Cumhuriyetin 86. Yılı Kutlu Olsun
Mert tarafından, Kategorilenmemiş kategorisi altında, Ekim 29th 2009 14:13 tarihinde gönderildi
“Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk’ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin! .. Bu belli. Fakat zekanı unut! .. Daima çalışkan ol…“.
Mustafa Kemal ATATÜRK
Galatasaraylılık ve Kadıköy
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Ekim 29th 2009 11:43 tarihinde gönderildi
Galatasaray markası ile Kadıköy’e gelip yenilmek…
10 senede Barcelona, Juventus ne varsa yenmek…
Fakat 10 senede Kadıköy’de 50 gol yemek, ve hala Baros’a sığınmak, hakeme uyurGezer demek, Kazımlara, Baronilere yüklenmek…
Hiç bir Galatasaraylı Kadıköy’deki maçları içlerine sindiremez.
Hiç bir Fenerbahçe’linin olmayan Federasyon Kupasını sindirememesi gibi…
Her Galatasaraylı bu bahaneleri gündeme getiriyor da denemez.
Fakat bütün Galatasaraylılar sıkıştığı zaman bir kelimeyi eninde sonunda yüzüne vurur.
O da Galatasaraylılık’tır.
Peki, bu kutsal kelime, yani “Galatasaraylılık” nedir?
Liseli olmak mıdır?
Fransızca bilmek midir?
Medeni bir şekilde elde puro ve viski ile dolaşmak mıdır?
Galatasaraylılık, Avrupa’da kupa sahibi olmak mıdır?
Sonra o kupayı kırmak mıdır?
Stat projesi gibi hep ilkleri yapması mıdır?
Galatasaraylılık, maçlardan önce sidik yarışına girip “Bu sene öyle bir takım kurduk ki, 2000 senesinden daha iyiyiz, mahvedeceğiz, 5 atacağız”deyip, farkı yedikten sonra “İşte, siz küçük takımsınız, sadece bizi yenip şampiyon olmuş gibi seviniyorsunuz” demek midir?
Galatasaraylılık, Carlos yapınca cinayet sebebi, Bülent Korkmaz yapınca profesyonel faul mu demektir?
Faşist bir düşünce ile taraftarı ilk kez kafese sokmak, Galatasaraylılık mıdır?
14 sene şampiyonluk göremeden, 10 sene en büyük rakibini deplasmanda yenemeden, onun Türkiye Kupası’nı devamlı gündeme getirmek Galatasaraylılık mıdır?
Galatasaraylılık, Alex yapınca şerefsizlik, Arif Erdem yapınca zeka örneği mi demektir?
Avrupa kupası kazandırmış futbolcularına jübile yapmamak mıdır?
Yoksa Galatasaraylılık, 2007’deki su olayını Keita’ya anlatmamak mıdır?
Peki, tek fark bir UEFA kupası, bir Süper Kupa veya yarı final midir?
Eğer olur ya, Fenerbahçe kazara 10 sene sonra bu iki kupayı da alırsa bu ukalalık, bu küstahlık bitecek midir?
Eğer yine olur ya, kazara, bu sene Fenerbahçe Türkiye Kupası’nı alırsa, fakat Galatasaray 15 sene daha Fenerbahçe’yi Kadıköy’de yenemez ise, Galatasaraylılık kelimesi ortadan kalkacak mıdır?
Eğer Galatasaray bu kadar büyük ve klas ise;
Ve de Galatasaray – Fenerbahçe maçından sonraki sevinç gösterileri, Fenerbahçe – Pendik maçından sonraki sevinçler ile benzerlik gösteriyor ise, kendinden seviyesiz insanlara cevap vermek, onları kaale almak, onların seviyesine inmek hangi büyüklük tanımına girmektedir?
Galatasaraylılar, bir şeyi kabul ederse onların sportif başarısı için daha iyi olacaktır.
Bir kere, yukarıda özlemi duyulan o klas Türk insanından şu an için elimizde kalmamıştır.
Bu büyüklükte bir Türk en son 10 Kasım 1938’de görülmüştür.
Belki ben Galatasaray’ın geçmişini iyi bilmiyorumdur, kaldı ki o zaman benim tartışmaya dedemi getirmem gerekir, çünkü bildiğim kadarı ile Fenerbahçe’nin veya Beşiktaş’ın tarihi de çok medeni ve elit bir tarihtir;
Fakat Metin Oktaylardan, Ali Sami Yenlerden bahsedip, günümüzde şike adamlarına futbol şube sorumluluğunu vermek, Hakan Şükür gibi arabesk bir yapıyı, Jr.Polatları, peynir beyinli sağbekleri, “Bıyığına s………” gibi terbiyesizlik sembollerini, terbiyesiz ön liberoları camiada tutmak gerçekten Galatasaraylılık mıdır?
Evet, şurası kesindir.
Artık Galatasaray, Türkiye olmuştur.
Fakat hiç bir zaman Türkiye, Galatasaraylıların kafasındaki Galatasaray olmamıştır.
Çileden Çıkan Rıdvan Dilmen…
Dünya kupasına gidemediğimiz şu günlerde, maziden konuşurken Euro2008 deki inanılmaz maçlarımız aklımıza geldi. Oradan da videolara bakarken buna rastladık. Ben maçı izlerken heyecandan farketmemişim muhtemelen, fakat şimdi bunu görünce “Bir insan canlı yayında nasıl delirir ” sorusuna cevap buldum
Rıdvan Dilmen maça nasıl konsantre olmuşsa delirmiş gerçekten. Tabi Melih Şendil ‘i de atlamamak lazım…
Fobik
Nurhat Abi tarafından, TSL kategorisi altında, Ekim 27th 2009 21:20 tarihinde gönderildi

“Fobi, bir insanın belirli bir obje, durum veya aktiviteden duyduğu korku hissine verilen addır. Fobisi olan insanlara “fobik” ismi verilir.”
Yukarıdaki tanım tamamen tıbbidir. Fenerbahçe- Galatasaray derbilerinde, Galatasaray’ın Saraçoğlu Stadı’nda düştüğü durumu, futbolun içinde kendimce çözemedim. Taraftar baskısı, Su şişeleri, Hakem Faktörü, Federasyon yok yok aklım ermiyor. Fenerbahçe’nin Türkiye Kupası kazanamama hastalığı gibi bir şeyde değil..
Bilimsel bir gerçek olmalıydı ve bilimsel olan bir şeyin çözümüde bulunabilirdi.Galatasaray futbolcularının başına gelenler fobi olabilir miydi? Evet evet Fobi. Saraçoğlu’nda geride kalan 10 yılın başka açıklaması olamaz.
Renk fobisi mi? Saha fobisi mi? bir doktor karar vermeli ve gecikmeden tedavi edilmeli. Bu hastalık geciktikçe daha derinleşiyor, taraftarıda fobik ediyor. Camp Nou gibi, Old Trafford gibi Avrupa’nın sayılı stadlarının hemen hemen hepsinde oynamış ve hatta başarılar kazanmış bir takımın bu duruma düşmesini insan kabullenemiyor.
Dünya’nın çeşitli ülkelerinden üst seviye futbol oynamış, profesyonellikleri tartışılmayacak bir sürü yeni adamı bir takıma topluyorsun ama hastalık onlarada bulaşıyor. Transfer yapılmadan futbolculara bu bulaşıcı fobiden söz etmek gerekli yoksa FIFA’lık olacak kulüp.
Bu takım 14 yıl şampiyonluk bekledi, beklediğine değdi. Tozu dumana kattı arkasından. Şimdi ise 10 yıldır Saraçoğlu’nda galibiyet bekliyor. Fenerbahçe nasıl bir dönem Beşiktaş karşısındaki ezikliğini silkeleyip attı, Galatasaray’ında bu fobiden sıyrılıp, adına derby denilen mahalle kavgalarında hakettiği yeri alması gerekiyor.
Anınıza Koyayım
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Ekim 27th 2009 12:09 tarihinde gönderildi
Bilmeyen yoktur, Yıldırım Akbulut bir gün Azerbeycan’a gidiyor. Toplantının sonunda Azeri lider kadehini kaldırıyor; “Beyler, çok güzel bir toplantıydı. Hepinizin anısına koyayım” diyor. Yani bu gece anılarınızda kalsın anlamında. İşte ben de, o derbiyi, o geceyi bize yaşatan herkese teşekkür ediyorum. Anınıza koyayım.
Dünyanın derbisi…
Kıtaların derbisi…
Kainatın derbisi…
Kıchımın derbisi…
Göz var, izan var, internet var, teknoloji var, rakamlar var.
Ve hala kandırıyorlar…
Gavurun maçını 600 milyon hane izlemiş, seninkini kim izlemiş?
4 hane.
Babaannen, kaynın, eltin, görümcen.
Adamlara holigan diyorsun, barbar diyorsun, atılan şişe sıfır, senin hakemin kafasına zum yapıyorsun, ne var?
3 dikiş.
Peki adamlar kibar veya kültürlü oldukları için mi bir şey atmıyorlar?
Yoksa, tecavüz, kürtaj, uyuşturucu, adam öldürme oranı senin bilmem ne katın olan bir ülke, bir şeyden mi tırsıyor da atmıyor?
Kameramanı kafasına da votka şişesi atmışlar, ulan peki kameramandan ne istediniz diyorsun…
Kendi spikeri bile “Derbi maçında olur bunlar” diyor.
Hakeme maaş veriyorsun, Arda’ya da trilyonluk ceket…
Sonra gol ofsayt, penaltı penaltı değil, maçı niye iptal etmedi diyorsun.
Sünnetsizler öğlen sıcağında maç yapıyor, pas hatası yok…
Senin haspaların, en güzel akşamı bloke etmişler, 3 pas yok.
River-Boca maçı, Arjantin iflas etti diyorsun, orada hayvanlar gibi yaşanıyor diyorsun…
Seninkiler insan müsveddesi bile değil, daha maçı bile beklemeden yaban domuzu gibi birbirine giriyor.
Yahu maç öyle gergin ki, arkadaşım bile Arda’nın pozisyonundan sonra elinde çay varken eşine çelme takıyor.
Ha, bir de adamlarda sınırsız klas yabancı var diyorsun…
Sen kulübende Brezilya Milli Takım sol beki, İspanya forveti, Premier Lig oyuncusu bekletiyorsun.
Bu derbi neye benziyor biliyor musun?
Var mısın yok musun da hep Brad Pitt gibi herifler, fondöten prensesler yarışır.
Yahu o yarışmada bir tane başı bağlı kız veya bir Kürt genci yarışamaz mı? Bir tane içimizden bir insan yarışmaya başvurmamış mıdır? Ulan hep mi güzel bizim insanımız? Hiç mi yamuğumuz yumuğumuz yok bizim? Derbimiz gibi herşeyimiz dünyanın en iyisi mi?
Sen hiçbir şeyi pazarlayamıyorsun. Derbiyi pazarlıyorum zannediyorsun, fakat içi bomboş. Sadece kavga var, gürültü var. Zaten yurtdışında izlese izlese WWF seyircisi izler bizim maçı. O da şov zanneder gerizekalı.
Bir de sen elini korkak alıştırmışsın, elin Baroni’si, Keita’sı, Lugano’su, gelip burada dayılık taslıyor.
Arda’yı, Emre’yi yaşken eğmen lazım, adamlar Kurtlar Vadisi – Süperlig gibi dolaşıyor.
Sonra toplum yozlaşıyor çünkü o 20 yaşındaki Arda’nın kıçı arkada, gıdısı önde yürüyüşünü, kıyafetini, tipini örnek alıyor.
Ben ne Fenerbahçe’deyim, ne Galatasaray’da…
Ne taktiğinde, ne pozisyonunda…
Zaten 10 senedir skor da belli..
Fakat hala inanamıyorum…
Hakemin kullanması gereken en önemli organını yaralıyorsun, sonra müthiş derbi başlasın diyorsun.
Yahu sıkıyorsa mahkemede hakimin kafasına bir şey atsana?
Bakalım duruşma nerede başlıyor?
Peki bir futbol maçı ne zaman iptal olur, başlar ya da başlamaz? Onu da yaz kitaba.
Mesela de ki, 3 dikişe başlar, 13’e başlamaz.
Yağlı kazık ile başlar, iğdiş edilirse 15 dakika durur.
Her zamanki gibi boşuna konuşuyoruz, boşuna…
Terörist şu an elini kolunu sallayarak geziyor, hakemin kafasına sadece ufak bir şişe atsan seni nasıl hapse sokabilirler ki?
Cem Garipoğlu bile belki şu an “Ben teröristim” dese yırtacak, sen hala bana Güiza diyorsun, Elano diyorsun, Aydın diyorsun, hala 4-3-3-1-2-1 diyorsun..
Biz, boşuna yazıyoruz, çiziyoruz, boşuna…




Son Yorumlar