Aslantepe “Kıro”nikıls
Emrah tarafından, Emrah Öner, TSL kategorisi altında, Şubat 25th 2011 15:22 tarihinde gönderildi
Ben geçen cumartesi ilk defa Ali Sami Yen Kompleksi’ne gittim, bazı notlar almışım.
Onları paylaşayım.
Bir kere öyle herkesin abarttığı gibi kompleks bir durum yok. Stat zaten çok merkezi bir yerde. Stat diyorum, çünkü o firmanın ismini tövbe ağzıma almam. Stada araba ile gitmene hiç gerek yok. Metro bambaşka. Her vagonda 1000 tane aslan parçası, sabuna giden Yahudi treni gibi gidiyor. “Duvara vurmayın ulan” diye anons yapan makinistten tutun da, megafonu gırtlağına sokmuş görevliye kadar her cins var. Mecidiyeköy durağına dikkat. Orası Habur sınır kapısı. Kapılar açıldığında hangi pozisyondaysan, öyle stada devam.
Evde inşallah bir şeyler yemişsindir. Yemediysen ya metroda fort yersin, ya da statta rüzgar. Yemek için en yakın yer, Sanayi. Akşam zaten her yer kapalı. İçerde çekirdek 3 Pound, sosisli 10 Euro, bilgine. Tuzlu bir şey yeme, susarsın. Birazdan niye su içmeyeceğini anlatacağım.
Seyrantepe’nin gündüzleri sıcak ve kurak, geceleri soğuk ve yağışlı geçer. Bazı statlar gibi yalancıktan ufo yok. Stat, direkt alttan soğutmalı, üstten dondurmalı. Oralara üstünüz ince giderseniz, Seyrantepe’nin size kalın bir cevabı olur.
Diyelim erken geldin, koltuğuna oturdun, tuvaletin geldi. Ulan tuvaletin nasıl gelir? Çıkmana ihtimal yok. Çünkü koltuklar popo algoritması üzerine dizayn edilmiş. Mesela yanındaki abide 3 lopluk bir popo var, sende de 2 lop, eder 5 lop, 5 lop bölü 2 koltuk, koltuk başına 2,5 lop. Hiçbir yere çıkamazsın. Ya devre arasına kadar oturacaksın, ya da yanına oturak alacaksın.
Koltuklar XS. Sen mi koltuğa oturuyorsun, koltuk mu sana oturuyor, yanındaki senin kucağında mı oturuyor belli değil. Zaten millet geç geliyor. Geç gelince, Dilbazlar sineması gibi, herkes birbirine değdirerek yerine geçiyor.
Her yerde kuyruk var. Bilet kuyruğu var, otopark kuyruğu var, sosisli kuyruğu var, pisuar kuyruğu var. En iyi yanı, pisuar kuyruğunda sosisli alabilirsin. Bkz. “Büfe WC”.
Diyelim dakika 70 oldu. Emre Çolak gibi hep hazır olman lazım. Önünü ilikle, bereni tak.
Dakika 75, stattan şimdi çıktın, çıktın. Sabri’den daha hızlı olman lazım. Yoksa metro suratına kapanır. Senden önceki 500 kişiyi sağından atıp solundan geçtin, akbili bastın, welcome to Aslantepe Metro. Metro suratına kapanırsa, hanıma haber ver sahura çorba yapsın.
Herkesi geçtin, e sarı çizginin en önüne gelmen lazım. Eğer çok gelirsen, arkadan bir koyarlar, kendini raylarda bulursun. İyisi mi sen önüne rakip takımdan birini al. Fenerbahçe maçı da yaklaşıyor. Sen önüne kimi alacağını daha iyi bilirsin. Alimallah önüne önlem almazsan, yukarıdaki direkt seni yanına alır.
Bunların hepsi hallolur, fakat esas sıkıntı şurada;
Galatasaraylı zannediyor ki, zamanında Fenerbahçe’nin yaptığı gibi, anında yeni stadında anında hem gelir, hem başarı sağlayacak.
Yahu arkadaşım, Fenerbahçe o stadı açtığında, takımın başında Mustafa Denizli, ilk 11’de Revivo-Rapaiç-Anderson vardı.
Sende ne var?
Veya ne yok ki?
Sende Alex yok, Revivo yok, Rapaiç yok, Anderson yok, Yusuf yok.
Sende Misimovic bile yok.
Çıkıp bir tane maçı alacak, bir tane ara pası atacak adamın yok.
Sende eskisinden daha psikopat Hagi var, MTV Kazım var, Mustafa Sarp var, Aydın var, Emre Çolak var, Serkan var.
Ya bu adamlar sana nasıl 3 puan kazandırsın?
Ya bu adamlar sana nasıl futbol zevki versin?
Ya bu adamlar sana nasıl kombine sattırsın?
Ya aslında en güzelini atalarımız demiş..
“Ulan 10.takımın açılışı mı olur?”
Bir İşide Doğru Yapın !!! #2
Murat tarafından, Türkiye Kupası kategorisi altında, Ocak 28th 2011 17:04 tarihinde gönderildi
Federasyon Türkiye kupası konusunda saçmalıklarını seriye bağladı gidiyor. Saçmalama saçmalama üstüne. Geçen sene de yazmıştık “Bir işide doğru yapın” diye ama değişen tek şey seneler…
Yıl 2011 Türkiye Kupası çeyrek final eşleşmelerine bak; Aynı gruptan çıkan takımlar yine gruplardaki rakipleri ile eşleşiyor. Hemde tamamı.
Çeyrek Final;
Beşiktaş – Gaziantep Belediye
Gaziantepspor – Galatasaray
Gençlerbirliği – Bucaspor
İstanbul Belediye – Kasımpaşa
Valla komik, tabi ağzınla gülersen…
Agresifim, kompileksliyim, çünkü Fenerbahçeliyim…
Emrah tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Ocak 20th 2011 14:54 tarihinde gönderildi
Dedim ki, bir hafta hiç bir şey yazmayayım.
Araya Türk Telekom Arena Adnan Polat Kompleksi’ni soktum, TOKİ’yi, Başbakan’ı yuhalattım, Samsun’a hazırlık maçı ayarlattım.
1 hafta geçti.
Yine sessiz kaldım.
Çünkü; örfümüzde vardır, daha merhumun 7si çıkmadan arkasından sallama derler.
Gerçi, yine örfümüzde vardır; Sen ananı, babanı gömersin, eve gidip ağlamak istersin.
Eve bir gelmişsin, 100 kişi eliyle ayağıyla pilav yiyor.
Biri bağırıyor oradan, “Ayran kaldı mı, ayran?”
Ev, cenaze evi değil, sanki Hindistan göçmen bürosu.
Bir hafta tüm aksakallıları okudum.
Bir hafta tüm spor adamlarını seyrettim.
Bir hafta tüm sitelere girdim.
Hanım evde yoktu, başka sitelere de girdim.
Özet şu;
Bu memlekette hala “Caner olmasaydı şu olurdu” diyen duayen var.
Bu memlekette hala “Fener’in kanatları şöyle olsaydı şöyle olurdu” diyen spor yazarı var.
Bu memlekette hala “Aykut değil de şu olsaydı şöyle olurdu“ diyen adam var.
Bu memlekette hala 4-3-5-8-1 diyen büyük baş hayvan var.
Sonra diyorlar ki, yıpratıcı forvet Emrah Öner çok agresif yazıyor…
Ulan 30 yıldır mı Caner mi oynuyor da beni söyletiyorsunuz?
Ulan 30 yıldır mı Andre Santos sol bek, Selçuk ön libero, Mehmet Topuz sağ açık?
Ulan 30 yıldır mı Aykut Kocaman var?
Ulan biz Roberto Carlos ile, Ortega ile, Anelka ile kupalar kazandık da, her takımı ezdik de, bu sene Baroni yüzünden mi ezemedik?
Hadi 15 yıldır Aziz Yıldırım yüzünden kazanamıyoruz, peki diğer 15 yıl Saddam yüzünden mi kazanamadık? Yoksa Gargamel mi? Tanita Tikaram mı?
Ben 30 yaşındayım arkadaşım.
30 senedir de kupa almamışız.
Öyle bir yazı yazarım ki, Volterenspor bile utanır.
Çünkü bu olay 15 senelik Galatasaray’ın şampiyonsuzluğunu da geçti, 25 senelik Trabzon olayını da.
Ben senede 50 tane Fenerbahçe maçı seyrettim.
Toplamda eder sana 1500 maç.
Kaçını rahat seyrettin deseler?
Sadece 88-89 sezonundan 50 maç, hadi 90 maç da sen koy, 10 tane de Kadıköy’deki Galatasaray maçları.
Eder 150 maç.
Geriye kalır 1350 maç.
Bir Fenerbahçeli eğer 30 senede 1350 maçta sıkıntı yaşamadıysa yalan söylüyordur, fanatiktir, içkilidir, sağlıklı düşünemiyordur, ya da zaten ölmüştür.
Ben 1350 maç diyorum, sen hala Yeni Malatyaspor diyorsun.
Adamlar sana kupada, ligde, hazırlık maçında, banyoda, hamamda 1350 maçtır basıyor, sen hala Sergio’yu, Simao’yu, Selçuk’u, Ali Bilgin’i alıyorsun.
Adamlar sana 1350 maçtır pres yapıyor, sen hala Ali Nail’i, Benhur’u, Özer’i, Güiza’yı, Maldonado’yu, Baroni’yi alıyorsun.
Adamlar senin 1350 maçtır pestilini çıkartıyor, sen hala Deniz Barış, Erhan Albayrak, Kezman, Murat Hacıoğlu, Cem Karaca, Oktay Derelioğlu diye adam alıyorsun.
Adamlar senin 1350 maçtır ayağını kırıyor, kafanı yarıyor, sen hala Yugoslavya’dan, Güney Amerika’dan Sütlü Nuriye alıyorsun.
Ha, bir de şu var.
Bu sayı 1350 değil, belki 750 olabilirdi.
Lakin çok geç kaldın, çünkü senin artık bir Aziz Yıldırım’ın var.
Adamlar artık sahada 11 kişi değil, senin başkanın yüzünden 22 kişi basıyor.
Peki niye hep kupada kaybediyorsun?
Adam sana 4 katı basıyor, çünkü hem Aziz Yıldırım var, hem tek maç.
Bir de diyorlar ki, olay psikolojik.
Fenerbahçe, sanki ligde deplasmanda 30 senedir yeniyor da, bir tek kupada yenemiyor.
Ben hatırlıyorum, Galatasaray Barcelona’ya, Milan’a, P.S.G’e çakardı, derlerdi ki “Galatasaray, hafta içi başka canım”
E canına oturduğumunun, adamlar Türkiye’de dönerlerdi, Beşiktaş’a 3, Fenerbahçe’ye 2, Trabzon’a 5 atarlardı. O nasıl oluyor?
Son söz…
Diyebilirsin ki…
Real Madrid de, Milan da, Liverpool da yüzlerce adam alıyor ve başarılı olamıyor kardeşim. Sırf bizi mi görüyorsun?
Bir kere, ben senin kardeşin değilim, bu bir.
Ben o adamları 30 senedir izliyorum, en fazla 10 maç ezik oynamışlardır. Bu iki.
Topçamspor bile senin ceza sahanda top oynuyor, ne transferi, ne Milan’ı. Bu üç.
Yahu “Emrah Öner’in ebesine yoğurtla hücum edeyim” diyen antu.com bile adam oldu, sen olamadın ey kıçında Fenerium donu olan kombineli! Bu da dört.
Hepimiz Kazız, Hepimiz Kazım’ız
Murat tarafından, Emrah Öner kategorisi altında, Ocak 7th 2011 19:17 tarihinde gönderildi

Şimdi biri Aziz Yıldırım’a “Aziz Başkan, Galatasaray’ın başına geç, istediğin gibi kulübün içine et, ya da en azından bildiğin gibi yönet” dese, sana yemin ediyorum, Aziz Başkan;
Serdar Özkan’ı alır,
Jo’yu alır,
Dos Santos’u alır,
Leo Franco’yu alır,
Ali Turan’ı alır, 6 ay oynatmaz, oynatınca da sağ bek oynatır,
Mustafa Sarp’ı alır,
Gökhan Zan’ı alır,
Iorfa’yı alır,
Sarr’ı alır,
Pino’yu alır,
Carrusca’yı alır,
Christian’ı alır,
Lincoln’ü alır,
Elano’yu alır,
Bratu’yu alır,
Barusso’yu alır,
Tolga Seyhan’ı alır,
Berkant’ı alır,
Volkan Arslan’ı alır,
Caner’i alır,
Cihan’ı alır,
Murat Sözkesen’i alır,
Mehmet Güven’i alır,
Mehmet Bölükbaşı’nı alır,
Kaleci Orkun’u alır,
Kaleci Aykut’u alır,
Orhan Ak’ı alır,
Serkan Kurtuluş’u alır,
Servet’i alır,
Volkan Yaman’ı alır,
UEFA’da son dakikada Hasan Şaş’ı oyuna sokar,
Sabri’yı kaptan yapar,
Hagi’yi getirir, aynı anda Tugay’ı getirir,
Misimović’i alır, 6 saat sonra geri gönderir,
Stadı 50 yılda bitirir,
Forma skandalı yapar,
Tromso’ye elenir,
Karpaty Lviv’e elenir,
Nonda’yı satar,
Keita’yı satar,
Su Ada’yı satar,
Riva’yı satar,
Revivo’yu alır,
Baljiç’i alır,
Bülent Korkmaz’ı alır,
Skippe’yi alır,
Tanju Çolak’ı alır,
Yıldo’yu alır,
Gökmen Özdenak’ı alır,
Ama Colin Kazım’ı nah alır.
Der ki, “Ulan Adnan, Colin Kazım’ı da alırsak Fenerbahçeli olduğumuzu anlarlar. Sen bana bari Necati’yi getir. Bir de tuvalet kağıdı getir.”
“En”
Emrah tarafından, Emrah Öner, TSL kategorisi altında, Ocak 5th 2011 18:03 tarihinde gönderildi

Bu da benim “en”lerim.
En sopalık futbolcu,
Fábio Alves da Silva “Bilica”.
En alakasız transfer,
Fatih Tekke.
Hepimizi en yıpratıcı forvet,
Batuhan Karadeniz.
En iyi çıkış yapan,
Galatasaray U17 seyircileri.
En taş doping,
Fenerli Diana Taurasi.
En iyi transfer,
Sergen Yalçın – Türkiye Radyo Televizyon Kurumu.
En iyi gol,
Bülent Uygun’un Bucaspor’a bacağı ile attığı gol.
En bomba demeç,
“Ben düğüne gelmem demiyorum, Ali Şen gelirse gelmem diyorum.”
En samimi demeç,
“Ulan Arda, işkembe mi içiyorsun?”
En her gübreden çıkan ama sıfır elde var sıfır,
Arda Turan.
En genç futbolcu,
İbrahim Üzülmez.
En yaşlı futbolcu,
Christian Baroni.
Yangında ilk kurtarılacak futbolcu,
Alex de Souza.
En karizma,
Ricardo Quaresma.
En iyi Aykut Kocaman,
88’deki Aykut Kocaman.
En müzelik teknik direktör,
1960 model Rolls-Royce Schuster.
En tatlı acı badem,
Fenerbahçe Acıbadem.
En salak,
Türkiye Ligi’ni takip ettiğim için, ben.
İkinci en salak,
Fenerbahçe’yi takip ettiğim için yine ben.



Son Yorumlar