanabilmesi gerekirdi Kasımpaşa’nın. Tabi burda tartışılması gereken kendi sahasında topluca gol sevinci yaşayan Beşiktaş.
- Gelelim diğer maça. Denizlispor’un Ankaraspordan hükmen aldıkları 3 puan dışında, 3 de beraberliği var. Ama futbol adına puan 0. Hiç ama hiç ışık yok sahada. Tabi 9. haftada ikinci Hocayla devam ettiklerini de unutmamak lazım. Klasik olarak “Enkaz” devralmıştır Nurullah Sağlam ama takım halen enkaz .
Neyse hepimize Allah sabır versin. Daha 9. haftada…
Fenerin Yeni Forveti
Emrah tarafından, Emrah Öner, TSL kategorisi altında, Ekim 16th, 2009 tarihinde gönderildi
Plase değil Please Adriano
Ve Fenerbahçe’nin yirmidokuzbinyediyüzüçüncü Brezilya bomba transferi açıklandı. Cruzeiro’lu Wellington Paulista, Roberto Carlos’un gitmesi ile açılacak kontenjanı doldurulması düşünülen ilk isimmiş. Tabi ki, bu haberi yayan aynı zihniyet Daum’un karakterinde 2 forvet olmayacağını umarım biliyordur. Ee bu adamı da yedek oturtabiliyorsan hiç problem değil. Çünkü sen daha Nobre’nin bile başını ezemedin. Güiza’nın yedek klübesinde oturup oturmayacağını yazmıyorum bile. Çünkü gerekirse Daum oturur, Güiza oturmaz.
Paulista olmadığı takdirde kulislerde Adriano ismi geçiyor. Ortalama 30 yaşına gelmiş herhangi bir Fenerbahçe’linin, “fizikli, kafa toplarına hakim, yıpratıcı forvet” lafı ile büyüdüğünü biliyoruz. Fenerbahçe’nin de Kennet ve Pierre gibi arkadaşları 100 senede sadece 2 kere getirebilme ihtimaline karşı, bence Adriano tam Fenerbahçe’nin aradığı adamdır. Hatta bunların atası Palermo hala Milli Takım’a seçilebiliyorsa ve hala takımı sarı-lacivert ise demek ki Fenerbahçe’nin en az iki ihtimali vardır.
Aranılan Forvet,
Gereksiz koşmayacak, salak salak bakmayacak, fiziği ile topu indirecek ve zımbalayacak.
Belki Adriano ve Palermo’nun futbolunu tartışabiliriz fakat bence Fenerbahçeli şu an başka bir şey aramıyor. Tekrar ediyorum.
“Gereksiz koşmayacak, salak salak bakmayacak, fiziği ile topu indirecek ve zımbalayacak.”
Gri Kartal
Emrah tarafından, Emrah Öner, TSL kategorisi altında, Ekim 10th, 2009 tarihinde gönderildi
Ve Türkiye Futbol Federasyonu Ankaraspor’u Süper Lig’den kovdu.
Sağolsun, Federasyon her ince detayı düşündü ve açıkladı; rakipler 3-0 hükmen galip sayılacak, bu maçlarda atılan goller gol krallığı sıralamasında dikkate alınacak, Ankaraspor’lu futbolcuların 22 Ekim saat 23:59’a kadar transfer imkanı doğacak, Bank Asya’ya 2 takım düşecek vs.
Bunların hepsini maşallah iyi düşünmüşler, iyi taşınmışlar.
Peki hiç akıllarına gelmiş midir ki, bu olayları buraya kadar getiren adamlar öbür sene yine Süper Lig’e gelirse, kaldı ki Ankara’da Belediye Başkanı değişmediği sürece gelir, sen adamlara ne diyeceksin? “Yahu biz o gün eksik bir açıklama yapmışız, malesef Süper Lig’e alamıyoruz” mu diyeceksin?
Bu adamların ne zaman, ne şekilde Süper Lig’e tekrar gelişi yasak değil? Hükümet ve Federasyon değişince gelebilirler mi?
Örneğin, Ankaragücü bu sene küme düştüğü takdirde, Ankaragücü’nü mü burada mı, orada mı tutacaksın, yoksa Ankaraspor’u bir alt kümeye daha mı düşüreceksin? Öyle ya, bu iki takımın bir araya gelmesi yasak.
Sen Ankaragücü ile Ankaraspor’u birleştirmemeye çalışıyorsun, zaten 8 tane futbolcu Ankaragücü’ne gitmiş, yöneticilerin cezasını 3 aya indirmişsin, adamlar Ankaragücü’nde yine mesaiye başlayacaklar, eğer bu 15 gün transfer izni verdiğin dönemde geriye kalan 15-20 futbolcuyu kimse almaz, Ankaragücü hepsini cüzzi bir rakama alırsa, Ankaragücü ile Ankaraspor tamamen birleşmiş olmuyor mu? O zaman ne diyeceksin? Bir tek geriye Ankaraspor’un Teknik Direktörü kalmayacak mı? Hikmet Karaman, yardımcı antrenörlüğü kabul ederse, ben birleşmeye müsade etmedim nasıl diyeceksin?
Sen, bütün bunların olacağını Melih Gökçek daha önceden bilmiyor mu zannediyorsun?
Peki, buna ne diyeceksin?
Bu sene Ocak ayında Fenerbahçe, bir senelik Deivid parasına (3.5 Milyon Euro) Kartalspor’u satın aldığı haberleri çıkmıştı. Hatta bir ara başkan Cemil Turan olacaktı ama Fenerbahçe bunu yalanladı.
Kartalspor ve Fenerbahçe ilişkisini hepimiz biliyoruz. Volkan Demirel, Servet Çetinler hep bu organik ilişkilerden doğmuştur. Aynı ilişki Beylerbeyi – Galatasaray’da da vardır. Kartalspor Bank Asya Ligi’nde şu an 2. sırada. Oldu ya, bu adamlar Süper Lig’e geldiler, Kartalspor-Fenerbahçe ilişkisi yasal olarak nasıl açıklanacak?
Tamam, belki Fenerbahçe Kartalspor’un sahibi değil, zaten yasada bir klübün sahibi bir başka klüp olduğu takdirde Lig’den düşer yazmıyor.
Fakat resmi olmayan ilişkiler sayılmayacak mı?
Örneğin, Oftaş buralardayken hiç mi Lig’in kaderi ile oynamadı?
Bütün bunların mantığında, ilerde olası bir Fenerbahçe-Kartal Lig’inde Fenerbahçe’ye de ceza vermek zorunda kalmamak için mi Ankaragücü’ne ceza verilmedi?
Bir başka örnek, Gaziantep B.Ş.Bld.Spor, bu sene Süper Lig’e çıksa, bu olaylardan sonra Gaziantep ile beraber siz öyle kardeş kardeş, uslu uslu oturun mu denecek?
Belediye takımları ile gerçek ve en net karar ne zaman alınacak?
Gaziantep ile Gaziantep Büyükşehir Bld. hiç birleşmese, fakat bir takımdan diğerine yönetici transfer olsa problem olacak mı, olmayacak mı?
Federasyon zaten Milli takımı bugünlere getirerek büyük bir skandala imza atmıştır, fakat bu küme düşürme kararı ile daha da büyük bir taşın altına da elini sokmuştur.
Doğru veya yanlış yaptı demiyorum fakat bu konu en az Din ve Devlet işlerinin ayrılması gerekmesi kadar ince bir mevzudur.
Bu, çok iyi düşünülmesi gereken bir konudur.
Yanlış bir karar zaten spora siyaseti sokmuş arkadaşları, daha zeki, daha çevik, daha ahlaklı olmalarını sağlar.



Son Yorumlar