Hexagoal Eskişehir’de
Fark etmişsinizdir, blog ile çok fazla ilgilenemiyoruz bu aralar. Ama bloga ara verdik diye futbola ara vermedik tabi ki. Cumartesi günü Murat’la Eskişehir’deydik, EsEs – Beşiktaş maçını yerinde izledik. Uzun uzun maç yazıları, analizleri bizi de, bizi okuyanları da bayar. Hem o analizi bakkalından terzisine herkes yapıyor zaten. Hıncal’dan da iyi yapıyorlar Allah’ı var. Neyse, maçı yazmaya gerek yok da, gördüklerimizi yazmak lazım.
Ben Eskişehir halkına hayran oldum. Şehirsel futbol sevgisi nedir, yöresel futbolun gelişmesi derken neyi kastediyoruz, merak eden gitsin görsün. Bursa halkı ile birlikte ders veriyorlar tüm Türkiye’ye. Tramvayların elektronik ekranlarında “Es-Es’e Başarılar” yazıyor, herhangi bir cafe’ye oturmak istediğinizde Es-Es maçı var izlemeyecekseniz almıyoruz diyor görevli kız, yaşlı amcalarda teyzelerde Es-Es forması… TSL’de takımına bu kadar aşık 10 Anadolu takımı olsa devrim yapar Türk futbolu devrim. Öyle sempati duydum ki, Eskişehirspor’un kaybettiği 2 puana üzüldüm bir Beşiktaşlı olarak. Maçın hakkı beraberlikti.
Bir de gönül istedi ki, madem Anadoluya maç izlemeye gidecek kadar futbolu izlemeyi ve yazmayı seviyoruz, neden bizim de basın kartımız yok? Çok mu hayalperestiz?
Bu arada Eskişehir yoluna sohbetiyle keyif katan Ali Abi’ye sevgiler, saygılar.
Murat, Ali Gültiken, Mert
Futbol Ekranı
Murat tarafından, Futbol Ekranı kategorisi altında, Ekim 23rd 2009 15:28 tarihinde gönderildi
| 23 Ekim Cuma | |||
| 20.00 | Trabzonspor | Kayserispor | LİG TV |
| 21.30 | Bayer Leverkusen | B. Dortmund | TRT 3 |
| 24 Ekim Cumartesi | |||
| 14.45 | Wolverhampton | Aston Villa | SPORMAX |
| 16.00 | Bursaspor | İstanbul Belediye | LİG TV |
| 16.30 | Bayern Münich | Frankfurt | TRT 3 |
| 17.00 | Tottenham | Stoke City | SPORMAX |
| 19.00 | Atletico Madrid | Mallorca | NTVSPOR |
| 19.30 | Chelsea | Blackburn | SPORMAX |
| 20.00 | Bordeaux | Le Mans | KANAL A |
| 20.00 | Eskişehirspor | Beşiktaş | LİG TV |
| 21.00 | Sporting Gijon | Real Madrid | NTVSPOR |
| 22.00 | Rennes | Montpellier | KANAL A |
| 23.00 | Sevilla | Espanyol | NTVSPOR |
| 23.30 | Atletico Mineiro | Vitoria | SPORMAX |
| 25 Ekim Pazar | |||
| 13.00 | CSKA Moscow | FC Moscow | SPORMAX |
| 16.00 | Liverpool | Manchester United | SPORMAX |
| 16.00 | Siena | Juventus | NTVSPOR |
| 18.00 | Lens | Toulouse | KANAL A |
| 18.15 | West Ham | Arsenal | SPORMAX |
| 18.30 | Schalke 04 | HSV | TRT 3 |
| 20.00 | Fenerbahçe | Galatasaray | LİG TV |
| 20.00 | Internacional | Gremio | SPORMAX |
| 21.15 | River Plate | Boca Juniors | NTVSPOR |
| 22:00 | Marsilya | PSG | KANAL A |
| 23.00 | Barcelona | Zaragoza | NTVSPOR |
Neden Brezilya’da Sol Bek de Bizde Forvet ???

Maçın devre arasına kadar dayanabildim,ama maç sonunda skor ne olursa olsun görüşlerim değişmeyecek. Tamam Andre Dos Santos Brezilya milli takımında oynuyor hemde son 8-10 maçtır banko. Fakat izlediğimiz maçlarda bu adam “sol bek”. Evet soru burdan çıkıyor Daum bu adamı hangi akla hizmet Fenerbahçenin forvete en yakın oyuncusu olarak oynatıyor haftalardır. Birisi bunu bize anlatsın… Maçtan sonra devam edicez…
.
.
.
.
Daum-Dun Futbol
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Ekim 22nd 2009 8:51 tarihinde gönderildi
İki laz fıkrası birden; Bir kaleci maçtan sonra arkadaşını aramış; “Ya hocam, ben bir gol yedim de, bir bakar mısın, gol barajın neresinden geçti?” Başkan da “Hayırlı olsun” demiş. Bunun üzerine teknik direktör, “Ben Tabata’yı alın demedim ki, iyi futbolcu dedim” demiş.
Fenerbahçe’yi ve aurasını anladığım gün, herşeye tövbe edeceğim.
Şimdi, Galatasaray’ı iyi-kötü tartışırsın. Dersin ki mesela, yahu bu takım 4 atıyor, fakat 3 yiyor, Ayhan yoruluyor, yerine Barış’ı koyalım dersin. Galatasaray 4-3-1-2’e dönse daha iyi olur dersin. Hatta Sabri forvet oynamalı da diyebilirsin.
Yani detaylara inersin. Galatasaray birşeyler oynuyor, fakat 1-2 aksiyon şart dersin.
Fakat Fenerbahçe öyle değil ki…Daha fundamental problemleri çözemiyor ki Fenerbahçe, detaylara insin.
8 haftadır sanki Fenerbahçe dan-dun top oynamıyormuş gibi (Gençlerbirliği maçı için sözümüz meclisten dışarı), onu bırak sanki 18 yıldır Fenerbahçe her rakibini eziyormuş gibi (88-89 sezonu hariç), tüh 9da9 yapamadık deniyor.
Bakın ben size halk dilinde 9 haftanın futbolcu analizini yapayım, niye yenildiğini anlarsınız.
Eskiden TRT1’de Mustafa Yolaşan’ın Pazar programlarında Harlem’in maçları olurdu. Böyle Amerikan bayraklı şortlu hoplayıp zıplayan, potanın tepesinde dolaşan 5 tane kavruk tip. İstedikleri zaman üçlük atar, istedikleri zaman adam geçerlerdi. Aha, onlardan biri Colin Kazım. Sağ tarafta kendi kendinin sağından atıyor, kendinin solundan geçiyor.
Eskiden, ve hala öyle, mahallede maç olur, bir kişi kesin eksiktir. Hüseyin Amca’yı çağırırsın, gelir, sağa sola devamlı “Koşun gençler, pres yapın” der, kendi hiç koşamaz. Yanından vızır vızır geçerler, bir de muhakkak keldir. Aha, bu da Roberto Carlos.
Maçtan önce ısınırsın. Karşı tarafta bir oyuncu vardır. Topu ensesinde, antrikotunda sektirir. Maç başlar, buna bir yatarak girerler, bir daha maça da gelmez. Bu da Dos Santos.
İyi topçu diye maça özel birini getirirsin. Adam forvete geçer, hiç konuşmaz, sittim sene geri gelmez. Maç biter, arabasına atlar gider. Bu da Güiza.
Bir de, bütün bunların başında biri olur. Organizasyonu o yapar, top onundur, sahayı o ayarlar ve adamları o bulur. Eğer adamla iyi geçinmezsen, seni bir daha çağırmaz. Eğer damarına basarsan, seni siler. Eğer bir şekilde bağın yoksa, sittim sene seni bir maçta oynatmaz. Çekirdeğini parçalarsın, adamın inadını kıramazsın. Bu da Erol Taş değil, herhalde.
Bu kadar kişiye, bu kadar cins insana, bu kadar yanlış transfere rağmen 8’de 8 büyük başarıdır, kıymet bilmek gerekir.
Fakat, nerede?
Türk insanı işte…
Ne kıymet bilir, ne de ne olacağım der…
1. Çinko
Emrah tarafından, Emrah Öner, TSL kategorisi altında, Ekim 20th 2009 16:14 tarihinde gönderildi

Yıllar evvel, Nouma o meşhur hareketini yaptığı zaman, şöyle demişti. “Bütün memleket eli şeyinde geziyor, ben de bunun geleneksel olduğunu düşündüm”.
Haklıydı, çünkü 3 yaşında amcasına pipisini gösterten,
6 yaşında Sultanahmet’te, herkesin ortasında çocuğunun donunu değiştiren,
36 yaşında sokakta, otobüste, alışveriş merkezinde önce şeyini, sonra burnunu karıştıran, sonra elini ağzına sokan, simgesel anlamını hiç bilmeden maçta, hastanede, camide, elinin baş parmağını, her daim işaret ve orta parmağının arasına sokup sallayan bu ırkın Nouma’ya verdiği ceza bence çok ağırdı.
Çünkü;
Biz yatılı okullarda, soyunma odalarında bu şakalarla büyümüştük…
Biz nice Mehmet Ali Erbil hayvanlıkları ile büyümüştük…
Biz ayakkabı temizleyen, timsah yürüyüşü yapan gol sevinçleri ile büyümüştük…
Fakat bu görüntü…
Sanki Hollanda Ligi’nden alınmış bi görüntü gibi.
Bu espri, şaka falan da değil. Yani Nouma en azından birşey anlatmaya çalışıyor.
Üstelik, Veysel hatırlamıyorum diyor. Necati ben hissetmedim diyor. Mehmet Özdilek, önemli birşey olsa ben bilirdim diyor.
Soyunma odasında önemli birşey olsa, ben de bilirim Mehmet Özdilek.
Herkes senden, benden önce bilir zaten..




Son Yorumlar