Nice Senelere…
Murat tarafından, Kategorilenmemiş kategorisi altında, Mayıs 16th 2010 16:39 tarihinde gönderildi

Bir sene önce çıktığımız yola biraz sallansakta hepberaber devam ediyoruz. Nice senelere Hexagoal…
Bir İşide Doğru Yapın !!!
Murat tarafından, Türkiye Kupası kategorisi altında, Mayıs 1st 2010 14:22 tarihinde gönderildi

Tamam Şanlıurfa GAP Arena’ya büyük bir maçı vererek iyi bir iş yaptınız kendinizce. Ama bu kararı alırken hiç kimse bakmadımı bu stada ? Işıklandırması yeterli mi, maç oynanır mı ? diye. Sonra gidip en iyi hakemleriden biri orada gece maçı oynanmaz diye rapor veriyor . Tabi bu stadı bu şekilde ihale edip, inşaatını yaptıran ve onaylayıp teslim alan kişilere de atlamayalım, ülkenin en sıcak yerine yanlış ışıklandırma yüzünden gündüz maçı stadı yaptırmışlar.
Neyse bu şahısların andıktan sonra dönelim federasyona, Ee o zaman gündüz oynatalım diyorsunuz. Tamam ona da eyvallah. Evet dünya ligleri gündüz oynatıyor en büyük derbilerini bile. Ama dünyanın neresinde haftaiçi gündüz maçı oynanmış ? varsa birisi söylesin bana… Kim izleyecek o maçı ? Türkiye kupası final maçını akşam eve gidince bantdan mı izleyecek Türkiye ?
Bu federasyon “ülke futbolu ne kadar kötü yönetilir” konusunda tez konusu olmuştur artık… Valla bravo, büyük alkış…
Boru Değil, Sıfır İnsan Hatası
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Nisan 27th 2010 20:10 tarihinde gönderildi
Bir kere daha gördük ki, şu an dünyanın en iyi futbolcusu Messi, en iyi takımı Barcelona, en iyi teknik direktörü Mourinho, en iyi başkanı ise Aziz Yıldırım’dır.
“Fenerbahçe son üç haftada kağıt üzerinde çok zor görünen Eskişehirspor, Ankaragücü ve Trabzonspor ile oynayacak. Bunları aşacak güce sahip ama garanti mi derseniz; değil tabii…”
Bunlar Rıdvan Ağabey’in son sözleri.
Son sözleri derken, Allah bir o kadar daha ömür versin, demek istediğim son yazısı.
Yine, Allah taş yapar, 20 senedir sadece yorumculuk yapan Rıdvan Dilmen’i eleştirmek kim, biz kim…
Şeytani tahminleri var bir de. Mesela Güiza’yı da beğenir Rıdvan Hoca, Deniz’i de.
Fakat bu cümlelerden şunu anlıyorum, Fenerbahçe kesin şampiyon.
Hem de 3 maçı alarak.
Öyle ya, Sn.Dilmen’in bugüne kadar dediklerinin hep tersi çıktı. Adamcağızın bir de bahis ile ilgili ismi çıktı.
Lig’in başından beri 5 farklı şampiyon yarattı, her hafta da değiştiriyor zaten…
Yahu adamın merhemi olsa kendi keline sürer. Ne bahisi, ne mafyası, ne tefecisi…
Gündeme dönelim. Bu günlerde 3 gündem var bence.
Biri Arda.
Artık Arda ile birşey yazmak istemiyorum. Çünkü Batuhan gibi top oynamadan gündemde kalan Arda’dan da, ona sanki 30 yıldır Real Madrid kaptanıymış gibi mikrofon uzatandan da, o 1.50lik külhanbeyi tavırlarından da çok sıkıldım.
İkincisi, Azizsilin.
Ona açık bir mektup yazalım, açık ne demekse.
Sevgili Başkan,
Allahaşkına ne uğraşıyorsun Daum’la, Aragones’le, onunla bununla? Ne ihtiyacın var trilyonluk sözleşmelere? Ne gerek var Aykut Kocaman’a? Son haftalarda yaşanan o kadar strese? Senin yapacağın tek şey var; şeref tribününün altından soyunma odasına bir yürüyen merdiven. Hatta futbolcular direk şeref tribününe gelsin. Sen hiç yorulma. Bak, bir el attın, takım 8 haftadır gol yemiyor. Bir el daha at, şunun surasında ne kaldı?
Üçüncüsü, yorumcuların yorumlarına yapılan yorumlar.
Erman Hoca, Bobo ve penaltı ile ilgili bir yorum yaptı. Sonra Gökmen Özdenak “Ben şu an Galatasaray forveti olsam, ben de gol atmazdım.” dedi. Fakat Sergen Yalçın, “Şike yapmak öyle kolay değil. Bir trilyon prim versen maça çıkınca futbolcu parayı unutur.” dedi. Düşünün bunu diyen adamın top oynarken 50 tane atı vardı. Chelsea maçından önce bahis oynadı, gol attı.
Tek sorum var, Keita da Bobo gibi, Rijkaard’a maçta kafa geri pası olursa ben vereceğim dedi mi? Ya da antrenmandan sonra çalıştı mı? Futbol bu, insan hata yapacak. Erman Hoca da hata yapabilir, Keita da. Boru değil, sıfır insan hatası isteniyor marka değeri için.
Boru değil, sıfır insan hatası. Yani Otomosyon.
.
Hüseyin Göçek vs Beşiktaş
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Nisan 21st 2010 18:37 tarihinde gönderildi
Bu derbiden sonra yine gördük ki, Beşiktaş’ın bu hale düşmesinin sebebi ne Hüseyin Göçek, ne Oğuz Sarvan, ne Mustafa Denizli, ne de Bobo’dur.
Beşiktaş’taki bu durumun sebebi yine Beşiktaş’ın kendisidir.
Hayatım boyunca 2 pozisyon aklımdan çıkmamıştır. Ve çıkmayacaktır.
Biri, Van – Beşiktaş maçında Metin Tokat’ın frikik-el pozisyonu, diğeri bu seneki Fenerbahçe – İ.B.B. maçındaki Güiza’nın son adam pozisyonudur.
Ben bu pozisyonların dışında bir kelime bile hakem konuşmamış, yazmamış, küfür etmemiş, eleştirmemişimdir. Öyle ki; Gökhan Gönül’ün kafasını eğdiği için atıldığı Galatasaray maçında da, Beşiktaş – Samsun maçında da, Arif Erdem’in oynadığı maçlarda da sakinliğimi korumuşumdur.
Amacım, yine hakem konuşmak değildir.
Amacım, hafriyat yapan Bilicaları, penaltıyı, ofsaytları, sarı kartları göremeyen yardımcı hakemleri, 1 metre önündeki pozisyonda kendine güvenmeyip yardımcılarını dinleyen hakemleri eleştirmek değildir.
Amacım, senenin başından beri gırtlak kesen, her pozisyonda İtalya’dan öğrendiği kendi ayağını rakibinin ayağına takma tekniğini uygulayan Emre Belezoğlu, sudan kafası yaralanan ve ölümden dönen Keita, klüpteki çaycıya bile yatarak giren Lugano, antrenmanda dudak patlatan Metin Oktay’ın veliahtı Arda, 48 dilde hakeme itiraz edebilen Bülent Korkmaz, bir tek Sadık Deda’yı dövmeyen Hagi dururken, Bilica’nın bir hareketinden dolayı 8. çocuğunu ve okuma yazmayı çok az bildiğini yazan gazeteciyi yermek hiç değildir.
Amacım, Beşiktaşlı herkesin bazı şeyleri kabullenmesini hızlandırmaktır.
Zira;
Beşiktaş, derbi tarihi boyunca bir maçta hiç bu kadar dayak yememiş, bu kadar aleyhine hata görmemiş ve bu kadar yok sayılmamıştır.
Fakat Beşiktaş’ın sorunu zannedildiği gibi Hüseyin Göçek değildir. Zira bu maçı Yıldırım Demirören yönetse, o da penaltı veremeyecektir, Bilica’yı atamayacaktır, veya Ernst’i atacaktır, İbrahim Toraman yine dayak yiyecektir.
Beşiktaş’ın sorunu bir türlü “anti-fair play endüstriyel futbol”a uyum sağlayamayan kabuğudur.
Çünkü Beşiktaş Süleyman Seba’dır. Beşiktaş Rıza Çalımbay’dır. Samet’tir. Kadir’dir. Gökhan’dır. Metin’dir. Beşiktaş kibarlıktır. Naifliktir. Saygıdır. Alçakgönüllülüktür. Disiplindir. Örftür. Beşiktaş Nouma’yı göndermektir. Beşiktaş Feyyaz’ı göndermektir.
Beşiktaş Hagi değildir. Beşiktaş Keita değildir. Beşiktaş Colin Kazım değildir. Beşiktaş Arda değildir. Beşiktaş Tanju değildir.
Beşiktaş Aykut Kocaman’dır. Beşiktaş Şenol Güneş’tir. Beşiktaş’ın yıldızı Ernst’tir, Fink’tir, Sivok’tur, Walsh’dur, Wilson’dur.
Beşiktaş’ın sorunu, orta vadede Türkiye’de 2 büyük kalacağını, uzun vadede 1 büyük kalacağını hala anlayamamasıdır.
Beşiktaş’ın öyle veya böyle önünde sadece 2 alternatif vardır.
Ya stat yapmayacak, transfer yapmayacak, var gücüyle kulis yapacak, dedikodu yapacak, kavga yapacak.
Ya da gidecek A2 takımındaki çocukların ismini Engin, Recep, Gökhan, Kadir, Ulvi, Rıza, Şenol, Mehmet, Walsh, Halim, Zeki, İsmail, Turan, Saffer, Metin, Ali, Feyyaz olarak değiştirecek.
İşte o zaman gerisi teferruat olacaktır.
.





Son Yorumlar