Güney Amerika’da Gazeteci Olmak

Bugün sabaha karşı Şili’de oynanan Union Espanola – Velez Sarsfield maçı sonrası basın fotoğraflarını göndermeye çalışıyor.

Basın

,

Yorum yok

Spiker Rezaleti

İlker YasinDünkü Beşiktaş – CSKA maçını anlatan bir spiker var mıydı? Konuşuyor muydu İlker Yasin, siz sesini duyuyor muydunuz? Heralde Holosko sahada rahatsız oldu İlker Yasin’in HOLOŞKO deyişinden, sakatlandı çıktı çocuk.

Kim ne derse desin, biz maç anlatımı konusunda ülke olarak çok ama çok kötüyüz. Bir bakış açısıyla şu soru sorulabilir; “Sporda hangi alanda geride değiliz ki? Kaç futbolcumuz Avrupa’da futbol oynuyor? Şampiyonlar Liginde maç yöneten 1 hakemimiz var mı? Başkanlık sistemimiz, scout sistemimiz, alt liglerimiz, TV maç yayın kalitemiz vs… Hangisi Avrupa seviyesindek ki spikerlerimiz Avrupa seviyesinde olsun?“. Olsun! Bunca iletişim fakültesi, bu kadar spor kanalı varken, iyi birkaç spiker yetiştirmek çok mu zor? Beklenti büyük değil ki; tarafsız ve dozunda heyecanlı bir anlatım, rahatsız etmeyen bir ses tonu ve maçta verilecek doğru bilgiler. Çok mu zor?

İlker Yasin: Türkiye’nin en kötü spikeri! Artık duayen olduğu için kendisine duyulan bir saygı var ama, heyecansız ve vurgusuz anlatımı İlker Yasin’den bıktırdı. Dünkü Beşiktaş maçının reytingini %20 azaltmıştır.

Emre Tilev: O da en kötülerden. Aşırı taraflı maç anlatıyor. Herhangi bir Avrupa kupası maçında faul olmayan bir pozisyonda bile “Çok ama çok sert bir hareket, sarı kart gerektiriyor” yorumunu duyabiliyoruz. Ses tonu da kötü. Koskoca bir maç boyunca Ernst’e “Alman Ernst” demesini unutmam.

Ercan Taner: İlker Yasin’in amcasının oğlu. O da bu işe yıllarını verdi, hepimizde hatırı vardır. Ancak aşırı vurgulu ve bağrış çağrış maç anlatımı, özellikle de kötü ses tonu en büyük handikapları.

Ertem Şener: Bir spiker anlattığı maçtan çok bilgi veriyorsa, sıkıntı var demektir. Bir maç boyunca Evra’nın ayağına her top geldiğinde “Evet Evra, 23 kardeşi var” demişliği vardır.

Melih Şendil: Deeeeeelgaaaaadooooo, Booooboooooooo diye bağırması yüzünden kısık sesle maç izliyoruz.

Gökhan Telkenar: Gökhan Telkenar da aşırı abartılı anlatanlardan. Bir de ses tonu çok kötü. Pirlo’ya Pırlo der.

Sabri Ugan: Garip ve yersiz mizah anlayışı ve aşırı taraflı anlatımı (Türk takımı için maç boyunca bizimkiler der) rahatsız edici.

Hiç mi iyi yok derseniz; Ersin Düzen, Güntekin Onay, Ali Okancı, Murat Kosova ve Fransa Ligi maçlarını sunan neredeyse tüm Kanal A spikerleri oldukça başarılı.

Son olarak Okay Karacan’a saygılarımı sunuyorum. Onun anlattığı maçları izlemeyi özledik…

, , , , , , , , , , ,

Yorum yok

İç Türbülansın Altı Derecesi

Dream Theater, Six Degrees of Inner Turbulence adı altında 6 tane mental hastalık sıralar. Bunlar, manik-depresif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, şizofreni, doğum sonrası depresyonu, otizm ve kimlik çözülmesi rahatsızlığıdır. Bunların örneklerini görmek için 6 sene Tıp’a gitmeye gerek yoktur, sadece Lig’imizi takip etmeniz ve özellikle tok karnına Bursaspor – Diyarbakır maçını izlemeniz yeterlidir.

House dizisini seyreder misiniz bilmiyorum.
Biz ailecek delisiyiz.
Doktor dizisi ya, bir de deliyiz ya, yanımıza marul, havuç, yer elması, keten tohumu falan alırız, televizyonun karşısına geçer, pür dikkat seyrederiz.

Bilmiyorsanız, dizide kıl bir doktor vardır, örneğin hasta beyninde tümör ile gelir, ilk önce Dr.House ciddiye almaz, fakat dosyalara göz atınca bir bakar ki hastanın endoplazmik retikulumu Krebs çevrimini etkilemiyordur, veya RNA’sı yeterince ele gelmiyordur, şaşırır, sevinir, hemen dosyayı alır ve hastayı tedavi etmeye başlar.

Daha sonra daha ilginç şeyler bulur, bir bakar ki adam hamileymiş, eski karısının bağırsaklarında ayakkabı varmış falan filan.

Şimdi ben Türkiye Süper Lig’i dosyasını alsam, bu doktora götürsem, desem ki; bizim Lig’imiz çok iyi bir Lig, Avrupa’nın en önemli takımları burada, dünyanın en iyi derbisi her sene burada, son kullanma tarihleri geçmiş oyuncu hiç yok, statlar her maç ful, trilyonlar dönüyor, fakat;

Bu Lig’inin en çok eleştirilen takımı Fenerbahçe 7 haftada lider, üstelik Avrupa’da bile 7’de 7 yapan tek takım yine Fenerbahçe,
Öve öve bitiremediğimiz, UEFA kupası şampiyonluğu döneminden bile iyi denilen Frank Rijkaard’ın Galatasaray’ından da 2 puan önde,
Zaten geçen sene de Galatasaray için hem UEFA, hem Lig garantiydi, nedense 5. bitirdi,
Yine geçen senenin 2 kupa sahibi, bu sene 12. sırada,
Bu senenin gol kralı Nonda aslında bir yedek,
Güiza’nın gol sayısı Egemen ile aynı,
Ligimizde 8.5 milyon Euro’ya bek var,
Trabzon gibi bir yere, heyecanlanınca devamlı ishal olan futbolcuyu nasıl transfer edersin?
Ankaraspor diye bir takım var mı, onun başkanı bir Gökçek ama hangi Gökçek, Gökçek Wederson mu belli değil, kimse niye konuşamıyor?
Üstelik adamları küme düşürsen, adamlar seneye tekrar gelse ne diyeceksin?
Ahmet Gökçek’e 3-5 ay hak mahrumiyeti veriyorsun, bu adam da tekrar gelse yine aynı şeyi yapmaz mı?
119 saniye küfür edince ceza yok, 119 kere 119 saniye edince adına taraftar desteği mi deniyor?
Barcelona – Mallorca maçına 38.86 Euro veriyorsun, Fenerbahçe – İBB maçına 55 TL veriyorsun, daha sonra Hanya – Konya maçından dolayı 44 TL’e iniyor, bunlar nasıl oluyor?
Aziz Yıldırım’ın gıkı çıkmıyor, adama niye küfür var?
Etoo’ya, Tim Howard’a, her türlü kavruk adama ırkçı sözler yasak, pankart açmak yasak fakat Diyarbakırspor’a PKK diye bağırınca maç niye devam ediyor, diye sorsam;
Sizce adam inceler mi?
İnceler.
Hatta incelemekle kalmaz, diziyi bırakır, gelir buraya tezini yazar, makalesini yayımlar.
Hele ki, o Bursa maçı olaylarını, oğlunu ve yeğenini korumaya çalışan adamcağızın görüntülerini, o delilikleri görse ellerini ovuşturur, koşarak gelir.
İşler burada iyi, kriz yok diye.

Burada on binlerce manyak var diye.

Pardon, kendini bilmez bir kaç taraftar var diye.

Kabullenelim.
Biz futbolu olayını falan sevmiyoruz.
İşin komiği biz futbolun aksesuarlarını bile sevmiyoruz.
Çünkü futbol muhabbetini veya futbolu sevsek, içkimizi, pizzamızı, arkadaşlarımızı, sevgililerimizi alırız, formamızı giyeriz, Pazar günü bütün maçları seyrederiz.
Biz tuttuğumuz takımı seviyoruz, bir de halı sahada çalım atmayı seviyoruz.
Biz takımımızı sevdiğimizi söylüyoruz, fakat maça da gitmiyoruz, bir adet atkı bile almıyoruz.

Bunun en güzel karşıt örneği malesef Amerika…
Bir ırk, her maç yenilse de, o sezon kötü olsa da, genci, yaşlısı, çoluğu, çocuğu, bebeği, her maça formalarını giyer giderler mi?
80 yaşında dede ve babaanne, el ele 50 sene her maça gelirler mi?
Sadece Texas Tech Üniversitesi’nin amerikan futbol sahası 55000 kişi ile her maç dolar mı?
Austin’deki Texas Üniversitesi’nin stadının rekoru, tekrar ediyorum üniversite stadının rekoru, 101 bin 297 kişi olabilir mi?
Bu maçlara gidenlerin hepsi mi zengin? Bir tane bile fakir olmayan yok mu?
Sadece üniversite mi, TV’de, filmlerde, dizilerde kenar mahallenin lise maçına kaç geldiğini izlemediniz mi?
Peki, ya senin tüm Süper Lig’in senelik seyirci ortalaması 15 bin iken, en düşük ortalamaya sahip bir devlet üniversitesinin (Oklohama Devlet Üniversitesi) ortalama seyircisi senelik 40 bin olur mu?

Evet, medeniyetin olduğu yerde bunların hepsi olur.
Daha profesyonel amerikan futbolu, profesyonel beyzbol, veya NBA’den, Premier Lig’den bahsetmiyorum, dikkatinizi çekerim.

Biz zaten daha maç seyretmeden, top oynamadan, futbol konuşuyoruz, yorum yapıyoruz.
Tribünde maça bir saniye bakmıyoruz ki, çünkü o sırada adam dövüyoruz, meşale fırlatmaya çalışıyoruz.
Biz küfür ediyoruz, koltuk, tokmak, su fırlatıyoruz, adamın kafasına gelince kahkalarla gülüyoruz, çünkü bize ceza gelmeyeceğini biliyoruz.
Biz 1453’de İstanbul’un fethine sevinirken bile yaralanmıyoruz, fakat Türkiye Madagaskar’ı eleyince 5 yaşında çocuğu bile vurabiliyoruz.

Kabullenelim…
Biz, Süper Neandertal Ligi olsa, açık ara şampiyon oluruz.

2 Yorum

Milan’a Ne Lazım?

Milan’da çöküş devam ediyor. Ölüsü her sene Şampiyonlar Liginde yarı final oynayan Milan, evinde Zurih’e yenilir oldu. Basının ve taraftarın sesi iyice yükselmeye başladı. Leonardo yolcu diyorduk, artık sadece Leonardo kesmez, Galliani de gidici.

Real’e kaptırılan Kaka aslan gibi futbol oynuyor, parasını çıkartmaya devam ediyor. Elde tutulamayan Beckham’ın eksikliği çok ciddi hissediliyor. Ronaldinho’nun tutuk olduğu her an Milan Beşiktaş’tan farksız. Forvette hala Inzaghi’ye güvenmek Milan’ın vizyonuna ters düşüyor. Yaratıcılıkta bir Pato’nun bir de Ronaldinho’nun ayağına bakmak Milan’a hiç ama hiç yakışmıyor!

Hepsinden önemlisi ise, Nesta, Kaladze, Jankulovski, Gattuso, Pirlo, Ambrossini, Seedorf vs… Milan’ın 30 yaş üstü tayfası artık hiçbir heyecan duymuyor. Ne başarıya açlık, ne de hırs var. Maç içerisinde gözlerinin içine bakın, hepsinin sanki halı sahaya adam olmadığı için son anda çağırılmış, istemeye istemeye gelmiş gibi bir havası var.

Bu takımda ruh yok. Milan’a Maldini’nin gençliği gibi 3-4 kişi lazım. Radikal kararlar ve taze kan lazım!

Maldini Gençliği

,

2 Yorum

Sıfıra Doğru Bir Adım Daha…

CSKA Moskova : 2 – Beşiktaş: 1

Denizli şöhretini 2 günde yapmadı dediği gibi, ama 2 ayda yerlere serdi. Geçen yıl G.Saray’a F.Bahçe’ye bir teşekkürü çok gördü, bu yıl ligde başına gelmedik kalmadı. Avrupa benim işim dedi, sıfırcılığa devam ediyor.

“Allah’ını seversen yanına Rüştü’yü al, eğer kandırabilirsen başkanı da al. Çünkü büyük vebal onun. Ona git deseler gitmez, onun için sen kandır “ dedim. “ Bu şöhreti kolay yapmadın ne olur yazık etme,  camiaya yazık etme, hatta akşam ekranları başında başarı bekleyen milleti  de illet etme.”

Maç analizi yapsak ne olur, Moskova ekstra bir takım değil herkes gördü. Karşısındaki takım önemli değildi  ki, Beşiktaş takım olamıyor bir türlü. Bu adamları nasıl bir araya getirdin ? Saçılan paraları geçtik sezon başından beri söylüyorum, bu takım uyumsuz. Seyrederken biraz futboldan anlayan farkına varır.

Mücadele ederler, koşarlar, yırtınırlar ama takım olamazlar. Bağlantıları sağlayacak bir kimya bozukluğu var. O karışımı 2-3 transferle hoca sağlayacaktı ki alınan adamlarla geçen yılın düzeni de bozuldu. Nihat topa vurmaktan aciz, hocamın adamı Rüştü evlere şenlik (sen de fazla kendini güldürmeden futbolu bırak, yerin büyük bu milletin kalbinde yazık olmasın.), Holosko’dan ümitliyiz parasının hakkını verecek, Tabata kulübeye çok yakıştı yanında da Serdar, Yusuf futbolu burada bırakacak zaten, vesaire vesaire… Bir tek Nobre’ye üzülüyorum, yürekli adam.

Haftaya Wolsburg maçı var Wolkswagen Arena’da. Bu takımı bozmak daha zor,  Moskova takımı gibi fizik gücüyle değil, takım olarak oynuyorlar.

Bir maç daha sıfır çektik Avrupa’da. Puanlar uçup gidiyor, paralar gidiyor transferler elde kalıyor.  Önümüzdeki maça bakacağız derler,  biz de G.Saray ve F.Bahçe maçlarına bakacağız akşama.

Related Posts with Thumbnails

, ,

5 Yorum